Biz burada kaç budalayız?

Ahmet Çiğdem sezon başında maça gitmeyi, sonra futbol yazmayı bıraktı. İbrahim Altınsay aylardır, futbolumuzun teknik ve asıl önemlisi ahlâki rezilliğini ihbar ediyor.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Ahmet Çiğdem sezon başında maça gitmeyi, sonra futbol yazmayı bıraktı.
İbrahim Altınsay aylardır, futbolumuzun teknik ve asıl önemlisi ahlâki rezilliğini ihbar ediyor. Sevin abla cumartesi Radikal'de ligimizi artık ancak göz ucuyla, kerhen izleyebildiğini yazdı. Aynı gün Akif Kurtuluş Birgün'de, bebeliğinden beri tutkunu olduğu futboldan nasıl sıtkının sıyrıldığını anlatıyordu. Onda bardağı taşıran damla, Süper Lig'in 9. haftasına da damgasını vuran kampanyaydı: Toprağa düşen gencecik yoksul delikanlıların, ana kuzularının yürek acısına saygısız, o gösterişçi, saldırgan âyini. Oysa keşke Ankaraspor'un sahaya çıkarken taşıdığı o simsiyah pankart, vakur bir yas suskunluğuna, kendi içine bakıp düşünmeye çağırabilse herkesi...
Mutsuz ve yılgın futbolseverlerin Avusturya'da (ki yine bir imparatorluk bakiyesidir) yürüttüğü bir kampanya var: "Avusturya belkemikli olduğunu gösteriyor". "Avusturya şahsiyet gösteriyor" diye de çevirebiliriz. Talep: "Avusturya, İsviçre'yle beraber ev sahipliğini yaptığı 2008 Avrupa Şampiyonası'na katılım hakkından feragât etsin ve yerini gruplardaki en iyi üçüncüye devretsin". Kampanyacıları harekete geçiren rahatsızlık, hayli masum:
Meteorların serseri uçuşları
Ülke futbolunun estetikten uzaklığı! Milli marşında "Güzellikle taltif edilmiş millet" dizesinin yer aldığı bir halk için, bu estetikten yoksun futbolun basbayağı 'milli değerlere ihanet' olduğunu demeye getiriyorlar! Beynelmilel yıldız kırpıklarının emekliliklerini geçirmek üzere transfer oldukları liglerinin ucuz bir operete dönüştüğünü, bir Avrupa liginde birkaç 2. Lig maçına çıkan 26 yaşındaki 'gurbetçi' Avusturyalıların yıldız adayı diye milli takıma alınmasının futbolseverleri depresyona sürüklediğini anlatıyorlar. Tıpkı meteorların serseri uçuşlarını andıran pasların yol açtığı depresyon gibi... Kampanyanın esas hedefi, bu yozlaşmaya dikkat çekmek ve futbolseverlerin artık kek gibi her topa girmeyeceğini ilan etmek.
UEFA reisi Platini "İşittiğim en aptalca fikir" diye tepki gösterdi bu kampanyaya. Eski yıldız oyuncu Andreas Herzog "Avusturya'da 10 bin budala olduğunu bilmezdim" diyor. Zira "Avusturya'dan arındırılmış şampiyona" dilekçesine verilen imza sayısı 10 bini geçmiş durumda! Ah, âlemde ne budalalar var...
Süper Lig'in 9. haftasından futbol dilencilerinin mendiline düşen birkaç kuruş bilmem nefsi körletmeye yeter mi? Başta, 100'üncüsü oynanan Trabzon-Beşiktaş karşılaşmasının dramaturjisi. Kötü bir 'Beş dakikada Beşiktaş' şakasına muhatap olan Karakartal, 0-2'den 3-2'ye erişmeyi başardı. Tolga'nın kurtarayazdığı penaltıda sakatlanıp çıkması, kaleci trajiği. Acı dolu çığlığı, ıssızlıkta içimize işledi. Rüştü'nün hatalı kırmızısı üzerine son 10 dakikada kaleye Bobo'nun geçmesi, her futbol seyircisi için meraklı bir heyecan: elinde âriyet eldivenler, sırtında tersten giyilmiş kazak, direkler arasında bir acemi. Şutun kucağına düşmesinin ferahlamasıyla yalandan kendini yere atıp plonjon taklidi yapması, hakkıdır garibin. Efsane ticareti: Beşiktaş, bu 'hadise'ye de bir anı-forma imal etmekte gecikmedi!
Kaleci bahsinin negatifi, bu aralar, Konyasporlu Özden. İki sezondur milli takım düzeyine eşiğinde duran dürüst bakışlı adam şimdi ligin en davetkâr nişangâhının önünde. Konya tabii sadece Özden'iyle değil takımcak, 19 gol yedi. Altısı Galatasaray'dandı, Fenerbahçe bu hafta 10'a tamamladı. Rotasyonu işleten 'İç Fener', kıvamını buluyor. Semih'ten 1 gol, birbuçuk asist, bir asker selâmı.
'Derbi-yi Tayyibe'
Galatasaray-Ankaraspor, akışkan, diri bir maç. Galatasaray güzel atak şemalarının son okunu çizemedi. Ankaraspor dört puanının ikisini
'büyükler'den aldı.
Derbi-yi Tayyibe ('güzel derbi'): İstanbul Belediyesi-Kasımpaşa. Belediye içeride illâ kazanıyor. İlyas, 4 servisle ligin asist birincisi. Kasımpaşa, sonlarda çözülmeye devam: 13 golün 11'ini son yarım saatte, 8'ini son çeyrekte yediler. Antepspor serilerle yaşıyor: 3 yenilgi-3 galibiyet-2 yenilgi. Denizlispor, kaleci degajının sekip Yusuf'un önüne düşmesi falan derken, sinsice puan topluyor.
Ankara'da Kayserispor 1-0'ı koruma muhafazakârlığına girince, dirilen Gençler farktan döndüğü maçı neredeyse kazanıyordu. İlhan Cavcav, hasılâtın Mehmetçik Vakfı'na devredileceği maça itibar etmeyen Ankaralılara sitem ediyor; kulüp dergisinin son sayısının kapağında
'Futbol seyirciyle oynanır' yazıyor ama 'yapılan ise, seyircinin asabıyla oynamak: O 'olmayan' seyircinin büyük bölümü içeri ancak maç başladıktan çeyrek saat sonra girebiliyor, çünkü maraton tribününün sadece tek kapısı açık! Geç geçebilirsen, budala turnikesinden...