'Bir kişi hariç herkese tebrikler'

'Bir kişi hariç herkese tebrikler'
'Bir kişi hariç herkese tebrikler'
EURO 2016 Elemeleri A Grubu'nda Türkiye, Konya Arena'da ağırladığı İzlanda'yı 1-0 yenerek, Fransa'da düzenlenecek turnuvaya doğrudan katılma hakkı elde etti. Spor yazarları, büyük heyecana sahne olan karşılaşmayı yorumladı.

GÜRCAN BİLGİÇ: İyi biten her şey iyidir

Önce "yenilmemenin" hesabını yaparken, son yarım saatte kesinlikle "kazanmanın" hırsını ve isteğini taşıyarak oynadık maçı.

Her sonucun kendi hikâyesini yazması bir kenara, başka maçların farklı sonuçları da önemliydi stratejiler için. Önceliği üçüncü olmaya vermek kadar da normali yoktu elbette.

Çek maçının "akıllı" takımından tek değişiklik yaptı Fatih hoca; Cenk Tosun yerine Volkan Şen'i ilk on bire aldı. Forvetsiz oynarken, tüm orta sahalardan forvet olmalarını istedi, "Sıfır" değil "çok" forvet olduk sahada. Ama takım tabelayı sıfırda tutarken, pozisyonun karşısına da aynı rakamı yazdı. Üretemiyorduk; doğru... Ancak üçüncüydük.

Çekler, Hollanda'yı deplasmanda üçleyip, Kazaklar da golü bulunca; maçın iki takım adına da hikâyesi değişti. İzlanda grup birinciliğini kaybediyordu, kazanması lazımdı. Biz direkt gitme fırsatını yakalamıştık, galip gelmeliydik.

Onlar yüklenmek için kıpırdadı, Fatih hoca kulübedeki iki santraforunu (Cenk-Umut) sahaya attı. Risk almıyorlardı aslında, kaybetseler de değişmeyecek akıbetlerini ters çevirmek için uğraşıyorlardı.

"Neden oynamadı" diye bize üç gündür analiz yaptırtan Gökhan Töre'nin oyuna girdikten beş dakika sonra kırmızı görmesi ayrı bir facia. İlk maçta da Ömer Toprak atılmıştı. Bir türlü 11'e 11 oynayamıyorduk İzlanda'ya karşı.

Arda takımı etrafında toplayıp gayrete getirmenin peşindeyken 89'da Selçuk, bir "Pirlo vuruşuyla" frikiği gole çevirdi. Dünya ters dönmüş, istediğimiz her şey bir anda oluvermişti. Olmazı olduran sonuçlarla bir maçta yedi puan kazanıyorduk. Kazakistan'ınkini de katarsak; 10...

En iyi üçüncü olarak elemeleri bitirdik. Rakiplerimize baktığımızda elimize yüzümüze bulaştırdığımız bir süreçte, play-off illetinden kurtulup, gidiyoruz Fransa'daki gövde gösterisine... O zaman Fransızlar gibi konuşalım: "İyi biten her şey iyidir..."

 

FATİH DOĞAN: Bekle bizi Fransa, geliyoruz

Türkiye, Fatih Terim'in başında olduğu takımla tarihinde ilk kez 1996'da İngiltere'deki Avrupa Şampiyonası'na katılmıştı.
Kaderin cilvesine bakın ki tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası'na 2016'da katılma hakkı kazanan İzlanda dün Konya'da Euro 2016 yolumuzda aşılması gereken engelimiz oldu. 1996'dan bu yana Türkiye 2002'de bir Dünya, 2008'de bir Avrupa üçüncülüğü gururunu yaşadı. 
Ancak gelin görün ki 3 turnuvayı pas geçen Türkiye yeniden Fatih Terim'le 2008'deki başarının hayalleriyle 2016'ya tutundu... 

