Beşiktaşlılar anlatıyor: Çarşı'nın başı artık dik değil


Adnan Bostancıoğlu: Ortada harcanmış hayatlar var. Çarşı'nın alnı açık değil.

Cem Dizdar: Çarşı heterojen bir yapı.

Nilay Yılmaz: Bu kadarını beklemiyordum.
Haber: ERAY ÖZER / Arşivi

İSTANBUL - Bir cinayet, perde arkasında ciddi bir rant kavgası olduğu iddiaları ve futbol kamuoyunun gündemine yeniden düşen yönetici-taraftar ilişkileri... Ne acı ki bugünlerde Beşiktaş'ın Çarşı grubundan bahsederken çoğumuzun aklına bu imajlar düşüyor. Oysa daha birkaç gün öncesine kadar Orhan Pamuk'un yanında olan, ölen arkadaşı Optik'i 'Azrail Akıllı Ol!' diye uğurlayan, Greenpeace'le kol kola Yeni Açık'tan nükleer karşıtı pankartlar açtıran bir taraftar grubuydu Çarşı. Yaratıcılığıyla rakip takım taraftarlarını bile tebessüm ettiren, politik duruşuyla yeri geldiğinde emniyet güçleriyle başı derde giren, kimseye, kendisine bile 'eyvallah' demeyişiyle takdir edilen bir taraftar grubu...
Şüphesiz şimdi hiçbir şey tamamen değişmiş değil. Ama Sinan Engin'in futbol takımının menajerliğine getirilmesine tribünde gösterilen tepki sonrası başlayan süreç Çarşı isminin oldukça nahoş olaylarla anılmasına neden oldu. Tribünler Engin'e karşı pankartlarla tepkisini dile getirirken takip eden hafta içerisinde tribün liderleri başta Alen Markaryan olmak
üzere bir grup tesislere giderek Engin'e çiçek verdi.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Çarşı grubu içerisinde cinayetle sonuçlanan bir olay yaşanınca kavganın Sinan Engin konusunda yaşanan anlaşmazlıktan çıktığı iddia edildi. Akabinde ortada bir rant kavgası olduğu, Ferdi Aslan'ın bilet kavgası nedeniyle bir cinayete kurban gittiği ortaya sürüldü.
Şimdi asıl sorulması gereken sorular şunlar? Bu yaşananlar Çarşı'nın o muhalif, sol hatta biraz anarşist imajına zarar verdi mi? Yoksa biz zaten Çarşı'yı homojen bir bütün olarak algılayarak mı hata yaptık? Bu muhasebeyi yaptıktan sonra sıra elbette Türkiye'deki tribün kültürünün kendisinin de masaya yatırılmasına gelecek, gelmeli... Belki de gerçekte Çarşı içerisinde muhalif, sol eğilimler olduğu kadar yönetimlerle maddi ilişkiler içerisinde yer alan, birtakım rant ve mafyatik ilişkilerin de gözlendiği heterojen bir topluluk. Bu nedenle başta hayata başka bir noktadan bakmaya çalışan futbolseverler olmak üzere hepimiz Çarşı'nın
omuzlarına kaldıramayacağı, kaldırması da gerekmeyen bir yük yüklemiş olduk. Çarşı'nın bir farkı vardı elbet ama bu farkın yanı sıra diğer taraftar gruplarında da olan ilişkilerin altını çizmeyerek belki de en büyük kötülüğü yine Çarşı'ya yapmış olduk. Bu tartışmayı bir de Çarşı'yı içeriden bilen Beşiktaşlılara sorduk.
Beşiktaş tribününün tanınmışları 'Çarşı homojen değil' diyor
Adnan Bostancıoğlu
Son yaşanan olaylar Çarşı'nın imajına zarar verdi mi? Elbette verdi. İki olaydan söz edilebilir. İlki, Sinan Engin'e yönelik protesto ve ardından Çarşı'nın önde gelen isimlerinin bu protestoyu telafi maksadıyla Engin'i ziyaretleri... Beşiktaş'ın Engin gibi mazisi tartışmalı bir ismi menajerliğe getirmesi, haklı olarak Çarşı'dan tavır alma beklentisine yol açmıştı. Nitekim bu tavır alındı ve bir anlamda taraftarın yüzü yerden kalktı. Ama ardından gelen Engin ziyareti kazın ayağının hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmadığını ortaya çıkardı. Çarşı'yı idare eden bazı arkadaşların, isim Sinan Engin de olsa yönetimle ters düşmemek gibi bir meseleleri olduğunu gösterdi. Belki zamanla telafi edilebilir.
