Biri ve diğerleri

Atatürk Olimpiyat Stadı'nın ilk kez resmi bir yarışma için, hem de atletizmle kapılarını açması, hepimizde değişik heyecanlar uyandırdı.
Haber: ATTİLA GÖKÇE (Konuk Yazar) / Arşivi

Atatürk Olimpiyat Stadı'nın ilk kez resmi bir yarışma için, hem de atletizmle kapılarını açması, hepimizde değişik heyecanlar uyandırdı. Sponsorun yarışları hareketlendirmesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin otobüs seferleri düzenlemesi ve medyanın da desteğiyle oluşan ulusal çağrı 20 binin üzerinde seyirci topluluğu yarattı. Ne var ki, tıpkı kulvarlardaki gibi atletizm kültürümüzün de eksikleri var. Futbolla yatıp, futbolla kalkan, tüm ulusal duygularını kale ağlarında karşılayan spor seyircimiz, atletizme destek verdi, ama ayak uyduramadı.
Stat spikeri eski maratoncu Osman Atakan Tekin'in heyecanlı ve sempatik uyarıları, özellikle koşular öncesi yaptığı sessizlik çağrıları karşılıksız kaldı. Belli ki, Atatürk Olimpiyat Stadı'nda atletizm kültürü edinebilmemiz daha epey zaman alacak. Bu konuda, ülkece sıkı bir maratona hazır olmalıyız.
Biri ve diğerleri... Süreyya Ayhan, Avrupa İkinci Ligi'nin çok üzerinde bir atlet. O artık bir dünya starı. Süreyya kızımız, starttan finişe kadar, açık ara koşup kazandı. Peşindekiler kendi aralarında ikincilik için yarıştılar. Süreyya'nın şu antrenman döneminde elde ettiği 4.06.63'lük derece hiç de fena değil. Daha sıkı rakiplerle, daha zorlu üst yarışlarda koştuğu zaman göreceğiz ki, Süreyya 3.57.75'in de altına inip, rekorunu geliştirebilir.
Öteki kızlarımız da ellerinden gelen çabayı gösterip, kürsüde basamak buldular. Bayanlarda Avrupa Birinci Ligi'ne önden buyuruyoruz. Ama erkekler için daha uzun bir süreye gereksinim var. Meğer ki, bir 'erkek Süreyya' da bulalım ve atletizmde yeni bir meşale yakalım.
Atatürk Olimpiyat Stadı geçen yıl Galatasaray-Olympiakos maçıyla herkesi canından bezdiren kötü bir trafik şoku yaşamıştı. Dünkü 20 bin seyircili atletizm yükünü, yollar da, personel de rahatlıkla taşıdı. Yine de bazı organizasyon noksanları görüldü. Örneğin, basın merkezinde internet erişimi, e-mail olanakları hiç düşünülmemişti. Buna karşılık kapıda devlet ricalini bekleyen alabildiğine kalabalık bir yağcılar ordusu vardı. Beni bile, protokol zevatı olmadığım için akredite gazeteci kimliğime rağmen, stada sokmak istemediklerine göre, gerisini siz düşünün!