Beşiktaş Milangaz nasıl kazandı?

Beşiktaş Milangaz nasıl kazandı?
Beşiktaş Milangaz nasıl kazandı?
Yıllar önce Sezen Aksu şarkısı vardı: Küçük olan güçlüdür, en düşman fırtınada... Siyah-Beyazlı takım, sezon boyunca bunu kanıtlamaya uğraştı sanki... Sonunda 3 kupaya ulaştı.
Haber: YİĞİTER ULUĞ - yigiter.ulug@radikal.com.tr / Arşivi

ANALİZ

2012 yılı, takım sporlarında büyük özlemlerin dindiği, sürprizlerin favorilerin önüne geçtiği, ayağını yorganına göre uzatanların saçıp savuranları mat ettiği tuhaf ve şenlikli bir yıl olarak hatırlanacak.
Futbolda Manchester City’nin İngiltere’de, Chelsea’nin Şampiyonlar Ligi’nde mutlu sona ulaşması… Potada Olympiakos’un tam da bütçesini kırpıp kuşa çevirdiği sezonda önce Avrupa, ardından 15 yıl aradan sonra Yunanistan şampiyonu olması… Hepsi olağanüstüydü, tahminlerin çok ötesindeydi, kabul. Ama Beşiktaş ’ın çıkıp, ta 1975’te Spor Sergi günlerinde kalmış şampiyonluk sevincini taraftarlarına yeniden yaşatmasına ne demeli? Üstelik de çok zor şartlarda başladıkları bir sezonda… 

Lokavt bitince
8 Aralık 2011 günü, Amerika’dan gelen haberler NBA’de lokavtın sona erdiğini söylüyordu. Bu, Beşiktaş Milangaz’ın sansasyonel transferi Deron Williams ile yolların ayrılması, yine NBA’de kontrat altında olan pivot Semih Erden’in de ilk uçakla Amerika’ya uçması anlamına geliyordu. Güzel bir rüyaydı, bir yerde biteceği biliniyordu ama biraz daha sürmesi umut edilmişti. Beşiktaş o ana kadar ligde oynadığı 8 maçtan 7’sini kazanmış, maç başına 92 sayı üreterek taraflı-tarafsız herkesin keyifle izlediği bir takım olmuştu. Deron ve Semih’in gitmesinden 48 saat sonra Bandırma’da Banvit maçına çıktılar ve 86-67 kaybettiler. Takımda süre alabilen oyuncular şunlardı: Can Akın, Mehmet Yağmur, Serhat Çetin, Marcelus Kemp, David Hawkins, Zoran Erceg, Ersin Dağlı ve Pops Mensah Bonsu. O gün 19 dakika sahada kalan Bonsu, maçtan sadece 24 saat önce Türkiye topraklarına ayak basmış ve yeni takımıyla yalnızca bir idman yapabilmişti. O gece Ergin Ataman’ın başını yastığa koyduğunda uyuyabildiğini hiç sanmıyorum. Elinde hatırı sayılır bir bütçeyle kurulmuş, yetersiz bir takım vardı. Yaz aylarında üst üste gelen yönetim hataları yüzünden transfere geç başlayan, hedeflediği yerli oyuncuların çoğunu kaçıran, sonunda Milangaz’ın sponsorluğuyla kaynak yaratabilen ama parayı şöhretli yabancıların transferinde kullanabilen Beşiktaş, 2011’in son haftalarında rotasını kaybetmiş gemiyi andırıyordu. Ligi ilk dörtte bitirmek bile mucize sayılmalıydı. İlerleyen günlerde oyun kurucu pozisyonuna Carlos Arroyo transfer edildi, Mensah Bonsu her hafta biraz daha iyi oynayarak taraftarın sevgilisi oldu. David Hawkins “İyi kaptan dalgalı denizde belli olur” sözünü hatırlatan müthiş karakteriyle takımı toparladı. 

