Bir zamanlar maziye bak

Artık her haftaya 'Acaba bu hafta 'kim veya kimler' puan veya puanlar kaybedecek?' diye bakmaya alıştık. Oysa bizde âdettendir, son haftalara yaklaştıkça aşağıda ve yukarıda seri galibiyetler dönemi başlar.
Haber: ERAY ÖZER / Arşivi

Artık her haftaya 'Acaba bu hafta 'kim veya kimler' puan veya puanlar kaybedecek?' diye bakmaya alıştık. Oysa bizde âdettendir, son haftalara yaklaştıkça aşağıda ve yukarıda seri galibiyetler dönemi başlar. Orta sıraların iddiasız takımları rejime girmiş misali hızla kilo kaybederken üst ve alt sıralar tombullaştıkça tombullaşır. 30 haftada beş kez kazanabilen takımlar son dört haftaya dört galibiyet sığdırırlar, ki bu performansa şaşmamak elde değildir. Bu sezonsa puan tablosu kantarında
aşağılar çok, yukarılar az çekiyor.
Geçen sezon 29. hafta sonunda tepedeki Fenerbahçe ve Galatasaray'ın 71'er puanı vardı. Her ikisi de 29 maçta 22'şer kez kazanmış, beş kez berabere kalmış ve sadece iki yenilgi almışlardı. Şimdi öyle mi? Lider Fenerbahçe 59, Beşiktaş 55 puanda. Galibiyet sayısı Fenerbahçe'de 19, Beşiktaş'ta 17. İkisi birlikte 15 kez berabere kalıp 10 kez mağlup olmuşlar. Aşağıdaysa kümede kalma barajı 40 puana dayanabilir. Aralık dar.
'Komplo'dor ağızlar açıldı
Üç İstanbullu+Trabzonspor oligarşik yapısının topyekûn galip geldiği 29. haftanın açılış maçında Fenerbahçe Antep'te zorlanmadı. İlk golün penaltıdan gelmesi ilginç oldu tabii. Hafta içerisinde Aziz Yıldırım'ın federasyon başkanvekili Affan Keçeci'ye "Fener'e penaltı yasak mı Affan?" diye serzenişte bulunduğu iddiasının hemen üstüne penaltı gelince 'komplo'dor ağızlar bir kez daha açıldı. Tam bir yıl sonra geldi bu penaltı. Son olarak geçen sezonun 29. haftasında yine Alex geçmişti topun başına. Zico'nun bu hafta Tuncay'ı sağda, Tümer'i solda oynatmasının da bir 'Yıldırım harekâtı' olduğunu iddia eden 'komplo futbolseverler' yok değil. Burası böyle bir lig, kim ne yapsa vardır 'derin' bir nedeni...
Beşiktaş heroik kaleci destanlarını çok seviyor. Antalya maçı öncesi yaşanan kaleci sıkıntısında 'Keşke Pancu hâlâ bizde olsaydı' diye ince ince neşesini bulan çok Beşiktaşlı vardı. 17 Nisan 2005'teki efsaneye dönüşen Fenerbahçe maçından yaklaşık iki yıl sonra bu kez Murat'la bir efsane yarattılar. Büyük acıya rağmen kalesinde direnen Murat figürü sahiden etkileyiciydi. Lakin Murat konuşulurken kötü futbol kaynadı gitti. Üç haftadır kötü oynuyorlar.
Galatasaray hakkında iki haftadır 'geçen yıla benziyorlar' yorumu yapılıyor. Doğrudur, çok koşuyorlar, her bölgede pres yapıp hızlı ve yıpratıcı saldırıyorlar. Ama Rize karşısında golü yiyene kadar başka bir Galatasaray vardı. Yani aslında iki Galatasaray var ve hangisinin nerede ortaya çıkacağı belli olmuyor. Inamoto sezon başından beri işini eksiksiz yapan bir devlet memuru gibi. Rize karşısında ilk golü hazırlayan isimdi. Hakkında onca atıp tutana rağmen alkışı hak eden bir futbol emekçisi bu sevimli Japon.
Galatasaray'ı bitirirken şunu sormam şart. Hafta içerisinde Erciyes'in başındaki Bülent Korkmaz'ın gelecek sezon Galatasaray'ın başına geleceği söylendi. Bülent'e bir jübileyi çok görenler acaba önce jübilesini yapıp sonra takımın başına mı getirecek? Artık bir de böyle geçerler tarihe...
Kayseri kolay görünen puanları kaybetmeseydi çok başka bir yerde olabilirdi. Ankaraspor'la berabere kalmak artık haber değeri taşımıyor gerçi. Yakında İddaa Ankaraspor maçlarından beraberliği çıkarır herhalde. Haksız rekabet oluyor. 29 haftada 15 kez berabere kaldılar.
Bahis demişken... Bwin firmasının programından çıkardığı Denizli-Sivas maçının ardından Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun'un "Denizlispor'un durumu oyuncularımı etkilemiş olabilir" açıklaması biraz 'uygunsuz' kaçtı. Zira başkanları Mecnun Odyakmaz da benzer şeyler söyledi. Denizli'nin durumu etkiliyor da, Erciyes, Rize etkilemiyor mu?
Holosko'nun ilk hat-trick'i
Trabzonspor bu hafta Sakarya'da Erciyes'la oynayacağı kupa maçının gol provasını yaptı. Bakalım 'sert' Kayserililer karşısında aynı oyun gelecek mi? Ligde bu hafta Konya'da iki puan bırakan Erciyes finale yükselirse belki de ikinci ligden UEFA'ya giden ilk takım olarak tarihe geçecek.
Kısır başkent derbisini geçip Vestel'le haftayı kapatalım. Bursa'yı 4-1'le geçtiler. Beşinci haftadaki 5-1'lik Erciyes maçı dışında en farklı galibiyetlerini Giray Bulak'ın 'temkinli' diye tanımladığı savunma ağırlıklı futbolla aldılar. Golcüleri Holosko kariyerinin ilk 'hat-trick'ini yaptığını söyledi. Ah bir de maç sonrası iki kişinin yaralandığı olaylar çıkmasaydı...
KİŞİSEL NOT: İnsan tüm vaktini futbolla geçirince bazen oyuna yabancılaşabiliyor. Hele ortalığı mesnetsiz yönetici açıklamaları, komplo teorileri sarmışsa... Bıktırıcı olabiliyor futbol... Tası tarağı toplamak gelebiliyor içinizden... Ama sonra küçücük bir çocuk çıkıp öyle bir gol
atıyor ki, o anda yeniden seviyorsunuz futbolu. Yeniden düşüveriyorsunuz aşka... Yıllardır yanıbaşınızdaki sevgilinize bir bakışıyla bir defa daha vuruluvermek gibi... Teşekkürler Messi... İyi ki varsın futbol!