Bu bir büyüme kavgasıdır

Şampiyonlar Ligi kuralarından sonra, herkeste gizlenmeyen bir mutluluk gülümsemesi var. Fenerbahçe ve Beşiktaş, mümkün ihtimâller arasında kendilerine neredeyse en uygun gruplara düşmüş durumdalar.
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Şampiyonlar Ligi kuralarından sonra, herkeste gizlenmeyen bir mutluluk gülümsemesi var. Fenerbahçe ve Beşiktaş, mümkün ihtimâller arasında kendilerine neredeyse en uygun gruplara düşmüş durumdalar. Gerçekten, Manchester United ve Roma'nın bulunduğu F, Barcelona ve Lyon'un yer aldığı E ve Chelsea ve Valencia'yı içeren B Grubu'yla karşılaştırıldığında her iki takımın da kendisini şanslı hissedebileceği bir durum ortaya çıkıyor. Üstelik, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın gruplarında bizi bu tür turnuvalarda oldukça zorlayan Orta Avrupa takımları yok.
Test zamanı
Gelgelelim buradaki şansı, gerçek bir şans hâline çevirebilecek şeyin, futbolumuzun bir üst düzeye taşınması mecburiyeti olduğunu söylemek durumundayız. Zira, Inter ve Liverpool'u bir kenara bırakırsak, ki her iki takımın da Türkiye'deki maçlarını rahat oynayacaklarını düşünmek için bir nedenimiz yok, Porto, Marsilya, PSV Eindhoven ve CSKA Moskova Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin 'oynayabilecekleri' takımlar. Porto'yu azıcık üste çıkarsak bile, bu takımın da tıpkı Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi aslında kendi liginde zorlanmadan bu turnuvaya geleceğini de belirtelim.
Fakat hem millî takımın hem de Avrupa kupalarındaki takımlarımızın önceki karşılaşmalarından biliyoruz ki, bizim için esas mesele, kendi düzeyimizdeki takımlarla nasıl oynayacağımızı bilememek, bilsek bile, bildiklerimizi yapamamak oluyor. Yukarıda anılan takımlarla fiziksel çok büyük farklılıklarımızın olacağını sanmıyorum; kadro yapıları karşılaştırıldığında Fenerbahçe ve Beşiktaş'tan daha üstün olduklarını da (tabii daha akıllıca kuruldukları kesin). Burada açık olan, her iki takımın, bu rakiplerini alt etmek için sadece mücadele etmelerinin yeterli olamayacağı. Bir bakıma, sadece dövüşmek değil, aynı zamanda akıllıca dövüşmek gerekecek. Fenerbahçe ve Beşiktaş futbollarını geliştirmek, bir üst düzeye taşımak zorundalar. Bu onlar için bir test zamanı. Türk futbolu için de.
Benzer hedefler
Beşiktaş daha diri, fakat tecrübesiz, Fenerbahçe ise daha yumuşak fakat tecrübeli bir takıma sahip. Bu özellikleri nedeniyle de grupların onlara uygun düştüğünü söyleyebiliriz. Ancak masada önümüzde duran kartların, karşılaşmalar başladığında nasıl dağılacağı konusunda hakikaten bir plana ihtiyaçları olacak. Ben Ertuğrul Sağlam ve Zico'nun takımları konusunda oldukça gerçekci bir yaklaşım taşıdıklarını düşünüyorum. Eleme turlarını sorunsuzca geçmelerini de buna bağlıyorum. Yine de, yukarıda da belirttiğim gibi, bu da başarılı olmak için yeterli değil. Teknik direktörler de yaklaşımlarını geliştirecekler. Dolayısıyla, sadece takımlar için değil, Sağlam ve Zico için de test zamanıdır. Takımların ve teknik direktörlerin büyümeleri, bu türden fırsatların akıllıca değerlendirilmesine bağlı. Aksi takdirde, ikinci bir şansları olmuyor. Çünkü işte görüyoruz, tepedeki takımlar hariç, Avrupa'da Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi takımların gelişebilmeleri, her açıdan, 'orada' tutunabilmeye bağlı.
Unutmamak gerekir ki, yine Porto hariç, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin rakipleri de, onlarla aynı durumda ve duygular içerisinde. Onlar da başarının ancak kendilerini geliştirmekle bir yere varabileceklerinin farkındalar. Ve süreklilik. Takımlarımızın kimsenin beğenmediği PSV Eindhoven gibi Avrupa için bir performans sürekliliği gerçekleştirmeleri şart.