Bu bohça artık yama tutmuyor!

Et kokarsa tuz vurulur. Tuz kokarsa çaresi ne, demiş atalarımız. Galatasaray, maç be maç, darbımeseldeki tuzlu ete dönüşüyor. Yamalı bohça benzetmesi de gerçeğin bir başka açıdan haklı olarak dile getirilmesi sayılmalı.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Et kokarsa tuz vurulur. Tuz kokarsa çaresi ne, demiş atalarımız. Galatasaray, maç be maç, darbımeseldeki tuzlu ete dönüşüyor. Yamalı bohça benzetmesi de gerçeğin bir başka açıdan haklı olarak dile getirilmesi sayılmalı. Avrupa Fatih'i, daha milli ligin bitmesine bir hafta kala, elindeki kredileri sonuna kadar harcadı. Ancak kış transferlerine bel bağlayarak umutların henüz tümüyle tükenmediğini de belirtiyor Terim. O da kendi açısından haklı. Medya istedi diye şampiyonluk iddiasından vaz geçecek değil ya...
Ne var ki işe bir de realist açıdan baktığımızda vaziyetin hiç de o kadar ümitvar olmadığı aşikar. Lider Beşiktaş'la aradaki 12 puanlık farkın kapanması olmayacak duaya amin demek kadar olanak dışı. Bunu geçin, Şampiyonlar Ligi'ne ön eleme serileri oynayarak katılabilmesi için gerekli lig ikinciliğinde de üst sıradakiler arayı açarak ilerliyor.
Devler Ligi tehlikede
Yenildiği Denizlispor'la aradaki tek puanlık farkı göz ardı etseler bile, Sarı Kırmızılılar'ın üstündeki üçüncü Fenerbahçe ile ikinci Trabzonspor'la kapanması hayli zor mesafe var. Maç eksiğiyle 31 puanda kalan Sarı-Lacivertliler'in olası galibiyetinde aradaki fark Trabzonspor'la birlikte altı puana erişecek. Cimbom, ilk ikiye giremediği taktirde 1997'den bu yana yedi sezondur sürekli boy gösterdiği Devler Ligi'nde Avrupa'nın kaymak tabakasıyla dans etme olanağı bulamayacak.
Komplo teorisini daha da öteye götürür, Aslan'ın olası bir UEFA Kupası dışı kalması ihtimalini de düşündüğümüzde gerçek facia ortaya çıkıyor. Galatasaray, 1986'dan bu yana her mevsim Avrupa kupalarında yer alan tek Türk temsilcisi. Bu bakımdan çarşamba günü başlayacak Türkiye Kupası da bu kupanın kralı sayılan Cimbom açısından, Avrupa vizesi göz önüne alındığında büyük önem taşıyor.
Unu, suyu, şekeri, ateşi, kazanı var da Cim Bom'un helvası neden bir türlü tutmuyor. Ustanın elindeki keramet mi uçtu gitti birden bire. 'Doygunluk' bahanesi üçüncü yılına geldi çattı. Ayrıca 2000'de Avrupa şampiyonluğunu koparan kadronun yarısı bile kalmadı efektifte. Doygunluktan ziyade tam aksine açlık ve hırsın hakim olması gerekir kulüpte. Henüz belli bir flama altında toplanıp kontratağa geçen bir muhalefet olmasa da camiada homurtular giderek ete kemiğe bürünmeye başladı. Tribünlerin isyanı Internet sitelerinden 'istifa isterük', 'kongre isterük' sloganlarıyla ekranlara yansıyor. Fatih hocanın muhalifleri 'İmparatorun üçüncü çöküşü' diye Terim'in İtalya macerasındaki Fiorentina-Milan deneyimlerini başa kakıyor.