Mucizeler dükkânı
Ama en önemlisi, koç Ataman’ın bir kuyumcu titizliğiyle elindeki malzemeyi sabır ve emekle işlemesi, takımını her maç daha yukarıya taşıması ve önce oyuncularını, sonra camiayı başarıya inandırmasıydı. Herkesten maksimum verim aldı. Hiç şüphe yok ki, kariyerinin en olgun senesini izletti bizlere… Genelde sinirlerine hâkim oldu, mazeretlerin arkasına saklanmadı, başarıyı yol arkadaşlarıyla paylaşmayı bildi.
Can’ın sakatlığıyla ağır bir darbe almalarına karşın, önce Konya’dan Türkiye, ardından Debrecen’den Eurochallenge kupasıyla döndüler. Kupalar takımın özgüvenini arttırdı, oyuncuların birbirine olan inancı pekişti. ‘Mucizeler Dükkânı’ tıkır tıkır çalışıyordu artık… Play-off’ta coşup taştılar. Burada sevgili dostum Cem Akdağ’dan ödünç aldığım bir benzetmeyi kullanmak durumundayım: Savaşlar güçlü ordularla kazanılır. Ama operasyonlar, işini çok iyi bilen, özel eğitimli küçük ekiplerle yapılır. Hani ‘Görevimiz Tehlike’ dizisinde izlediğimiz özel timleri andırıyordu Beşiktaş Milangaz… Küçüldükçe birbirlerine daha sıkı bağlandılar. Karşılarında müthiş olanaklara, tanklara, toplara, uçaklara sahip (hatta Baraç’a bakarsak Anadolu Efes’in bir de uçak gemisi aldığı söylenebilir) düzenli ordular vardı. Ama operasyonu başarıyla tamamlayan Kara Kartal oldu.

İğneyİ kendİmİze batıralım
Sağ olsunlar, sosyal medyada bana 15 Ağustos 2011 tarihli yazımı hatırlatan epeyce okurum var. Kimi kibarca yapıyor bu hatırlatmayı, kimi de terbiye sınırlarının dışına çıkarak… Yaklaşık on ay önce bu sayfalarda yayımlanan “Deron, Kobe, Beşiktaş hep körebe” başlıklı yazımda, Siyah-Beyazlı basketbol şubesinin ne kadar kötü yönetildiğinden bahsetmiştim. Bütün yazı boş geçirdikten sonra sponsor bulmalarının, onları şöhretli ve pahalı oyuncuları satacak yer arayan açıkgöz menajerlerin hedefi haline getirdiğini yazmıştım. Bu durumda Beşiktaş Milangaz, herhangi bir vizyonu olmayan, elindeki hatırı sayılır miktarda parayı bir rüya için havaya savuran bir hacıağaya benziyordu (ki bunun nasıl yapıldığını futboldan gayet iyi biliyorsunuz). Lokavt bitip Beşiktaş yönetiminin ayakları suya erince, daha akılcı hamleler yaptılar. Biraz şansın, biraz da verdiği parayı 4 milyon dolardan 7.5 milyon dolara çıkaran Baba Demirören’in yardımıyla, o anda piyasadaki en iyi oyuncuları seçtiler (menajerlerin satmak istediklerini değil!). Buna yukarıda anlattığım gibi, Ergin Ataman’ın en olgun sezonunu yaşaması eklenince, ortaya yenilgiyi kabul etmeyen bir takım çıktı. Eurochallenge sonrası, Lig TV’de Ataman’ın katıldığı programda, sezon başında kendisine ve takımına haksızlık yapan yorumlarımdan ötürü özür dilemiştim zaten… Söz uçup yazı kaldığına göre, bugün burada aynı özrü tekrarlamak boynumun borcu. Spor, bizleri sıkça yanıltabildiği için de güzel. Tahminleri tutturamamak dünyanın sonu değil. Ancak şunu da ekleyeyim: Pazartesi gecesi şampiyonluğa sevinen taraftarların çoğu, 15 Ağustos günü o yazımın altına imzasını atardı, bundan eminim…

