Bir baba hindi, fair-play'e bindi!

Dört ihraçla, şimdiye kadar en fazla kırmızı kart gösterilen hafta... Beşiktaş-Denizli maçında oyuncular yerde tekmeleşiyor. İbrahim Toraman rakibinin ayağına basıyor, o "Ne oluyor?" deyince hemen diklenip kafa kafaya geliyor...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Dört ihraçla, şimdiye kadar en fazla kırmızı kart gösterilen hafta... Beşiktaş-Denizli maçında oyuncular yerde tekmeleşiyor. İbrahim Toraman rakibinin ayağına basıyor, o "Ne oluyor?" deyince hemen diklenip kafa kafaya geliyor, sonra ağır darbe almışçasına kendini yerlere atıp hakemlere bakınıyor. Sonlara doğru, Denizlili Allyson'dan bir uçan tekme. Manisa-Trabzon maçında Manisasporlu Şener, her seferinde üç kişinin hakemin başına toplandığını gördüğü anda kahveden kavgaya adam çağırmışlarcasına seğirtiyor; zavallı Ümit Bozkurt rakibini yıkmaya çalışan bir ragbici gibi ona sarılıp engellemeye çabalıyor. Oyun dışında da rahat durmuyorlar. Son haftaların parlayan iki adamı: Holosko hakemle ortaparmağını dikerek vedalaşıyor, Yusuf Şimşek seyirciye el-kol hareketleri yapıyor.
Alışıldık bir çiğlik
Bursa-Fener maçından, her müsabakada görülebilecek rutin manzaralar... Rakip oyuncu sakatlanınca ayağındaki topu taca atan takıma topunu iade etmenin 'efendice' usulü halen oturmuş değil. Misal: Roberto Carlos topu adabıyla Bursa kalecisine atıyor ama az sonra Bursalılar rakiplerinin feragat etmiş olduğu topu Fener'in yarı sahasında taca vurup hemen prese üşüşüyorlar. Aynı maçtan yine alışıldık bir çiğlik: 87'de Tum yerde yatarken, Fenerliler iştahla atağı zorluyorlar.
Evet, sertlik ve hırs, 'futbolun içinde olan şeyler'. Ayrıca, Manisa'nın vukuatlı kalecisi Bülent Ataman'ın, hiçbir olaya karışmadan idrak ettiği maçtan sonra dervişçe söylediği gibi: "Kırmızı gören insanlar da kötü insanlar değil." Ancak sertlik ve hırs gaddarlıkla ve hilebazlıkla karıştığında, oyunun tadı kaçıyor. Fair-play, yerlileştirerek söyleyelim: 'Delikanlı olmak', düzgün ve dürüst oynamak demek. Bu, bir lüks değil. Futbolun helali, bundadır. Biz futbol dilencileri, revnaklı bir pas örgüsü, mucizevi bir gol kadar; bırakalım 12 yaşındaki Trabzonlu Hilal Coşkuner'inki gibi bir yüce gönüllülüğü, yere düşmüş rakibe uzatılan ele, meslektaşın omzuna atılan kola, sırtına vurulan gönül alıcı tıp tıpa bile her seferinde minnettarlıkla bakmıyor muyuz?
Kasımpaşa-Galatasaray maçında, ligin en ihtiyar oyuncuları: 37.5 yaşındaki Cihat Aslan ve 36'lık Hakan Şükür karşılıklı kafaya çıktılar. Galatasaray, Ümit Karan'ın kişisel 'demo'suna dahil edebileceği, göğüste yumuşatılmış bir röveşatayla kazandı. Penaltı kaçırmanın ve rüzgârın onu böyle 'very fantastik çok bombastik' bir hamleye tahrik edeceği belliydi. (Kasımpaşa, 8 golün 7'sini son yarım saatte yedi.) Liderin haftaya karşılaşacağı takipçisi Beşiktaş, 10 dakikada iki farklı geri düşmesine yol açan savunma gaflarını telafi etmeyi bildi. Hangi yüzünü göstereceği her hafta merakla beklenen Fenerbahçe, Bülent Korkmaz'ın kayyumluğundaki Bursa karşısında 1 puana rıza göstererek sekizinci sırada kaldı. Roberto Carlos, 'savunmacı' ruhsatının vizelerini de yaptırıp gelmiş iyi ki. Rize'de kazanan Sivasspor, bir hafta içinde altısı sportif üçü hukuksal yollardan dokuz puanlık sermaye artırımına gitti; hukuk puanları onanırsa ikinci sıradalar. Galatasaray'la beraber, en az gol yiyen takım (2). Rizespor'un hoca değişikliği ve küskün elemanların dönüşüyle 'Tamamen iyileştim' havasına girmesi, meğer bir nekahet temkinsizliğiymiş.
Maskeli golcü ilk sırada
İstanbul Belediyesi, ikinci defa 90+'da maç kaybetti. Ankaragücü, peygamber isimli stoperi Elyasa'nın golüyle ilk beşe oturdu. Hamarat transfer mesaisiyle mütevazı isimlerden yeni bir kadro derleyen başkent, yıllar sonra rahat bir yıl geçireceğe benziyor. İstanbullu renktaşının ardından ligin en golcüsü olan Kayserispor, hassas bir dengede görünüyor. İyi gidiyorlar ama itimat sarsıcı bir asabiyet havası da var sanki. Antepspor geçen haftanın moraliyle, ıssız OFTAŞ deplasmanında da galip geldi. Meksikalı De Nigris, evinde bir bereket tanrısı maskesiyle âyin yapıyor olmalı; 5 sayıyla golcüler yarışında önde.
İki mutsuz takımın maçında, yeni teknik direktörünü 'o piti piti karamela sepeti' yöntemiyle aradığı izlenimini uyandıran Gençlerbirliği, bir aydır ikinci kez Okan'ın son dakika golüyle, beraberliği kurtardı. Bu sonuç, ikinci kez galibiyeti son dakikada elinden düşüren Konyaspor'u teknik direktörsüz bıraktı; Nurullah Sağlam'la vedalaştılar.
Kaleci milleti serbest hareketler serisinde hünerlerini sergiledi. Sinouh penaltı kurtardı, Ivankov penaltı attı, Süleymanou ta korner havzasına kadar çıkıp yarım dakika boyunca topu taca vurmaya tenezzül etmeden Nobre'den top sakladı.