Beş maç seyircisiz; hadi eyvallah

Ali Sami Yen'deki vandalizmden ötürü, Galatasaray'a beş maç seyircisiz oynama cezası verildi. Tahkim'in bunu bir veya iki maç düşürebileceği bekleniyor.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Ali Sami Yen'deki vandalizmden ötürü, Galatasaray'a beş maç seyircisiz oynama cezası verildi. Tahkim'in bunu bir veya iki maç düşürebileceği bekleniyor. Galatasaray yönetiminin, daha doğrusu kulübün Olağanüstü Hal Valisi Adnan Polat'ın üzerinde durdukları arasında üç nokta dikkate değer: 1) Uzun uzun, kulübün nasıl büyük maddi ve manevi kayba uğradığını anlatıyor. "Zaten büyük zarara uğradık, artık fazla da üzerimize gelmeyin" diye anlayın bunu. 2) Olay çıkaranlar arasında Fenerliler olduğuna işaret ediyor. Böylece, 'provokasyon' mitosu devreye giriyor, zaten aportta bekleyen ezeli hasım derhal celalleniyor ve olay dışlaştırılıyor. 3) Ucuz biletle maça gelen 'çapulcu taraftarın' artık Ali Sami Yen'e giremeyeceği söyleniyor. Böylece, sırf orada değil bütün statlarda, bu hadiselerde asıl, a) bilete herhangi bir para ödemeyenlerin, b) bilete binlerce YTL ödeyen 'üst orta sınıf' mensuplarının etken olduğu bilmezden geliniyor.
Pek çok Galatasaraylı arkadaşımdan dert dinliyorum bir aydır. Aralarında 14 senelik şampiyonluksuzluğa sabredenler, takımını izlemek için Tromsö bataklıklarına kadar gidenler, bütün beşeri münasebetlerini, mümkün mertebe hastalanacakları zamanı falan da Cim Bom maçına göre ayarlayanlar var. Moralleri çok bozuk. Galatasaray'ın vakarını ve farklılığını yitirdiğinden, dillerinin ucuna gelen en ağır ifadeyi koyvererek: 'Fenerleştiğinden' yakınıyorlar. Bu musibetlerin, Fenerbahçe'nin Saracoğlu'nu rakip taraftarlar için bir nevi Guantanamo'ya çevirmesiyle ve ciddi bir yaptırımla da karşılaşmamasıyla başladığını düşünüyorlar. Zaten birçok 'aklıselim sahibi' Galatasaraylıyı dahi zıvanadan çıkaran ve Ali Sami Yen 'kıyamını' geçiştirmeye sevk eden, bu düşünce. Ama aklıselimini koruyanlar, ne olursa olsun, bu hallere düşülmemesi gerektiğini söylüyor, kahroluyorlar.
Olaylar bekleniyordu
Youtube'da 'Galatasaray-Fenerbahçe' yazıp şöyle bir gezinseniz, 'o gün geldiğinde' Ali Sami Yen'de hiçbir Fenerbahçeli futbolcunun taç-korner atmaya cesaret edemeyeceğine dair anonsları ta şubattan beri izleyebilirsiniz. Birçok futbol yazarının, olayların peşinden, o gün orada çok daha beter şeyler yaşanabileceğine dair 'duyumlar' aldığını söyleyerek kaş çatması boşuna mıydı? Ahmet Çiğdem'in yazdığı gibi, sözgelimi Ankara'da maçlarda tespihleri, yarısı kullanılmış kurşun kalemleri alıkoyan polisin yaptığı, o günü bekleyip, yalın cop hücuma geçerek ajitasyona katkıda bulunmaktan başka ne oldu? Kulüp yönetimi için bu olayın, o 'çapulcu' dediklerinin başlarına açtığı bir 'sürpriz' olduğunu kim söyleyebilir?
Mesele Galatasaray'ın veya Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor veya 'ötekiler'den birinin meselesi değil. İnönü Stadı'nda gencecik Cihat Aktaş'a kıyılmadı mı? Saracoğlu'nda üç sene evvel üzerlerine envai çeşit 'cisim' atılan Galatasaraylı taraftarlardan birinin canını kaybetmemesi veya geçen sezon iki Fenerbahçeli taraftar grubu arasındaki bıçaklı müsademede kimsenin ölmemesi, talih eseri değil miydi? Avni Aker, çoluk-çocuk için emniyetli bir yer mi?
Mesele, Galatasaray'a mahsus değil. 'İlk günah'ın peşine düşmenin de âlemi yok. 'Günahsız olan ilk taşı atsın' dendiğinde, herkes bir yerlere bakıp ıslık, hakemler de düdük çalacak durumda. Evet, Ali Sami Yen'deki olay, tırmanışta bir doruktu; ama etrafı sıradağlarla çevrili ve ilerde yeni doruklar da görülüyor.
Her hafta bir anormal maç
Beş maç seyircisiz cezası, -indirimsiz, brüt haliyle-, 'sözde' ağır bir ceza. Saha kapatma ve seyircisiz maç oynatma cezalarının kanıksandığı, kulüplerin buna kaşarlandığı bir ortamda, sahiden 'uyarıcı' olacağını düşünüyor musunuz? Düşünün ki, geçen sezon 12 maç seyircisiz oynandı, dört maçta da saha kapatıldı. Yani, yaklaşık hafta aşırı, bir maç 'anormal' koşullarda oynanmış. Bu artık bir rutin. Yarın öbür gün daha fecisi olduğunda, sekiz maç seyircisiz cezası mı verilecek mesela? Ya da, o sayfiye sürgünü cezaları, daha 'ağır' görünsün diye, İzmir yerine Dortmund'a falan mı verilecek? Sözün özü: Son ceza, kesinlikle kanıksanmış rutini kırmıyor. Zaten hava da asla 'durun bir dakika, yeni sezona girmeden şu işlerimizi konuşalım ve çare düşünelim' havası değil.
Sorun 'ortamda' olunca, -ki futbolu çevreleyen genel ortamı da unutmayalım-, pratik bir çözüm önermek güçleşiyor. Hakiki bir çözüm, futbol ortamımızın ve kültürümüzün değişmesinden geçiyor. Hakiki bir çözüm, hükümetten de kulüp 'dengelerinden' de özerk bir federasyonu gerektiriyor. Ve bunlara bağlı olarak, ciddi bir medenileşme hamlesi için, açıkça telaffuz edelim: puan silerek ve küme düşürerek emsaller yaratmak gerekiyor.