Biraz Mancini biraz Lucescu

Biraz Mancini biraz Lucescu
Biraz Mancini biraz Lucescu
Galatasaray'ın 'kara bulutları' ortadan kaldırdığı 2-2'lik Juventus beraberliği, takımda nelerin değiştiği sorusunu beraberinde getirdi. Faktörlerden birisi takımla sadece 2 gün çalışmış olmasına rağmen, Mircea Lucescu'yu andıran sistemiyle yeni teknik direktör Roberto Mancini...

SPOR SERVİSİ -  Galatasaray ’ın Juventus deplasmanında Umut Bulut’un attığı golle aldığı 1 puan, görünenden çok daha fazlası... Kötü sonuçlar ve çalkantılı günlere son veren 2-2’lik skor, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki iddiasını sürdürmesini de sağlarken, oynanan futbol taraftarlarını da memnun etti. Peki Fatih Terim’in takımdan ayrılmasının ardından göreve gelen Roberto Mancini’nin bu önemli skordaki katkısı ne kadardı? Bugünkü maç kritiklerinde, sarı-kırmızılı takımla sadece iki gün çalışıp bu müsabakaya çıkan İtalyan teknik adamın etkisi de ele alınan konulardandı.

'Umut Bulut şaka yaptı'

Gazetelerdeki yorumlardan ‘Sarı-Kırmızılılarda neler değişti’ sorusunu aradığımız derlememiz şu şekilde:

Mehmet Demirkol (Fanatik): Lucescu’yu hatırlattı

Galatasaray, Real Madrid karşılaşmasına benzer iki savunma hatasıyla maçı vermişti. Dün de böyle bir pozisyonla golü buldu. Juventus’u hataya zorlayan bu direkt oyun eksik kalsa da Mancini’nin akıllı bir tercihi. Savunmadan mümkün olduğunca çabuk Drogba’yı görüp Sneijder, Riera, Bruma üçlüsünü ona yaklaştırıp baskın yapma fikri böyle tek stoperle kalabilen bir savunma için ideal çözüm. Mancini’nin genel oyun anlayışı belki yaşı yetenler için Lucescu dönemini hatırlatmış olabilir. 8’li bir blok olarak hep topun arkasına kalmayı düstur edinmiş bir oyun. Kanatlarda ikili ve kalabalık bir oyunla sürekli rakibi göbekten gelemeye zorlayan bir oyun.

Levent Tüzemen (Sabah): Yeniden İtalyan etkisi

Galatasaray, Lucescu’dan tam 12 yıl sonra İtalya’da bir İtalyan hoca Mancini ile İtalyan ekolüne geçti. İtalyan ekolünü, “Savunma yapmak hücum etmekten daha kolaydır” diye tanımlarız. Gol atıp, gol yemediğin sürece bu sistem çalışır.

Uğur Meleke (Milliyet): Mancini’nin Mancini’si

“Juventus çok iyi bir takım, ama çok hızlı bir takım değil. Galatasaray’ın tecrübeli ve yetenekli kadrosuysa çok iyi takımlara karşı değil, hızlı/atletik takımlara karşı zor durumlara düşüyor. O yüzden Juventus’a karşı en azından 45 dakika rahatlıkla başa baş oynayabildiler. Bu sürede hem Melo’nun, hem Hakan’ın sezonun en iyi oyununu oynadıklarını da not etmek gerek. Tabii Drogba’nın da Pogba’yı fena halde yıpratıpSelçuk-Melo orta sahasını da bir derece rahatlattığını da eklemek lazım.

İkinci devrede Galatasaray’ın bu denli düşmesininse birkaç nedeni var: Galatasaray’ın tecrübeli kadrosu bu sezon ikinci yarılarda bariz bir fiziksel yetersizlik yaşıyor. Belli kidevre arası transfer döneminde Mancini’nin “yüksek kalite” ye değil “yüksek efor” a yönelmesi gerekecek. Düşüşün ikinci nedeniyse Riera’nın ısrarla sağ açıkta tutulmasıydı. İspanyol futbolcu, zaten içeri kat edip şut atan bir oyuncu değil. Ters kanatta defansyapma melekesini de gösteremeyince takımı bir saat eksik oynattı. Üstüne bir de Bruma’nın tecrübesizliğinden kaynaklanan basit top kayıpları eklenince zor bir 45 dakika geçirdi Galatasaray...”