AGRESİF VE DİSİPLİNLİ 

İzlanda dün hayallerimizi ve umutlarımızı çalmak istedi. Finalleri garantilememiş gibi, ihtiyacı varmış gibi aç, agresif ve disiplinli oynadı. 
Bu sahada bütün gücüyle, kora kor savaşan, İzlanda'yı gördükten sonra sanırım hiç kimse bundan sonra formalite maçı edebiyatı yapamaz. 
Dün Konya'da takımın nasıl dizildiği, kimin oynadığının, ya da oynamadığının önemi yoktu. Sahaya çıktığında zafere inanacak yüreklere ihtiyacı vardı.. 
Ay-yıldızlı formayı Fransa 2016'ya taşıyacak cengâverlere ihtiyaç vardı. 
İspanyollar, Ukrayna engelini temizlemişti.. Dün önce Çekler, Türkiye için vurdu. Sonra Kazaklar. Gökhan Töre'nin kırmızı kartını ve 10 kişi kalmamızı düşünmeye bile zaman kalmadan Selçuk öyle bir vurdu ki gol sesi bütün cihandan duyuldu.. 
Kesilen nefesimiz haykırışa döndü..
Konya Stadı al bayraklar arasında özlediğimiz duygu ve sevinç cümbüşüne boğuldu. 
Tarihi ve büyük zaferleri inananlar yazar... Fatih Terim ve Millilerimiz, Konya'nın muhteşem atmosferinde tarih yazdılar. Direkt 2016'ya katılarak Türkiye'nin hasret kalınan 3 şampiyona özlemine son verdiler. Ay-yıldızı Fransa'da dalgalandıracak Fatih Terim, ekibi ve Millilere helal olsun.
Başarıları daim olsun...
Bekle bizi Fransa demekten öteye sanırım gayrı söz yok... 
Herkesi canı gönülden kutluyorum. Umarım ki Fransa'da daha büyük başarılara imza atarız.

 

METİN TEKİN: Şimdi hayal kurma zamanı

Harika bir futbol hikâyesiydi. Her maçın kazanımı olur ama böyle hikâyesi her zaman olmaz. 2008 Finalleri'nde yaşamıştık bunun gibisini. Kazakistan deplasmanda yeniyor, bu da yetmiyor 89.dakikada 10 kişi kalmışsınız İzlanda karşısında 1-0 öne geçiyorsunuz. Herhalde bundan daha güzel bir futbol senaryosu bizim açımızdan daha iyisi olamazdı. Sekiz yıl aradan sonra orada olmak, orada olabilecekler bizi bir futbol adamı olarak çok heyecanlandırıyor. Çünkü gruplar başladığında tek bir şey vardır, maçları inersiniz çıkarsınız, kazanırsınız kaybedersiniz finallere gitmeyi beklersiniz. Türkiye bunu başardı. Çok kötü başladığı, çok iyi bitirdiği bir grupların hikâyesiydi. İnanın belki bizim üzerimizde bitiren takımlar var, İzlanda gibi Çek Cumhuriyeti gibi ama biz finallerde onlardan çok daha fazlasını hayal ettirebiliriz.

Buraya nasıl geldiğimize baktığımızda, Hollanda galibiyeti, Çek galibiyeti, İzlanda galibiyeti. Çok mu iyi oynadık bu maçlarda, hayır? Ama çok önemli bir şey başardık: Fransa'ya gitmek.

Dönüp baktığımızda Türkiye'nin birçok turnuvaya giderken zorlandığı ama her gittiğinde bir unvan kazandığı görülüyor. Fransa da adımızın bir yerlere yazıldığı bir turnuva olacaktır.

Tebrikler Türkiye, inanıyorum Fransa finalleri için bize bütün hayalleri kurdurabilecek bir takımsınız. Bizim futbol karakterimizde bunun olduğuna ben inanıyorum.

 

LEVENT TÜZEMEN: Herkesin ayağına, yüreğine sağlık

Hazreti Mevlana'nın şu anlamlı sözü adeta Milli Takım için söylenmiş: "Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üzerine yağar. Ancak rengarenk Gökkuşağı da yağmurdan sonra çıkar.."

Milli Takım'ın Fransa serüvenine başlarken bütün dertler yağmur olup üstüne yağmıştı.

