Bizimkilerin Avrupa karnesi

Geçtiğimiz yıl da böyle olmuştu; Zico ligde oynadığı bütün önemli karşılaşmalarda doğru 11'i bulmuş, futbolcular Zico'nun bu tercihlerini haklı kılarcasına daha çok emek sarf etmişler ve Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kazanmasını sağlamışlardı.
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Geçtiğimiz yıl da böyle olmuştu; Zico ligde oynadığı bütün önemli karşılaşmalarda doğru 11'i bulmuş, futbolcular Zico'nun bu tercihlerini haklı kılarcasına daha çok emek sarf etmişler ve Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kazanmasını sağlamışlardı. Inter karşısında seyrettiğimiz Fenerbahçe, yine aynı özellikleri sergiledi. Zico, bulabileceği en iyi takımı kurdu; futbolcular da maçın önemine uygun bir motivasyonla oynayıp, çaba harcamaktan çekinmediler. Kolektif oynama heyecanı oyunlarını bir üst düzeye taşıdı; maçın belli bölümlerinde Fenerbahçe inanılmaz hızlı, topun sahibi ve en önemlisi de golü düşünen bir oyunun tarafıydı.
Kolektif çaba
Fenerbahçeli futbolcuları tek tek başarılı kılan şey, aslında takım olarak yaptıkları şeyden kaynaklandı. Öteden beri kaliteleri ve varlıkları konusunda birtakım kuşkular duyduğumuz futbolcuların, Fenerbahçe'nin oyunu gelişir gelişmez nasıl farklılaştıklarını görebildik. Sadece Roberto Carlos'un defansın arkasına attığı, Aurelio'nun buluştuğu ve fakat gol yapamadığı top bile epey müddet bir Fenerbahçeli taraftarların 'fantazma top ten'inin tepesinde kalabilecektir. İki hususu vurgulamak gerekir; Inter, değil İtalya, Avrupa Şampiyonu olsa bile, geleneksel olarak İtalyan takımlarının sertliğine sahip değildir ve bu sene de bu özelliklerini koruduklarından, sonuç ve oyundan çok büyük neticeler çıkarmamak gerekir.
İkincisi, Fenerbahçe istese de bu kadro yapısıyla bütün maçlarını böyle oynayamaz. Bu nedenle futbolcuların konsantrasyon ve maç seçimleri daha belirleyici olacaktır.
Beşiktaş güçsüz
Beşiktaş, ne sanıldığı ne de oynadığı kadar güçlü bir takım; Ertuğrul Sağlam, kadroyu isimlere göre değil, efora göre yaptığından kadrodan bir miktar sinerji türetebiliyor ama bunun da bir sınırı var. Bu nedenle Marsilya karşısındaki oyun planını eleştirmek çok doğru değil; sadece bu oyun planına futbolcuların biraz katkıda bulunması gerekiyordu, bulunamadılar. Fenerbahçelilerin tersine, Beşiktaş'ta oynayan yabancı futbolcuların olduklarından daha kötü görünmeleri ve evet, oynayabildiklerinden daha kötü oynamaları, en çok da onların sorumlu oldukları kolektif çaba eksikliği nedeniyle ortaya çıkıyor. Kusursuz bir dünyada bile, yabancı mukayesesinde Beşiktaş daha zayıf kalan taraf olacaktır. Beşiktaş son beş yılda hormonlu bir şekilde büyüyen işlevsiz bir kadroyu boşaltamadığı sürece, kalıcı bir başarı elde etmesi ve sürekli bir futbol oynayabilmesi güç görünüyor.
Kalli yanılgısı
Futbol bilgesi Kalli'nin eksik kalan Konyaspor'u sürklase ettikten sonra, Sion karşısında çaresizleri oynaması ve 15 dakikada üç gol yemesi, hücumcuların ideolojik bir zaafı olarak yazılmalıdır. Olmuyor; olabilemez, ısrara da gerek yok. Sion gibi bir takım bile, Galatasaray'ı perişan edebilecek bir güç kazanıyor bu düzende. Ayrıca bu skor avantajından sonra Galatasaray'a karşı bu kadar açık oynayan başka bir takım bulmak da zor. Herhangi bir Orta ya da Kuzey Avrupa takımı, elde ettiği bu avantajı değil 90 dakika, birkaç sezon korumaya muvaffak
olabilirdi. Galatasaray'ın yaşadığı şok, rakibi küçümsemekle, tanımamakla ilgili değil, tamamen oynadığı futbol ve düzeneğiyle ilgili. Kimse kimseyi kandırmasın.

Veda notu: Radikal Futbol'la başlayan serüven benim açımdan sona eriyor. Yiğiter, Uğur, Tanıl, Eray, Bağış ve Erkan dostlarıma selam ve teşekkür ederim. Çok güzel günler yaşadım.