Bir sezon daha başlarken...

Ankara'nın dört, İstanbul'un üç takımı, neredeyse seyircisiz sayılabilecek takımlar. Geçen yılki rakamlar şehir takımlarının da yeteri kadar seyirci toplayamadığını gösteriyor; üç büyükler ve Trabzonspor'un da olağanüstü rakamlara ulaştığı söylenemez.
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Ankara'nın dört, İstanbul'un üç takımı, neredeyse seyircisiz sayılabilecek takımlar. Geçen yılki rakamlar şehir takımlarının da yeteri kadar seyirci toplayamadığını gösteriyor; üç büyükler ve Trabzonspor'un da olağanüstü rakamlara ulaştığı söylenemez. Hele hele hafta arası basında yer alan Kayserispor'un ancak beş kombine bileti satabildiği haberi ki umarız doğru değildir- düşünülürse, aslında ağlanacak bir durumdayız demektir. Gençlerbirliği kulübünün başkanı, taraftarları cezalandırmak için sadece kapalı tribün için kombine çıkartıyor. Oftaş ise, neresinden bakılırsa bakılsın bir garabet örneği. İki kulüp arasındaki futbolcu değiş tokuşu bile gerçekte ciddi bir sorun. Oftaş'ın Gençlerbirliği'nin tekelinde kalması lig için büyük skandal. Bir başka vahamet, belediye takımları. Bu profesyonel düzeyde, esas görevi, o da açık mâli kaynaklarla amatör sporlara destek olması gereken belediyeler mesela su sorununu hâlletmek yerine harıl harıl futbolcu transfer edip stat yapmaktalar.
Kararlı olmak
Eğer futbol dışında ikincil, üçüncül yararları yoksa, belediyelerin kamusal kaynakları, yahut kamudan bir biçimde devşirilen paraları profesyonel futbol takımı için kullanmaları, kabul edilemez bir tutumdur. Futbol Federasyonu'nun bu konuda derhal bir yaptırıma gitmesi gerekir. Bu takımlar, bir an önce belediyelerin inhisarından çıkarılmalıdır- Oftaş'ın da bir ân önce el değiştirmesi şarttır. Ankara Belediyesi, çok istiyorsa, kendi işçisinden, memurundan bir takım oluşturup, üçüncü amatör kümede rekabet edebilir, o kadar. Aynı şey İstanbul Belediyesi için de geçerlidir. AKP hükümetinin bu konuda acilen bir karar alması gerekiyor. Şimdi siz Ankaralı olsanız, ödediğiniz vergilerle, profesyonel bir futbol takımınızın mı olmasını istersiniz, musluklarınızdan suyun akmasını mı? Kaldı ki Ankara'nın geleneksel iki kulübü yeteri kadar taraftar ve seyirci desteğinin olmamasından yakınırken, bunlara iki takımın daha ilave olması tam bir skandaldır.
Futbol Federasyonu, bu konuda kararlı olmalı ve mesela sezonun ilk yarısının bitimine kadar, sözünü ettiğimiz takımların mülkiyet yapısının değişmesini sağlamalı, sağlayamıyorsa, bu takımları Süper Lig'de futbol oynamaktan men etmelidir. Bu ligin gerçek ayıbı, şaibesi burada yatmaktadır.
Futbolu saklamak
Seyirci sayısının azalmasında ikinci büyük etken, liglerin adeta izleyiciden saklanmasıdır. Tamam anladık, yayın gelirleri kulüplerin kasası için vazgeçilmez bir özellik arz ediyor. O paralarla hiçbir mantığı olmayan transferler yapabiliyorlar, ama şunu görmeleri gerekir ki, izleyicilerden bu kadar saklanan bir ligin büyümesi mümkün değildir, olamaz da. Üç büyüklerin bütün Türkiye'ye yayılan bir taraftar kitlesi var ve onların en azından, lig başlarken takımlarını açıkça seyretme hakları bulunmaktadır. Bütün sezon takımını beş dakika seyredebilen bir taraftar, takımına beş kuruş katkı yapmakta gönülsüz davranırsa, suçu ona mı yüklemek gerekecek? Naklen yayınların, seyirci sayısında azalma yarattığı bir gerçek, zaten bütün yaygara oradan kopuyor. Fakat bu kadar saklamaya rağmen, yazının başında sözünü ettiğimiz ligin her açıdan daralmasını nasıl açıklayacağız? Neden seyirci sayısını artırmakta başarısız takımlar?