Gölge etmeye bayılanlar savaş baltalarını eline alıp, vakit geçirmeden, "Milli Takım için Fransa defteri kapandı" yorumunu yapmıştı. Ancak huzur şehri Konya'da Milli Takım huzuru, mutluluğu buldu, hayata döndü. Ve Mevlana'nın söylediği gibi beklediğimiz o Gökkuşağı rengarenk heybetiyle Milli Takımımızın üstüne dev bir bayrak gibi açıldı. Sonuç; Mevlana'nın huzurunda Fransa'ya en iyi üçüncü olarak gidiyoruz.

Milli Takım'ın yenilmesini ve elenmesini beklerken "Şom ağız"lılar şimdi kafalarını kuma kesin gömeceklerdir. Ama Fransa'ya yüzleri kızarmadan gelirler.. Olsun bu ülkenin Milli Takım'ı mutsuzlukla beslenenleri de mutlu eder.

Fatih Terim her zaman şöyle der: "Kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin.."

Grupta bileği bükülmeyen İzlanda'yı Milli Takım, Gökhan Töre atıldıktan ve 10 kişi kaldıktan sonra Selçuk İnan'ın attığı golle yendi. Bu zafer, Terim'in öğrencilerine aşıladığı "Asla vazgeçme" duygusunun belgesidir. Zaten biz Türk insanı olarak duygularımızla yaşayan bir milletiz. Milli Takım da duygularıyla coşkularını birleştirdiğinde hep kazanmıştır.

Son 5 maçta Fransa'ya damgasını vuracak kalitesi, yaratıcılığı, oyun zekası yüksek ve birbirini çok iyi tamamlayan bir ekip yakaladık. Eğer bu Milli Takım 2015'teki futbol performansıyla Fransa'yı ıskalasaydı yazık olurdu. Her şey gönlümüze ve kalbimize göre gerçekleşti. Hollanda'nın mağlup olduğunu biliyorduk. Ama Kazakistan'dan zafer bekliyorduk. Biz de İzlanda önünde akıllı oynuyorduk. Pozisyona fazla girmedik ama pozisyon da vermedik ve doğru stratejiyle oynadık.

Fatih Terim, Cenk Tosun ve Umut Bulut hamlelerini yaptığında zamanlama doğruydu. Bir anda Gökhan Töre'yi kaybettik. Ama kazanmak için asla vazgeçmedik. Selçuk İnan'ın özlenen frikik golüyle mutluluğa yelken açtık. Terim ve öğrencileri, Kaptan Arda Turan ve arkadaşları hak ederek Fransa'ya gidiyor. Bu Milli Takım'a en güzel apoleti Konya seyircisi taktı:

"Türkiye sizinle gurur duyuyor"

Herkesin ayağına, yüreğine sağlık.

 

RIDVAN DİLMEN: Allah gönlümüze göre verdi

Teknik olarak yorum yapmaktan çok tabloyu görmek lazım... Gün çift forvet, 4-4-2 yazılacak gün değil. Biz ilk 5 maçta 5 puandaydık, orada küme düştük. İkinci devre ise 5 maçta 13 puanla lider olduk. İlk devre yenildiğimiz herkesi yendik. Dolayısıyla bu çocuklara ne dersek helal olsun. Çok teşekkür ederim hocamıza, sporcularımıza. Gitmemiz gerekiyordu, gitmemek için de çok çaba gösterdik ama son 5 maçta da bunu döndürmek için gerçekten çabaladık. Hafta başında Servet Yardımcı'yla telefonda görüştüm. "Çok yoğunuz, Prag'dan geldim, Konya'ya geçiyorum. UEFA toplantısına gideceğim, oradan da kura" dedi. Ben de "Kura çekimine gitmeyin" dedim. Az ama o kadar çok mucize gerekliydi ki. İspanya, Ukrayna'yı yenmeliydi. Orada da Ukrayna atacak gibi oynamıştı. Koşullar lehimize gelişti gibi gözüküyor ama bunun için önce kendimiz kazanmalıydık. Rakibimiz derken Ukrayna, Macaristan oldu rakibimiz. Çocuklar o kadar gergindi ki, bunu da anlamak lazım. Buralara kadar geldik, tesadüf değildir diye düşünüyordum, öyle de oldu.

