Beşiktaş'tan bildik tarife

Eşek hoşaftan ne anlar? Suyunu içer tanesini bırakır! Ben bu futboldan ne anladım? Son derece içten, hiç bir şey... Anladığımı aktarmaya çabalayayım; tanesi kalırsa, nasıl olsa söyleyen olur.
Haber: ASENA ÖZKAN / Arşivi

İSTANBUL - Eşek hoşaftan ne anlar? Suyunu içer tanesini bırakır! Ben bu futboldan ne anladım? Son derece içten, hiç bir şey... Anladığımı aktarmaya çabalayayım; tanesi kalırsa, nasıl olsa söyleyen olur. Şayet bu salı gecesi Lazio karşısına çıkacak Beşiktaş ise vay haline Siyah-Beyazlı renklere gönül verenlere; vay haline UEFA kriterlerini baz alıp ulus puanını yükseltecek Beşiktaş'ın haline.
Teknik direktör Mircea Lucescu, Sergen Yalçın'ı serbest bırakmış. 'Git dilediğini yap ama oyna ve takımı oynat' demiş. Ne var ki Sergen ne oynamak ne de oynatmak istiyor. Belli ki canını sıkan birşeyler var! Belki Yıldırım Demirören abisinin beklenmedik vedası, belki 5. ayaktaki sprint, ama var birşey... Giderek belirginleşen göbeği, adım atmamak istememesi dışında... Yedek kulübesinin değişmez siması Serdar, İbrahim Üzülmez'i kesmiş.
Pancu'nun maç kadrosunuda yer almamasını yadırgamam ama bu oldukça absürd bir durum. Lucescu, futbolcu mu dinlendiriyor, kadro mu sınıyor? Doğrusu, bunu kestiremedim. Sinan Engin'e göre futbol yaşamı biten İlhan sahada bir o yana, bir bu yana koşturup, kusursuz deparlar atıyor. Ahmet Hassan ve Sergen ileri ucun yer değiştiren elemanları, İlhan ise demirbaşı. Giunti ortadaki tüm topları kesip yönlendirmeye çalışıyor en büyük destekçisi ise kaptan Tayfur. Kaan sağda aksamakla kalmıyor, çoğu kez Beşiktaş'ın rölantide oynamasına neden oluyor.
Barajlar meselesi
Malatyaspor yandaşı olsam ve bu yazıyı okusam, yazım için, 'hoşaftan anlamayan adam' derdim. Kurgu, Beşiktaş'ın üzerine, nerede sahada korkmadan mücadele eden Malatyaspor. İstanbul'a bir puan mantalitesiyle gelen Anadolu ekiplerinden çok farklı bir takım Ziya Doğan'nın yönetimindeki Malatyaspor. Zaten bunun için de savunmayı düşünmeyip, saldırdılar. Beşiktaş kalesine geldikleri ilk pozisyonda da Atilla Birlik ile golü buldular.
Kısa bir süre sonra Ahmet Hassan durumu eşitlediyse de karşılaşmanın 5. dakikasına dönmemiz kaçınılmaz. Maçın hakemi Kuddusi Müftüoğlu, bu dakikada Giunti'nun rakibine faul yaptığına emindi. Benim emin olduğum şey de, bu pozisyonun Beşiktaş ceza alanı içinde gerçekleştiği. Karşılaşmanın kaderi değişir miydi? Bilinmez. Kuddusi Müftüoğlu'nun karşılaşma boyunca yaşadığı en büyük sorun ise barajları yerine çekememek oldu. Oysa İstanbul Trafik Şube Müdürlüğü'nden yardım talep edip, İnön Stad'nın çevresindeki onlarca çekiciden bir tanesini yeşil zeminin üzerine getirtebilirdi.
Golle başlayan ikinci yarı
Beşiktaş, ikinci yarıya Sergen'in golüyle başladı. Sergen yine kendisini yormadı. Şu sıralar istese de bunu yapacak fizik kondüsyona sahip değil. Ardından Ronaldo aradaki farkı ikiye taşıdı. Ve gelelim basın tribünündeki yaklaşan faciaya. Atilla Birlik golünü atmış, basın tribününün önündeki bölüm karışmış. Karşılaşma öncesi tribünlerin vereceği tepki Beşiktaş yönetimindeki çatırdamanın bir anlamda dışavurumunu, rengini belli edecekti. Anlaşılıdı ki tribünlerde de sinirler gergin. Ama bizi daha çok ilgilendiren, ne yapacakları kestirilmesi güç olan fanatiklerle içiçe maç izlemek. Beşiktaş'ın alacağı olası bir yenilgide tribündeki fanatiğin, aynı paraleldeki bir spor yazarına saldırmayacağının garantisini kim verebilir? Sanıyorum kulüp başkanı Serdar Bilgili ve arkadaşları bunun başından beri farkındalar.
Sakın ha, skora bakıp da Beşiktaş'ın yengisinin kaliteli futbol ve bireysel yeteneklerin ön plana çıkmasınadan kaynaklandığı yanılgısına düşmeyin. Zira; konuk Malatyaspor defansı ve özellikle kalecisi Miloşevski basit hatalar yapmasa İnönü Stadı'nda çok farklı şeyler olurdu. Ne yazık ki Beşiktaş'ın salı gecesi oynalacağı rakibi Malatyaspor değil.