Beraberliğe ihtiyaç olan şu günlerde...

Öyle bir haldeyiz ki, sokakta beyaz bereyle yü-rüyen insanlara şüpheyle bakıyoruz. İşin kötüsü haksız değiliz. Canımızı emanet ettiklerimiz katille fotoğraf çektiriyor...
Haber: ERAY ÖZER / Arşivi

Öyle bir haldeyiz ki, sokakta beyaz bereyle yü-rüyen insanlara şüpheyle bakıyoruz. İşin kötüsü haksız değiliz. Canımızı emanet ettiklerimiz katille fotoğraf çektiriyor, gözü dönmüş vatandaş niye sokakta beyaz beresiyle vatan-millet-sakarya edebiyatı yapmasın!
Öyle bir haldeyiz ki bir futbolcu antrenmana beyaz beresiyle çıkıyor, şüpheleniyoruz. Ve şüphelenmekte haklıyız... Canımızı emanet ettiklerimize bakınca... Ama o da haklı... "Ben bereyi sezonun başından beri takıyorum" diyor, "Sponsorumuz verdi" diyor. İkna olmuyoruz. İçimizden bir ses "Acaba mı" diyor. Oysa Hüseyin'e en fazla "Keşke daha dikkatli olsaydın" diyebiliriz. Lakin biz öylesine yara-bere içerisindeyiz ki, her bereden huylanır hale gelmişiz. Berelendik biz, berelediler...
Tribünlerde bu hafta kim ne densizlik yapacak, kim kime Ermeni diyecek diye yüreğimiz ağzımızda maç izliyoruz. Her bereden, saç kesiminden huylanıyoruz. En kötüsü de haksız değiliz.
Aslında hiç futbola girmeden, tribünlerin hali üzerine yazmaya devam ederek yazıyı bitirsem daha iyi olacak? Zira dünkü maçta futbola dair yazacak pek bir şey yok. Bir kere 90 dakika boyunca ortada net bir gol pozisyonu yok. Tamam, bir mücadele var, bir koşuşturmacadır gidiyor ama futbola yönelik bir çabanın ürünü değil. Hani çaktırmadan topu alsak onlar aynı koşuşturmacaya devam edecekler sanki...
Trabzon'un hücumu sorunlu
O nedenle 90 dakikanın ardından maçı anlatmaya çalışmak yerine maçtan yola çıkarak iki takım hakkında tespitlerde bulunmaya çalışalım.
Önce Trabzonspor... Takım ilk yarıya göre biraz daha derli toplu mu? Evet. Ama bu kolektif bir oyuna dönüşemiyor. Sadece dün değil, Kayseri maçında da özellikle hücumda belirgin bir organizasyon bozukluğu göze çarptı. Arka arkaya üç pas yapılamıyor. Hücum hattında herkes Yattara ve Gökdeniz'in gözünün içine bakıyor. Topu onlar alacaklar, ne yaparlarsa onlar yapacaklar gibi bir beklenti var.
Ceyhun dün ikinci yarıda oyuna girdi. O da futbolsuz maça ayak uydurdu ama en azından sırıtmadı. Trabzonspor'un hücumdaki dağınıklığına iyi gelebilir.
Vestel Manisaspor üçüncü maçta yeniden uzun galibiyet serilerine imza atmasının zor olduğunu gösterdi. Anlaşılan devre düşüş şeklinde geçecek. Dün bütün değişikliklerini sakatlıklar nedeniyle yaptılar ki, eğer çıkanların durumu ciddiyse vay Ersun Yanal'ın haline...
Spor kamuoyunda çok gündeme gelmedi ama Vestel, Antalya'da tam 28 gün kamp yaptı. Bu çok uzun bir süre... 46 günlük bir ara sadece bizim değil futbolcuların futbolu özlemesi için de iyi bir fırsat. Bu kadar uzun bir kamp (ki kupa maçları da dahil ara 46 değil 30 küsur gündü) Manisalı oyuncuları futboldan nefret ettirmiş, ya da en azından çok yormuş olabilir. Ayrıca Ersun Yanal'ın hâlâ Holosko-Rafael-Reinaldo üçlüsünde ısrar etmesi ilginç. Hücumla savunma arasındaki bağlantı öylesine kopuyor ki, bu defa 'dan dun' toplardan medet umuluyor. Orta saha da top oynamak için fena bir bölge değildir hocam! Benden hatırlatması...

V. MANİSASPOR: 0
Fevzi. 6
Ümit. 5
(Şener 48). 5
Kalabane. 6
Burak. 6
Hakan. 5
(Okan 46). 5
Borbiconi. 6
Selçuk. 5
Uğur. 7
Holosko. 5
Reinaldo. 6
Rafael. 5
(Metin 76). -

TRABZONSPOR: 0
Tolga. 7
Ufukhan. 5
(Musa 51). 5
Risp. 6
Stepanov. 6
Celaleddin. 5
Yattara. 5
Hüseyin. 6
Ayman. 5
Mustafa. 5
(Ersen 76). -
Gökdeniz. 6
Umut. 5
(Ceyhun 58). 6

GOL: Yok
SARI KARTLAR: Uğur, Okan / Stepanov, Celaleddin
Stat: 19 Mayıs - Hakemler: B. Gezer, B. Gökçü, E. Sönmez