Fatih Terim'le maç öncesinde konuştuğumda "Hangisi daha iyi takım" diye sordum, "Kazaklar" dedi hoca. Hoca elemelerin başındaki form durumunu da çok geliştirdi. İlk İzlanda maçında hocayla birlikteydim, burada konsantrasyonu çok daha iyi durumda. İzlanda'nın Hollanda'yı yenmesi vs bizim lehimize gelişti, diğer sonuçlar da ama şansını kendin yaratırsın. Açıkçası çocuklar, İzlanda maçında kötü oynadı ama bu şans boşuna gelmedi.

Hollanda'yı yenmesen, Çekler'i deplasmanda yenmesen bu olmaz. Şansımızı biz kendimiz yarattık. Fatih hocamız kötü başladı, olağanüstü bitirdi. Yine de medyayla ilişkilerine daha farklı bakması lazım bence Fatih Terim'in...

Bizim takımımızın bir parıltısı var. Artık gittik diye yazmıyorum bunu.

Biz Fransa'da acayip bir yerlere de gelebiliriz, biz finale kadar da gidebiliriz. Biz potansiyelliyiz. Bu süreçte bazı olaylar da yaşandı ama herkesin bu başarıda emeği var. Son maçta oyuna girip atılan Gökhan Töre'nin ki de emek. Ömer kardeşimiz de gelsin. Sonuçta sporcu bunlar, karakterli çocuklar...

Allah gönüllerimize göre verdi. Yaz sezonu tatillerine bakıyorduk, artık kendimizi Fransa'ya göre ayarlıyoruz.

 

ÖMER ÜRÜNDÜL: Helal olsun Fatih Terim

Değişkenlik gösteren bir ilk yarı izledik. İlk 10 dakikada oyuna hükmeden çok adamla atağa çıkan İzlanda'ydı. Ardından ayağa garantili paslarla önce dengeyi kurduk, sonra da sürekli ve tempolu hücum girişimlerine başladık. Bu bölümde rakip geride alan daraltan savunma kurgusuna geçti. Set oyununu iyi olgunlaştırmamıza rağmen son seçimlerde hata yaptık. Şener, olumlu ofansif toplu ve topsuz girişimler yaptı. Şener'i zamanlamalı koşularda topla buluşturamadık. Onun yaptığı güzel ortalarda ise yüksek topları değerlendirecek yapıda futbolcumuz yoktu. Devrenin son bölümünde ise tekrar rakibin tehlikeli atakları gündeme geldi. Bu yarıda bana göre en büyük yanlışımız etkili olduğumuz bölümde hiç kaleyi bulan şut kullanamayışımızdı.

İkinci yarıya yine İzlanda etkili başladı. Sıkıntılı bir 15 dakika yaşadık. Ondan sonra iş bambaşka havaya büründü. Hollanda'nın üç farklı yenik duruma düşmesi ve aynı zaman diliminde Kazakistan'ın Letonya'ya gol atmasıyla bir anda galibiyet halinde Fransa'ya gitme şansımız belirdi. Fatih Terim gol için değişikliklere gitti. Diğer maçların neticeleriyle büyük moral bulan takımımız bastırmaya başladı. Ancak Gökhan Töre'nin gereksiz hareketle gördüğü kırmızı kart bütün planları bozdu. Fizik açıdan güçlü bir rakibe karşı çift santrfor dönmeyle beraber yorulan oyuncularımızla beraber 1 kişi eksik kalmak, büyük handikap teşkil etti.

Ancak artık büyük mucizeyi gerçekleştirmenin zor olduğunu düşündüğümüz anda Selçuk ortaya çıktı ve mükemmel bir frikik golüyle öne geçtik. Son saniyeler nefes kesti ve sonuçta zoru başararak maçı kazandık. Diğer maçların sonuçlarıyla tarihi bir zafere imza attık. Helal olsun

Fatih Terim, helal olsun çocuklar.

 

ERMAN TOROĞLU: Bir kişi hariç herkese tebrikler

Dün geceyi Türkiye'ye yaşatan Fatih Terim hocaya, Milli Takım'ın masöründen futbolcusuna (Gökhan Töre hariç) herkese teşekkür etmek lazım.