Kenarda sevinen kara kız
Play-off final serisinin en çok konuşulan isimlerinden biri Serhat Çetin’di. Türkiye Kupası, onun istikrarlı oyunları sayesinde kazanılmıştı. Play-off’ta iyice daralan yerli oyuncu rotasyonunda Serhat’ın her maç uzun süreler sahada kalması, hatasız ve en önemlisi, faul problemine girmeden oynaması gerekiyordu. Finalde zor anlar yaşadı Serhat… Efesliler, en zayıf halkanın o olduğuna karar vermişlerdi sanki… Onu baskı altına almaya çalışıyor, topsuz alanda ufak tefek sertliklerle sinirlendiriyorlardı. Beşinci maçta Serhat hiçbir şey üretemedi; sahadan sayısız çıktı. Pazartesi akşamı son maçın büyük bölümünde de uyurgezer gibiydi, yüzünün kâğıttan farksız olduğunu görmek için yakından bakmak gerekmiyordu. Son iki dakikaya kadar sürdü bu durum. Bitime 2 dakika kala, hücum süresi hızla erirken (Efesliler o pozisyonda 24 saniyenin dolduğunu söylüyor) Serhat üçlüğü gönderdi rakip potaya… Binlerce kişi aynı anda nefesini tuttu. Top çemberden geçerken, hemen kenara, en ön sırada oturan esmer genç kıza baktım. Üzerinde Serhat’ın siyah forması vardı. Birkaç beden büyük geldiği için elbise gibi dökülmüştü eteklerine doğru… Oturduğu sandalyenin üzerine fırlamış, çığlık çığlığa seviniyordu. Oysa düne gelinceye kadar ne çok tanık olmuştu böyle hayati basketlere… Babası sahada ter dökerken, yıllarca onunla beraber sevinip, onun üzüntüsüyle kahrolmuştu. O küçük kara kız, şimdi büyüyüp Serhat’ın nişanlısı olmuştu işte! Eda Aydan… Türk basketbolunun unutulmaz kilometre taşlarından Efe Aydan’ın kızı…

Altınsay:Destek göremedim
Beşiktaş’ta fahri olarak yürüttüğü ‘Futbol Takımlarının Yeniden Yapılandırılması Genel Koordinatörlüğü’ ve ‘Futbol Komitesi Üyeliği’nden istifa eden İbrahim Altınsay gerekçelerini açıkladı. Konuyu kapamak için yazılı açıklama yaptığını ifade eden Altınsay, ortaya çıkardıkları ‘Yeniden yapılanma projesi’nin uygulama devresinde destek göremediklerini söyledi. Altınsay, “Üzülerek aldığım bu kararda, komite üyesi öteki arkadaşlarımla ya da bazı yönetim kurulu üyeleri ile olan anlaşmazlıkların etkili olduğu tamamen asılsızdır” ifadelerini kullanarak gerekirse yeniden Beşiktaş’a destek verebileceğini söyledi. 

‘Bugün görüşeceğiz’
Beşiktaş Futbol Komitesi Başkanı Tamer Kıran ise İbrahim Altınsay’ın çok iyi bir Beşiktaşlı olduğunu ifade ederek, “Her zaman Beşiktaş’a hizmet edecektir, bugün olmazsa da gelecekte edecektir. Allah yolunu açık etsin, inşallah ileride mektubunda yazdığı gibi yeniden birlikte çalışma imkânımız olur” dedi.
Kıran, teknik direktör konusunda çalıştıklarını belirterek, “Belirlediğimiz isimleri, yarınki (bugün) yönetim kurulu toplantımızda görüşeceğiz” dedi. İsveçli teknik adam Sven Göran Eriksson ile ilgili bir soru üzerine Kıran, “Kendisi görüştüğüm hocalardan bir tanesi. Ne çıkacağını hep birlikte göreceğiz” dedi. 

Şeref Bey anılıyor
Bu arada Beşiktaş’ın büyük ilgi gören ‘FEDA’ kampanyasının da esin kaynağı olan Şeref Bey için, bugün saat 11.00’de Beşiktaş’taki Yahya Efendi Dergahı’ndaki kabri başında anma töreni düzenlenecek.
FEDA kampanyası çin çıkarılan ‘FEDA Zamanı’ albümü de bugün tanıtılacak. Feridun Düzağaç, Multitap üyeleri ve klip çekecek olan yönetmen Zeki Demirkubuz’un kutılacağı tanıtım BJK Plaza C Blok’ta saat 15.00’te yapılacak.