'Bırak, bırak... Hoop, adam al'

Ve seyircisiz maç, artık vukuat-ı adiyeden bu ülkede. Seyirci, 'okazyonel' bir unsur; duruma göre, olabilir de, olmayabilir de. Bu hafta üç maç, yani toplam üç maçtan biri, tenhada falan da değil...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Ve seyircisiz maç, artık vukuat-ı adiyeden bu ülkede. Seyirci, 'okazyonel' bir unsur; duruma göre, olabilir de, olmayabilir de. Bu hafta üç maç, yani toplam üç maçtan biri, tenhada falan da değil, seyirciden tamamen arındırılmış koşullarda vuku buldu. İkisi ev sahiplerinin 'seyirsisiz oynama' cezasından; biriyse iki 'zaten'-seyircisiz takımın ücrada buluşmasından. Bu maçları canlı izleyebilen vazifeli personel ve ekran başı seyircileri, sporcularların mahremine girmiş gibi oluyor; boş arenada yankılanan uyarıları, itirazları, acı ve sevinç çığlıklarını tek tek iştiyorlar. Tabii assolist, her kornerde endişeli aryalar patlatan kaleciler. Bilmem, belki bir 'otantizm' şovu olarak pazarlanabilir dünya televizyonlarına: gerçek futbolcu 'sound'lu müsabaka, koca profesyoneller kendi aralarında oynar gibi, how interesting!
İkisi de ikide iki yapmış, Alman hocalı, hücumu ayıplarını örttüğü
için de seven iki takımın karşılaşmasında, Galatasaray-Ankaragücü yüksek seviyeli olmasa bile akışkan, tempolu bir maç oynadılar. Geçen sene bu vakitler ikisi de Ankaragücü kadrosunda bulunan iki kaleciden Orkun, gözden düşüp yollandığı Erciyesspor üzerinden, bu sezon başı Galatasaray'a gelmişti. Serkan'la karşılıklı kendilerini gösterdiler. Galatasaray ve Beşiktaş, üçte üç yaptı.
Hesap açamaz ama...
Antepspor deplasmanında 90+5'te galibiyeti getiren golü, henüz velisinin izni olmadan bankada hesap açamayacak yaşta olan Batuhan Karadeniz'in atması, Beşiktaşlıların gönül yaralarını depreştirdi. Seba&Milne dönemindeki altın çağını altyapı mahsulü gençlerle yaşayan Beşiktaş için, başlı başına bir gurur kaynağıydı bu 'özkaynak düzeni'. Karakartal'ın futbol mektebi yine iyi mezunlar veriyor ama geniş tertiplere giren bu delikanlılar, yıllardır kalıcı kadrolara atanmıyorlar. Transfer karambolünde kaynıyor, körolası 'Ev danası öküz olmaz' deyimini çiğneyen kocakarıları haklı çıkarıyorlar. Ertuğrul Sağlam, karakter kaybından mustarip Beşiktaşlıları hiç değilse bu kategoride sevindiren bir hamleyle, evin çocuklarına sorumluluk vermekten kaçınmıyor. Eh, onlar da büyüklerini mahcup etmiyor, arada bir bakkala gidip ekmek almaktan fazlasını yapıyorlar. Serdar Özkan, maçtan maça olgunlaşıyor. 16 yaşındaki Batuhan'ın siftahının bereketli olmasını ve kulübün 'ağır abi'lerince ruhunun ihtiyarlatılmamasını dileyelim.
Fenerbahçe'nin bir hafta dinlendirilen 'as' takımı, hafif düşmüş süngüsünü doğrultmak için daha azimkâr, daha çalışkandı.
Atik Sivasspor'u Roberto Carlos'un, hiç de tipik bir Roberto Carlos golü olmayan golüyle geçtiler (ön direkte uçarak uzak direğe kafa!). Fenerbahçe seyircisinin gaddar homurtusu, emek kahramanı Deniz'den Kezman'a döndü.
Kayserispor, biraz müşkül ve yavan da olsa, puanları topluyor. İleride açılırlarsa bu tasarruflar işe yarar. İlk puanlarını almaya hazırlanan Kasımpaşa'yı 89 ve 90. dakika golleriyle kahrettiler.
Beşiktaş, Antep'te beş sezon sonra kazanabildi. Bursaspor da Ankara'da Gençler'e karşı dört sezon ve altı sene aradan sonra. Bursa'da kulüpte kaos sürerken, sahadaki takım, oyun düzenini en çabuk oturtanlardan biri. Dersim'in kederini yüzünde taşıyan Sinan Kaloğlu'nun form grafiğinin dar aralıklarda ikbali de idbârı da görmesine alışığız. Geçen hafta Galatasaray karşısında Bursaspor'un etkili ataklarının akamete uğramasında büyük pay taşıyan Sinan, Gençlerbirliği karşısında sezonun ilk üçlemesini yapan oyuncu oldu.
Tatsız bir Rizeliler günü
İst. BB-Gençlerbirliği OFTAŞ: yine iki soydaş takım. İkisi de çaylak, ikisinin de tüzelkişilikleri tartışma konusu; ikisi de ıssız tribünlerin soğuk sessizliğine şerbetli, ikisi de 'takım oyunu' andı içmiş. Tecrübeli oyuncularla takviyeli İst. BB, abisiz Gençler-OFTAŞ'ı yendi. Kaliteli eski kaşarlardan İlyas'ın 40 metreden savurduğu şutla.
Komşu buluşmaları bu haftaya denk geldi: İki Karadenizli ve iki
Egeli birbirleriyle oynadı (ne olur, derbi demeyin şunlara!). Küskün oyuncularının geri döndüğü ama yeni teknik direktörünü hâlâ bulamamış olan Çaykur Rizespor, sezonun ilk golünü atarken 3. haftada 7. ila 11. gollerini yedi. Bilecikli valilerinin Birinci Dünya Rizeliler Günü'nü icat ettiği hafta sonunda, tatsız bir kutlama. Trabzonspor, rakibinin dağınıklığı kadar, Avni Aker'deki o zorlu 12. adamın markajından kurtulmanın da rahatlığı içindeydi sanki. Egelilerin kapışması düello heyecanı sundu. Denizli de Manisa da Egeli genişliğiyle, rahat yiyip rahat atıyorlar.
Ankaraspor, iki yenilgiden sonra, Konya karşısında geçen seneki gıdasına, beraberliğe kavuştu.