Çok sıkıntılı günler yaşadığımız şu dönemde çocuklar öyle bir maç kazanıyor ki Türkiye'de ve Avrupa'da insanımız bu olumsuz hava içinde mutluluk yaşadılar. Böylesine üzüntülü günlerimizde yüzümüz güldü! İki yıl önce Fatih hoca için dedim ki "O çok şanslı biri, Fatih hoca boğaz köprüsünden denize düşse Beylerbeyi'nden çıkar" dedim. Hatta "Çıkarken de iki de balık yakalar, öyle çıkar" dedim..  Hakikaten çok şanslı.

Dün gece baksanıza her şey bizim istediğimiz gibi gelişti. Bir tek Gökhan Töre olayı hariç! İşe başlarken Fatih hoca iyi başlamadı. Çünkü takımın içinde horozlar fazlaydı. Şimdi bir tek "Arda" kaldı. Bakın son maçlarda çok iyiyiz. Fatih hoca şimdi gördü, "Nerede yanlış yaptım? Nerede doğru yaptım" biliyor ona gere çözüm bulacaktır. Ancak önce şunu bir halletmemiz lazım; bizde oynayan profesyonel futbolcuları önce heyet muayenesinden geçirdikten sonra iki ayda bir psikolojik antrenmandan geçirmemiz lazım. Bunu neden yazıyorum? Gökhan Töre denen adam, kusura bakmayın futbolcu demiyorum! İyi top atarmış, iyi çalım atarmış! Hepsi hikaye!

Benim takımımı böylesine önemli bir maçta, bu dakikada 10 kişi bırakan adam kolay kolay bir daha milli takıma gelmesin kardeşim. Psikolojik baskı altında oynuyorsun. Forvetin de yok. Böyle oynuyoruz. Biri çıkıyor her şeyi mahvetmenin fitilini ateşliyor! Ben bu tip adamı milli takımda istemiyorum. Çünkü bu tip adamlar Avrupa Şampiyonası'nda da aynı hataları yapar, yakarlar! Töre, takım arkadaşının enerjisini satıyor. Arda'nın haline çok üzüldüm. Arda bir de maçsız, gelip burada son enerjisini harcıyor. Gökhan çıkıp az kalsın onun, diğerlerinin çabasını bir anda boşa çıkaracaktı. Gökhan'ın yaptığından sonra televizyonları başında kızan ne fanatikler vardır. Kolay değil televizyonunu kıran bile vardır. İyi ki ben evde izlemedim. Dün şu maçta her şey denk geldiği anda Gökhan'ın yaptığı affedilemez. Gökhan şükretsin de bu maçı kazandık. 20-30 kurban kesip dağıtsın ki bu maçı kazandık. Golü attığımız dakika çok mükemmel; 89... Selçuk bu golü atmasa Gökhan kendini kurtaramayacaktı. Bu Milli Takım ile yolun başındayız. 2-3 yıl sonra hayalimizdeki Milli Takım'a ulaşabileceğiz.

FEDERASYON FORMA SATMALI

Konyalılara bir uyarım var. Tribünlerde rengarenk formalarla gelmişler. Bırakın artık kulüp olayını. Milli maçta her yer kırmızı beyaz olmalı. Bırakın Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'ı... Milli maçta Türkiye olalım. Bakın buradan Federasyon başkanına sesleniyorum; Lütfen nerede oynayacaksak oraya TIR gönderin Milli Takım'ın formalarını satın. Hollanda'ya maça gittim hepsinin renkleri aynı. Bizde de öyle olsun.