Geceye damgasını vuran kare


Güntekin Onay (Vatan): Harikasın Drogba

“Didier Drogba büyük bir tecrübe. Fildişili yıldızın bu tip maçlarda varlığı ve katkısı attığı golün ve yaptığı asistin de ötesinde. Drogba, duran toplarda da savunmaya çok önemli destek verdi. 2. yarıda baskıyı iyice arttıran Juventus karşısında takım savunmasını iyi yapan G.Saray’da stoperlerden Chedjou geldiği günden beri en iyi futbolunu oynadı. Juventus’a alan bırakmayan temsilcimiz merkezi çok iyi kapattı.  Karşılaşmanın 2. yarısında eksik olan tek şey etkili kontrataklardı. Roberto Mancini bunu gerçekleştirebilmek için önce Nordin Amrabat’ı ardından da Umut Bulut’u oyuna soktu. G.Saray belki çok baskı yedi ancak rakibine net pozisyonlar vermedi. Zorlu Torino deplasmanında böylesine güçlü savunması olan bir rakip karşısında 2 gol atarak alınan 1 puan harika.”

Ruşen Çakır (Vatan): Sanki küllerinden doğmuş gibi

“Muslera başta olmak üzere tüm defans oyuncuları, özellikle sakatlanan Semih’in yerine giren Gökhan hem hata yapmadılar, hem de sık sık top çalarak arkadaşlarını pozisyona soktular. Orta saha da başarılıydı. Sonuçta Sarı-Kırmızılılar ne kadar iyiyse Juventus da o kadar kötüydü. İkinci yarıda Juventus teknik direktörü Conte iyice ofansa ağırlık verdi, Mancini de buna Amrabat ve Umut gibi ofansif yönü güçlü oyuncuları alarak cevap verdi. Ama Faslı oyuncu talihsiz ve tek kelimeyle bedava bir penaltıyı rakibe hediye etti. On dakika sonra gelen ikinci golle G.Saray’ın havlu atmasını bekleyenler hayal kırıklığına uğradı. Daha bir dakika olmadan Drogba’nın asistiyle Umut beraberliği getirdi. Maçın sonraki dakikalarında yine sarı-kırmızılılar pozisyonlara girdi ama olmadı, sonuna kadar hak ettiği bir galibiyeti kaçırdı.”

Juventus'ta Galatasaray öfkesi



Metin Tekin (Sabah): Mancini’yle değişenler...

Herkes Mancini’nin bu kısa sürede nasıl bir fark yaratacağını düşünüyordu. Oyuncu seçiminden çok, oyun anlamında nasıl bir Mancini izleri görecektik? Bunun da en belirgin farkı Hakan Balta-Riera tercihi, tek santrforda Drogba ve arkasında Sneijder’i kullanması oldu. Sistemsel anlamda mutlaka rakamlardan bahsadeceksek İtalyan teknik adam, daha önce çalıştırdığı takımlarda uyguladığı 4-4-1-1’le başlattı Galatasaray’ı. Peki bu Galatasaray’a ne getirdi? Evet Galatasaray ilk yarıda zaman zaman kısa süreli baskı yedi ama pozisyon üretemese de topun kendisine kalmasını sağladı. Bu da rakibin baskısını kırdı.

Ali Ece (Akşam): Melo fabrika ayarlarına döndü

Mancini, Fiorentina’dayken Juve’nin başına bela olup sonunda Juventus’un almak zorunda kaldığı ama verim alamadığı Melo’yu ‘Fiorentina Fabrika Ayarları’na döndürerek kullandı. Yanındaki Selçuk da sezon başından beri (nihayet) en iyi performansını sergiledi. Sneijder da arkasındaki merkez orta saha ikilisine ayak uydurabilse Mancini’nin planı daha da başarılı sonuç verebilirdi.

Ümit Aktan ( Türkiye ): Değişen bir şey yok

Bir futbol maçı tiyatro gerektiriyorsa bunun uzmanı olan bir ülkeyle oynuyorduk ve kenarda henüz bu öğretiye zamanı olmamış bir teknik direktör vardı... Bunun sıkıntısını son 15 dakikada hakem yorumlarına asla bırakmadık... Bu Fatih Terim’in tabelaya isyan eden futbol karakteriydi ve Torino kentinde bir kez daha karşımıza çıktı... Özetle şunu söyleyebilirim ki; Ne Mancini bir şey ekleyebilmiştir bu takıma, ne de Fatih Terim’in olmaması...

Mancini'den Drogba'ya övgü