Ama ikinci olay çok daha vahim ve telafisi imkânsız. Beşiktaş tribünlerinin tanıdığı iki Çarşı mensubundan biri diğerini öldürdü. Nedenini tartışmaya bile gerek duymuyorum. Ortada öldürülmüş bir genç ve harcanmış bir ya da birkaç hayat var. Çarşı'nın bütün bu olup bitenlerden sonra başının dik, alnının açık olduğunu söylemek artık çok zor. Belki bunda sadece Çarşı'nın değil, ona olduğundan fazla ve taşıyamayacağı bir kimlik yükleyen herkesin payı var. Tamam, Çarşı diğer tribünlerden farklıydı. Belki hâlâ farklı. Ama bırakın diğer tribünleri, yaşadığımız ülkeden farklı olmayan yanları da olduğu ortada... Gücün, iktidarın iğvası ve şiddete fazlasıyla yatkınlık. Çok üzücü ama maalesef böyle.
Cem Dizdar
Genelde insanlar Çarşı'nın yekpare bir yapı olduğu ve tek merkezden yönetildiğini düşünüyor. Tezi bu temel üzerine kurunca varılan sonuçlar da, tamamen yanlış olmasa da içinde ciddi eksikler barındırıyor. Beşiktaş tribününde de farklı kimlikte insanlar, gruplar var. Ancak bu grupların hepsi değilse de çoğu, memleketin kendi kendini yaratmış en büyük 'markalarından' olan 'Çarşı' adını benimsemiş durumda. Bu anlamıyla her tribünde olduğu gibi Beşiktaş tribünlerinde de ciddi bir heterojenlik söz konusu. Ne var ki, tıpkı siyasal partilerde ya da sosyal topluluklarda olduğu gibi farklı kimlikli kliklere, fraksiyonlara rağmen, merkezi, en güçlü gruplar yönetiyor. Çarşı da bunlar gibi. Kapalı tribünün göbeği tabir edilen yere konuşlanan gruplar tüm tribünü yönetiyor ama yönettikleri sadece maçlardaki tezahüratlar. Kaldı ki, orada bile ciddi çatlaklar oluyor zaman zaman. Dikkat edilirse Sinan Engin karşıtı pankartlar da oradan ve oraya yakın yerlerden açıldı. Görebildiğim kadarıyla 'Çarşı', farklı görüşlerdeki insanları bir arada tutabilen bir üstkimlik. Nasıl oluyor derseniz, bunu da daha üstte bulunan Beşiktaşlılık kimliği sağlıyor derim. Yani bir takıma ait olma, o takımı tutma duygusu birçok farklı insanı bir araya getiriyor ama hepsi o kadar.
Feridun Düzağaç
Ülkede her 2.12 kişiden birisinin o ya da bu sebeple AKP'yi iktidara taşıdığı bir süreçte Çarşı dahil herhangi sosyal bir oluşumun net, saf ve ortaksözlülük gibi bir karakteristiğinin olmasını beklemek büyük bir romantizm ve ama gerçeküstü bir hal olurdu. Tuttuğu takımdan yola çıkarak bile olsa rejim ekseninde çok tartışılan bir siyasiyi tebrik eden pankart belki derdimi anlatmama yardımcı olabilir.
Cinayeti Çarşı'dan tam olarak ayırmak da, ayırmamak da haksızlık olacaktır. Tribün liderliği tanımını yeniden sorgulamaya açacak ve orta vadede tribünü homojen olmasa da steril bir yapıya götürecek bir süreç başlamış olabilir, sağduyudan sapılmazsa. Ürkütücü olay Sinan Engin'in sorumluluğu değil ama tartışılmaz bir şekilde uğursuzluğudur. "Çarşı, Sinan Engin'e karşı" haykırışını tesislere bir buket çiçek ile giderek ve Beşiktaş seyircisinin içsesini tekzip ederek yalanlayan kişilerin temsil yetkisi cinayet soruşturmasının sonunda tartışmaya açılabilecektir. Her şeye rağmen neredeyse Süper Lig kadar konuşulan ve takımlarüstü haklı bir marka değeri olan Çarşı hayat sürdükçe sürecek, hiçbir yönetim ya da polisiye tedbirin onu susturmaya gücü yetmeyecektir. Kontrol edilemez susturulamaz rant ile işi olmayanların tanımsız bir forma aşkı olarak var olmaya ve çoğunlukla iyi hissettirmeye devam edecektir.
Nilay Yılmaz
Medya dönem dönem malzeme ihtiyacı duyar. Çarşı'nın kimi farklı yanları medyaya iyi malzeme verdi. Ama medya bunu gereğinden fazla şişirdi. Şimdi yaşananları da yıkım gibi gösteriyor. Ama böyle değil. Sonuçta Kapalı'nın ortasının esprili-mizahi yanları olsa da bu insanlar 80'lerin tribün kültüründen geliyorlar ve bu kültürün içinde şiddet de fazlasıyla var.
Çarşı'da bu süreç sonrasında bir takım şaşkınlıklar, sıkıntılar olacaktır. Ama kısa sürede eski haline gelmesine engel değil. Çünkü Çarşı, Kapalı'nın ortası değil, bütün Beşiktaş taraftarını temsil eden bir noktaya geldi. Ama bu yaşananların hoş karşılanması mümkün değil. Birtakım problemler anlaşmazlıklar olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum.