Bahis ve futbol: Bu nasıl sevmek?

Futbol maçları için bahse tutuşmak, 1880'lerde İngiltere'de başlamış. İngiliz işçi sınıfının futbola olan ilgisi, bahisçilikten bağımsız düşünülemez. Ufak paralarla tutuşulan bahisler, 1920'lerde kurumlaşmaya başlamış...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Futbol maçları için bahse tutuşmak, 1880'lerde İngiltere'de başlamış. İngiliz işçi sınıfının futbola olan ilgisi, bahisçilikten bağımsız düşünülemez. Ufak paralarla tutuşulan bahisler, 1920'lerde kurumlaşmaya başlamış, çok geçmeden ciddi bir ekonomi sektörü haline gelmiş. 1959'da kulüpler de pay almaya başlamış.
Son 15 yılda, endüstriyel futbolun en önemli branşlarından biri haline geldi müşterek bahisler. Avrupa çapında yıllık ciro 170 milyar avro olarak hesaplanıyor. İnternet üzerinden oynama olanağı, iş hacmini gitgide büyütüyor. Spor müşterek bahislerinde devlet tekelinin olmadığı iki ülke, İngiltere ve Avusturya, bilhassa ilerdeler. Avusturya merkezli betandwin firması, 2004-2005 sezonundan itibaren Portekiz Ligi'ne adını verdi. Şimdi de reklam için Barcelona formasına göz dikmiş durumda!
Bahis oranlarını saptayan uzmanlardan Norbert Stubits, Avusturya'da çıkan Ballesterer dergisine, 'Her gün onbinlerce kişiye karşı bahis oynadığını' söylüyor! Yıllardır doğru dürüst maç izlediği yok; zihni istatistikler, bilgisayar programları, haberler ve sakatlık raporları arasında geziyor. Her şeyden önce, takımların form eğrilerine ve iki takım arasındaki maçların evveliyatına dikkat etmeyi öğütlüyor.
Peşi sıra skandallar
Bahis endüstrisi, maçlara hile karıştırmaya dönük hevesleri azdıran bir etken. 1980'de İtalya'da Rossi'nin de karıştığı büyük skandal, erken uyarıydı. 1994 Dünya Kupası'nda kendi kalesine gol atan Escobar'ı öldürtenin, Kolombiya'nın elenmesiyle bahislerde büyük para kaybeden mafya olduğuna, ilgili herkes emin. 2004'te Almanya'da bazı futbolcuların yanı sıra hakem Robert Hoyzer'in, bahis oynanan maçlarda istenen skorun teminine bizzat yardımcı olduğu açığa çıktı. Aynı yıl İtalya'da, 19 kulüpten 34 oyuncu, antrenör ve yönetici, bahis şikesine bulaşmakla suçlandı ama olay Almanya'nın aksine hafif cezalarla geçiştirildi. 2005'te, dünyanın üç ayrı köşesinde bahis şikesi skandalları patladı. Brezilya'da bahis şirketiyle iş tutan biri FIFA kokartlı iki hakemin 25 maça 'ayar verdikleri' ortaya çıktı, 1. ligde 11 maç tekrarlandı. Finlandiya'da, bahis şebekesinin istek parçasına uygun skor ayarı yaptığı belirlenen lig ikincisi Haka Valkeakoski, 10 bin avro cezayla sıyırdı. Çin'de, 1. lig takımlarının yarısında bazı oyuncuların, Endonezya ve Makao'daki bahis firmalarıyla yaptıkları işbirliğini skorlara yansıttığı anlaşıldı. Bunun üzerine televizyonun maç yayınlarını kesmesi ve sponsorların çekilmesiyle, kulüpler iflasın eşiğine geldiler.
Bir istisna: Valladolid
İtalya'da, 2001'de, profesyonel futbolcuların bahis oynamasına yasak konulmuştu. Aynı yıl, bu yasağın olmadığı bir yerde, İspanya'da, futbolun fendinin bahsi yendiği bir güzellik oldu. Maçın bitimine az kala Real Madrid'e attıkları golle beraberliği kurtaran Valladolidli oyuncular, böylece 6 milyon avrodan fazla para kaybetmişlerdi. Zira müşterek doldurdukları kuponda diğer bütün sonuçları bilmiş, kendi maçları için
ise Real'in galibiyetine oynamışlardı! Kurban olduğumun La Liga'sı!
Mesele şu ki, futbola zaten aşırı para pompalanıyor. Şaşırtacak, 'bozacak' kadar. Hele bahisten gelecek para, Allah'tan gelsin, diyesi geliyor insanın; şike potansiyelini nasıl azdırdığını düşününce.
Apaçık bir bağımlılık
İktisadi istikrarsızlık dönemlerinde, yoksulluk derinleşirken, kitlelerin 'kolay' ve 'çabuk' para hülyalarına kapılması, anlaşılır bir sosyal zaaf. Spor müsabakalarında bahis oynamanın loto, piyango gibi şans oyunlarından tehlikeli bir farkı, bahisçinin özel ilgileriyle kesişmesi. Maç izlemek, spor haberlerine takılmak, bahis 'süreci'nin bir parçası
olarak yaşanıyor. Dahası, futbol meraklısı, kendini 'uzman' addederek, iddia işinde bir avantaja sahip olduğu zehabına kapılıyor. Kumarbaz tutkusu derinleşiyor böylece, basbayağı bağımlılığa dönüşebiliyor.
Bence esas kötülük, zaten kimsenin Hatice'ye bakmadığı ortamda, futbol ilgisini tamamen neticeye, skora indirgemesi. Taraftarı olduğu takımın galibiyetine şartlanmak nasıl da masum kalıyor; ilk yarıyı galip bitirmesine veya fark atmasına oynandığı takımla 'bir gecelik ilişki' kuran iddiacının riyakâr desteği yanında! Tatsız değil mi; futbolun, mel'un ÖSS cevap anahtarlarını andıran rakam tablolarından
'okunur' hale gelmesi. Futbol analizi adına, Allah'ın unuttuğu İskandinav kümeleri hakkında atıp tutmaların dolaşıma girmesi. (Arifane sohbetiyle Bener Onar'ı tenzih ederim!) Bu vesileyle münzevi liglere, kuytudaki takımlara samimi bir alaka peyda olsa bari, hiç yoksa futbol folkloru adına bir kazanım olurdu.