Beşiktaş'ın makûs talihi

Beşiktaş Teknik Direktörü Mircea Lucescu önce bir şapka almalı kendisine! Ardından şapkayı kafasına geçirmeli, bir sonraki aşamada da şapkasını çıkarıp, kafasının iki elinin arasına alarak uzun uzun düşünmeli.
Haber: ASENA ÖZKAN / Arşivi

Beşiktaş Teknik Direktörü Mircea Lucescu önce bir şapka almalı kendisine! Ardından şapkayı kafasına geçirmeli, bir sonraki aşamada da şapkasını çıkarıp, kafasının iki elinin arasına alarak uzun uzun düşünmeli. Rumen teknik direktör artık futbol eleştirmenlerinin kendisi hakkında yazdığı yazılara da kafasını fazla takmamalı!
Bu takımda İlhan Mansız ile Tümer Metin, bugüne kadar kaç kez yanyana ileri uçta oynamışlar? Oynadılar ise neler yapmışlar? Sorun Kaan Dobra'dan başlıyor! Sağ kanat yok, sol daha iyi ancak karşındaki Malatyaspor, hakem de Merkez Hakem Komitesi'nin atadıklarından biri değil ki! Hata yapsa da savunma bloğunu oluşturan Zago, Ronaldo, Ahmet Yıldırım'a söyleyeceğim fazla bir şey yok. Orta alanda Giunti elinden geleni yapıyor, Tayfur Havutçu vasata yakın. Daniel Pancu ise imza attığı günden bu yana yok. Beşiktaş'ın ileri ucunda İlhan Mansız ile Tümer Metin senkron tutturamadıkları gibi, diğer taraftan da birbirlerini yemekle meşguller. Her ikisi de takım için değil, kendilerine oynamakla meşguller. Bu da yetmezmiş gibi birbirlerine olan saygısızlıkları ekrandan milyonlara yansıyor. Teknik direktör Mircea Lucescu gibi futbolun içinden gelmiş, işine bilen bir teknik adamı yermek haddim değil ancak yaptığı bariz hata öylesine sırıttı ki, dayanamadım. Vatandaşı Daniel Pancu değil oyunun kaderini değiştirmek, ağzıyla kuş tutsa bu karşılaşmanın ilk onbirinde olmaması gereken isim.
Teknik kadronun seçim hataları
6. dakikada Kolombiyalı file bekçisi Oscar Cordoba kalesine gelen şutu sol anda elleriyle çeldiğinde, 'acaba' dedim, biraz daha sert gelseydi ne olurdu? 37. dakikada Stam boyunun da avantajı ile yükselip Lazio'yu öne geçirdiğinde aklımda 'acaba' şeklinde bir soru kalmadı. Siyah-Beyazlı
ekip rahat, hatta çok rahat başladığı maçı hem kendisi hem de tribünler için zora soktu. Karşılaşmanın ilk yarısında Siyah-Beyazlı ekibin sayılı şutları kaleci Peruzzi için antrenmanlardaki toplardan çok daha basitti. Bunun içindir ki Beşiktaş yandaşı 39. dakikada Giunti'nin kalenin oldukça üzerinden auta giden topunu epeyce alkışladı.
İtalyan temsilcisi Lazio geçen yıl izlediğimiz yapısını büyük oranda yitirmiş ve İstanbul'a yenilmemek için gelmiş bir ekip görünümündeydi. Zaman zaman savunmaya ağırlık verdiyseler de, onlar için kilit, orta sahaydı. Zaten orta sahada da istedikleri gibi çoğaldılar, istedikleri gibi oyuna hız verip yavaşlattılar. Buna karşılık Beşiktaş çok mu kötüydü? Yanıt; hayır... Ama başta da belirttiğimiz gibi ileri uçtaki yanlış seçim olası gol ya da gollerin gelmemesinin en önemli nedeniydi.
İkinci yarının başında İlhan Mansız-Sergen Yalçın, Tümer Metin-Ahmet Hassan değişimleri Beşiktaş'ın oyun sistemini değiştirecek gibi geldiyse de, sahada değişen bir şey olmadı. Beşiktaş İnönü Stadı'nda konuk ekip Lazio'nun 1-0 üstünlüğü devam ederken, 66. dakikada Sergen Yalçın'ın serbest atıştaki şutu kaleci Peruzzi'nin elinde kaldı. Oyuna sonradan giren Sinan Kaloğlu'nun yaptığı vuruşta topun Lazio üst direğinden sekip dışarı çıkması ise yürekleri hoplattı ancak skora bir katkıda bulunamadı. Bunun ardından da Fiore karşılaşmada durumu Lazio lehine ikiye çıkardı.
Bunun adı Şampiyonlar Ligi... Umut son karşılaşmaya kadar sürecek. Ne var ki, perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Sezon başından bu yana ideal onbiri belirleyemeyen Beşiktaş teknik kadrosu bence yenilginin tek sorumlusu. Yine de dedik ya, umudumuzu tamamen yitirmeyelim.