İSKENDER GÜNEN: Bunun adı mucizedir

Umutlarımızın yitirildiği Avrupa Şampiyonası'nda son 5 maçta ortaya koyduğumuz oyunla, üstelik en iyi 3'üncü olarak Fransa'daki finallere gitme hakkını elde ettik. Son 5 maçta ortaya konulan futbol, bugünlere gelmemizde en büyük etkendi. Bu maçta bizim en iyi 3'üncü olarak direkt finallere gidebilmemiz için önce Ukrayna-İspanya maçından çıkacak sonuç, sonrasında Letonya-Kazakistan maçından gelecek sonuç artı bizim de İzlanda'yı yenmemiz gerekiyordu. İlk yarı sonunda soyunma odasına giderken Çekler'in Hollanda'da 2-0 geride olduklarını duyan 11 daha çok istediği sonucu almak adına yapılan bir oyun stratejisi izledi. Fakat ne zaman Kazak maçından 1-0'lık skor haberi geldi, Fatih Terim'den gelmesi gereken hamleleri gördük. Ama Gökhan Töre'nin hiç gereği yokken gördüğü kırmızı kartla oyun dışı kalması işi bozdu. Ama bundan sonra Milli Takım'ın oyunu kazanma adına ortaya koyduğu mücadele gerçekten övgüye değerdi. Serbest vuruştan Selçuk'un attığı mükemmel golle istenen sonuç da ortaya çıktı. Her şeyin bittiği, umutların mucizelere kaldığı 5 maçlık serüvenden sonra kalan 5 maçta olağanüstü bir mücadele güc, takım birlikteliği ayrıca oyuncular ve teknik adamın arzusunu kutlamak gerekiyor.

 

BÜLENT TİMURLENK: Mucizeler zaman alır

İlk 10 dakika şunu gösterdi, biz Prag'da 3 puandan çok daha fazlasını almışız. Dün gece tek ihtimalimiz galibiyet olsaydı bunun altından kalkamayacak kadar stresli başladık oyuna. İzlanda taş gibi takım olduğunu ilk maçtan beri gösterdi, gruptan çıkmış olmak bile soğuk ülkenin futbolcularını oyun disiplininden koparmadı. Santrforsuz, geçmişte Roma, Man.United, Barcelona ve İspanya'nın sahte 9 ile denediği diziliş bizi 15'ten sonra ayağa kaldırdı. Çok kaliteli bir kumaşa sahip gömleğin düğmeleri plastik bizde sanki. Son vuruşu da bir çözsek! Fransa'ya direkt uçuş biletleri altın tepsiyle önümüze konmuşken, Gökhan Töre'nin gereksiz kırmızı kartı geldi. Selçuk İnan bu unutulmaz golü attı diye söylemekten vazgeçmem. Hakan Çalhanoğlu frikikler için sahada kalmalıydı. Kalsaydı belki o vuracak, kimbilir belki de top auta gidecekti. İlk 3 maçta 1 puan alan Milli Takım en iyi üçüncü unvanıyla Paris'e gidiyor. Uzun hikâye ama özetini Fatih Terim repliğiyle hatırlarsak eğer 2008'e de selam çakarız: "İmkânsız diye bir şey yoktur. Mucizeler biraz zaman alır."

 

MURAT ÖZBOSTAN: Kalbimiz ferahladı!

Kuralar çekildiğinde kim Hollanda, EURO 2016'yı televizyondan izleyecek diyebilirdi ki? Ya da kim İzlanda'nın bu performansı göstereceğini, takım oyununu bu kadar geliştirebildiklerini.. Kötü başladığımız bir hikâyenin sonunu muhteşem bir finalle noktaladık. Kazakistan sağolsun, play-off'ta sıkışacak kalbimizi rahatlattı. Dün bir kez daha gösterdi ki en yetenekli adamlar bile sahaya yüreğini koymazsa kazanamazsınız. Hem Çek maçında hem de dün gece aylardır kulüp takımında oynamamasına rağmen Arda, yüreğiyle oynadı, geri çekilen arkadaşlarını rakip sahaya çağırdı, tribünleri hareketlendirdi. Selçuk İnan'ın çok güzel frikik gollerine şahitlik yapmıştık lig maçlarında ama en unutulmazı ve değerlisini milli forma altında attı. Hain saldırılarla ülke bütünlüğünü bozmak isteyenlere bir tokat da dün Türk milletine bu sevinci yaşatan A Milli Takım'dan geldi. Tebrikler Fatih Terim ve öğrencileri. Fransa'da yolunuz açık olsun.