Bir milli maç daha geçti...

Geçen sene bu zamanlar, FourFourTwo'da bir yazı yazmıştı Coşkun Çelik... Milli Takım'ın 1988'den bu yana Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası elemelerinde ne umup ne bulduğu üzerine... Kısaca özetliyorum:
Haber: BANU K. YELKOVAN / Arşivi

Geçen sene bu zamanlar, FourFourTwo'da bir yazı yazmıştı Coşkun Çelik... Milli Takım'ın 1988'den bu yana Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası elemelerinde ne umup ne bulduğu üzerine... Kısaca özetliyorum:
1988 Avrupa Şampiyonası Elemeleri: İngiltere, Yugoslavya, K. İrlanda'yla aynı gruptayız. Takımın başındaki Coşkun Özarı, "Formda bir Erdal, kuvvetli bir Selçuk, Zonguldaklı Cemal ve Sarıyerli Rıdvan
ümitlerimi yeşertiyor" açıklamaları yapı-yor... Yugoslavya'dan 4, İngiltere'den 8 yediğimiz grupta bir yere giden sadece Özarı oluyor, yerine Mustafa Denizli geliyor.
1990 Dünya Kupası Elemeleri: Yugoslavya maçı Alsancak Stadı'nda mı oynansın, Atatürk Stadı'nda mı olsun kavgası sonrası Mustafa Denizli istifa ettiği için Sovyetler Birliği, Avusturya, Doğu Almanya, İzlanda'yla aynı gruba düşen Milli Takım'ın başında artık Tınaz Tırpan var. Basına göre Sovyetler Birliği dışında milli takımı zorlayacak takım yok grupta. Ama ne hikmetse yine evde kalıyoruz.
1992 Avrupa Şampiyonası Elemeleri: Milli Takım'ın başında yeni hoca Sepp Piontek, grubumuzda 'eski dost' İngiltere, İrlanda ve Polonya var. 'Neden olmasın?' diye çıkılan yoldan, San Marino ve Malta ile elemelerin en kötü üç takımından biri olarak tarihe geçerek dönüyoruz.
1994 Dünya Kupası Elemeleri: İngiltere, Hollanda, Polonya, Norveç ve San Marino grubu için yoğurdu üfleyerek yemek isteyen Piontek, "Çok güçlü bir gruba düştük" yorumunu yapıyor. Basın, Hayrettin, Recep, Gökhan, Ogün, Rıza, Oüuz, Tugay, Orhan, Bülent, Hakan ve Hami'li kadronun çok iş yapacağını düşünüyor. Eleme grubunun sonunda bir yere giden sadece Piontek oluyor.
1996 Avrupa Şampiyonası Elemeleri: Eski yardımcı Fatih Terim artık tek adam. İsviçre (aaa!), İsveç, Macaristan ve İzlanda'lı grupta İsveç'in ardından ikinci sırayı alarak finallere çıkıyoruz.
1998 Dünya Kupası Elemeleri: Kuralar öncesi, Fransa'da yapılacak Dünya Kupası'na gönderme yaparak Eiffel Kulesi önünde, "Paris'te buluşalım" pozları veriliyor. Kurada bahtımıza Hollanda, Belçika, Galler ve San Marino düşüyor. "Bundan daha iyisi mümkün değildi" değerlendirmesi sonucu yine hüsran.
2000 Avrupa Şampiyonası Elemeleri: Almanya, Finlandiya, K. İrlanda, Moldova'lı grup ve 'Bundan iyisi can sağlığı' yorumlarıyla başlanan grupta iş baraj maçına kalıyor. İrlanda Cumhuriyeti'yle iki maçta iki beraberlik sonrası Türkiye, 'içindeki İrlandalılar'ı da yenerek finallere kalıyor.
2002 Dünya Kupası Elemeleri: İsveç, Slovakya, Makedonya, Moldova, Azerbaycan'lı gruptan çıktığımızı ve dünya üçüncülüğüyle döndüğümüzü herhalde sağır sultan bile biliyordur.
2004 Avrupa Şampiyonası Elemeleri: İlk kez ilk torbadan katıldığımız kuradan şansımıza İngiltere, Slovakya, Makedonya, Liechtenstein çıkıyor. 'Kim çıkarsa çıksın' dönemimiz başlamış zaten, ohooo... Türlü 'bahtsızlıklar' sonucu baraj maçına kalıyoruz, 'Çek bi' Letonya bizi saf dışı bırakıyor.
2006 Dünya Kupası Elemeleri: Ukrayna, Danimarka, Yunanistan, Arnavutluk, Gürcistan'lı grupta ilk fire Şenol Güneş. Hakan Şükür kriziyle yıpranan Ersun Yanal'ın ömrü de fazla uzun değil. İsviçre'yle oynanan baraj maçında olanları hatırlatmamıza gerek var mı?
Sonuç: Bizim elemelere gitmememiz değil, gitmemiz daha büyük sürpriz... Futbolda ne olduğunu bir türlü bulamadığımız ekolümüz de 'telkinle ikna' olarak özetlenebilir. Sürekli birbirimize en iyisinin biz olduğunu telkin ediyoruz ama görünen o ki henüz kendimiz dışında kimseyi ikna edebilmiş değiliz.