Lucescu'nun hayaleti
Fatih döneminin ardından iki sezon sonra 2. Fatih devri için eski renklerine dönen Terim, yerini alan Lucescu'nun Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde iki mevsimde de ikinci tura çıkma hatta çeyrek finalde Real Madrid'i 3-2 yenen başarılı kadroyu elinin tersiyle bir çırpıda sildi attı. Bazılarına göre birbirine alışan etkili kramponları kadrodan ayıklamak 'Lucescu dönemine ait izleri yok etme' operasyonuydu. Son iki sezonda bayrağı Siyah-Beyazlı bandırayla dalgalandıran Rumen çalıştırıcı, resmen zorla koparıldığı Galatasaray'dan ayrılırken, Florya'da Mondragon, Kerem, Mehmet Bölükbaşı, Bülent Korkmaz, Vedat İnceefe, Capone, Victoria, Perez, Hakan Ünsal, Alper Tezcan, Emrah Eren, Emre Aşık, Fleurquin, Bülent
Akın, Ayhan Akman, Suat Kaya, Sergen Yalçın, Ergün Penbe, Rasim Vardar, Batista, Serkan Aykut, Ümit Karan, Hasan Şaş, Berkant, Murat Sözkesen ve Arif Erdem'li kadrosuyla gözyaşları içinde vedalaşıyordu. Fatih hoca bunların arasında eski göz ağrılarının yanı sıra ona göre yenilerden Mondragon, Ayhan, Ümit Karan, Murat Sözkesen ve Berkant'ı bağrına bastı. Geniş transfer listesinden Brezilyalı Felipe, Christian Fabio Pinto, Kongolu Ali Lukunku, Senegalli Adama Sarr, Meksikalı Sergio Almaguer, Portekizli Xavier ve Baliç'le mukavele imzalandı.
Geçen sene işler iyi gitmedi. Takımın elyafı bozulmuştu bir kez. Terim'in aklındaki 2000'in ekibiyle o sıralar Florya'da ter döken formalar aynı kişiler değildi. Kısacası Fatih hocanın aklındaki takımla sahadaki çok farklıydı. Terim, 70'lerin Ajaxı'nın oynadığı 'total futbol'un da ötesine giden 'tam saha pres' mekanizmasına dayalı bir onbir icat etmişti. Gerçekten değil çağdaş futbolda, baskette bile benzerine pek rastlanılmayan 90 dakikalık tam saha presi, bırakın oynamak, düşünmek bile akıllara sezaydı.
Şükür'le gelen pres taktiği
Bence bu rakibe tam sahada baskı, öncelikle Hakan Şükür'ün forvetteki presiyle yürütmeye konuldu. Şu sıralar Galatasaray'da galibiyet adına tek didinen krampon olarak tüm maçların starı konumuna gelen Şükür, o dönemler henüz fazla gelişmemiş olan tek forvet pozisyonunda, gol yollarındaki kısıtlı yeteneğini işte bu akıllara seza hücum presiyle telafi etme amacını güdüyordu. Canı sıkılan Arif de yanına gelince 'total pres' giderek taktikleşme sürecine girdi. Orta alanda Okan, Tugay, Suat, Emre Belözoğlu ve Ergün'le çalışan bu pres makinası, yenme hırsını da eklediğinizde karşısına çıkan rakipleri un ufak edecek denli ezici bir güç oluşturuyordu. Ne var ki bu makine tek başına çalışan bir sistem değildi. İçlerinden tek bakla eksildiğinde çark işlemez oluyordu. Nitekim Emre, yanına Okan'ı da alarak Çizme'ye uçunca 'pres makinası' anında hurdaya çıktı.
Hakan Şükür'ün, müteaddit Avrupa serüvenleri sırasında tek başına forvette hücum presinde ısrar etmesine teknik direktörlerin nasıl karşı çıktıkları hafızalardadır. Terim, kafasındaki futbolu avucundaki kramponlarla çimlere yansıtamayınca mevsim başında yeni arayışlara girişti. Bunun sonucunda Hollandalı Frank De Boer, Brezilyalı Prates ve Rumenlerden Bratu, Tamaş, Petre ite kaka takıma monte edilmeye çalışıldı. Ama olmadı işte. Başta da dediğimiz gibi bohça yama tutmuyor. Fatih hoca hala ocakta yapacakları transferlerden dem vuruyor. Ocakta alınacak futbolcudan ne hayır gelir ki! Haziranda transfer edilenler bile böylesine ıskarta çıktıktan kelli...
Sarı-Kırmızılılar, ciddi biçimde koşmuyor. Bunu da eklemek kaçınılmaz. Ocağın forma bulamamış transferlerinin peşine düşmek yerine, eldeki oyuncuları hızlandıracak bilimsel bir neft yağcısı temin etmek çok daha yararlı olur bencileyin...