Beşiktaş: Mesele 'Mahalle baskısı' mı?

Menajer Sinan Engin'in, Sivas yenilgisinden sonra işlediği ana fikir şöyle özetlenebilir: "Taraftarlarımız, -Tanrı onları korusun ve yüceltsin-, zaten omuzları düşmüş vaziyetteki takımın iyice maneviyatını bozarak kilit bir maçta kolunu kanadını kırmışlardır."
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Menajer Sinan Engin'in, Sivas yenilgisinden sonra işlediği ana fikir şöyle özetlenebilir: "Taraftarlarımız, -Tanrı onları korusun ve yüceltsin-, zaten omuzları düşmüş vaziyetteki takımın iyice maneviyatını bozarak kilit bir maçta kolunu kanadını kırmışlardır." Özetle: Mahalle baskısı! "Büyükler" arasında bir mahalle bağının en canlı olduğu kulüp, Beşiktaş gerçekten. Galatasaray ve Fenerbahçe'den farklı olarak, içinde soluk alıp verdiği, ruhunun Çarşı'sında pazarında dolandığı bir mahalle var Beşiktaş'ın. Onu 'farklı' kılan şeylerden biri de bu mahalleli havası zaten. Mahalle varsa, mahalle muhabbeti varsa, mahalle baskısı da vardır. O cinnet halindeki "Kartal-gol-gol-gol" tezahüratını, mahalle baskısının cisimleşmiş hali sayabiliriz. Beşiktaş'ta, sahanın üzerine yıkılıyıkılıveren tribünleri ve tribünün sivil hayatta da kol gezen mensuplarıyla, evet, bir mahalle baskısı vardır.
'Başın öne eğilmesin...'
Ama Beşiktaş'ın meselesinin bu olmadığını, artık herkes ve bütün mahalleli biliyor! İki üç haftadır 5-6 mevkiye adam almanın farz olduğundan, yani takımın yarısını değiştirmek gerektiğinden söz ederek mevcut oyuncuları gönül rahatlığıyla rencide eden: 'Beşiktaşlı duruşu' adı altında, hızla eli yükselten bir babalanma ve tehdit dili geliştiren bir yönetim çizgisi, mahalle baskısından yakınamaz. Hele, tribündeki cemaat hayatının kıyıcı bir mahalle baskısının kaynağına dönüşmesinde bizzat pay sahibi ise... Öfkeli tribün ahalisi, o gece bir ara 1970'lerin tezahüratının 'remix'ini seslendirdi: "Başın öne eğilmesin, aldırma Kartal aldırma..." Beşiktaşlıların, ayrıcalık ve minnet beklemeden, gökten taş da yağsa sebatla işine bakmanın vakarıyla övündüğü zamanların şarkısını, şimdi kaç kişi indirir gönlünün i-pod'una?
Sivasspor, başlarda pek bir beklentisi yokmuş gibi takıldığı maçta, boğuştukça açıldı. Briyantinli Mohammed Ali 8. sayısına ulaştı. Mehmet Yıldız 5. asistini yaptı (kendisine yapılan penaltıyı da sayarsak). İki sezon üst üste küme düşen takımlarda oynayan Musa Aydın'daki gelişmeye dikkat. Sivas, 4. frikik golünü attı.
Fiziksel ve örgütsel gerilemesini kadroda gençleştirme hamlesiyle durdurmayı deneyen Galatasaray, yine parlayıp sönse de, kulak memesi kıvamındaki orta sahasıyla bir direnç koyamayan Gençlerbirliği'ni, 3-2'lik skorun gösterdiğinden çok daha rahat geçti. Uğur ve Barış vazgeçilmezliklerini, Serkan Çalık ve Mehmet Topal potansiyellerini gösterdiler. Gençlerbirliği'nin ilk sayısı, lig tarihindeki 1500. golü. Kerem Şeras gibi altyapı mahsulü birinin vuruşundan gelmesi, hoş.
Beşiktaş'ın da Fener'in de 'talihi' aynı şekilde döndü: 1-0 önde iken, defansın arkasına atılan topla kaçan adamı engelleyen stoperleri oyundan atıldı ve 2-1 yenildiler! Rakipleri gerilerken 'maddi manevi' durumunu düzelten Fenerbahçe, Kayseri'de iştah kaçırıcı bir yenilgi aldı. Fantoma filmlerindeki kriminal tipleri hatırlatan bir kılık (hele o siyah trençkot) kuşanan Tolunay Kafkas'ın takımı, nihayet hamlesini yaparak 5.'liğe tutundu.
Çaktırmadan çakan takım Denizlispor, beş sezondur on maçta sadece bir beraberlik alabildiği Trabzonspor'u yenerek, tırmanmayı sürdürdü. Ceza alanında ayaklarıyla yün çilesi sarar gibi iki Bordo-Mavilinin arasından sıyrılıp kaleye bıraktığı halı saha golü, Yusuf'a nişan oldu.
Konya hep son nefeste
Maçları koşu orjisi olarak yaşayan Gençlerbirliği Oftaş'ın, kitle halindeki kontratak sahnelerini kaçırmayın. Bu haftaki üçüncü golleri seyirlikti: Kalecilerinin yumrukladığı frikik topuyla ailecek çıkıp, telâşsız bir hız ve yardımlaşmayla, rakip savunmacılara yakalanmadan 80 metre kadar yürüdüler ve bir son şans için çekip gitmiş olan Kasımpaşa kalecisinin boşalttığı üç direk arasını buldular.
Konyaspor üç haftadır son beş dakikada attığı gollerle kazanıyor (son ikisi, altın yedek Veysel'den). Rizespor kalesinde, Metin Aktaş zuhur etti! Ankaragücü iç saha klasmanında 5. sırada; Bebbe 5. asistini yaptı. Düşme hattı üzerindeki kıta sahanlığında yer alan Manisa-Bursa, su birikintileri ve rüzgârın markajı altında oynadılar; iki veya üç penaltılık pozisyonunu kale alınmayan Bursa elindeki galibiyeti 90'da kaybetti.
Kanat ortalarından üretilen gollerin çok olduğu bir haftaydı. Kanadını iyi çalıştıran, ortayı haybeye yapmayan takımlara dikkat edelim: Sivasspor sağ kanat ortasından beşinci golünü attı. İstanbul Belediyesi ve Ankaragücü soldan ortayla, Beşiktaş sağdan ortayla 6. gollerini.
Son haftalarda üç maçın biri 2-1 bitiyor. Bu hafta üç adet, geçen hafta dörttü, ondan önceki hafta üç.