Bu da Galatasaray kriterleri...

Bu da Galatasaray kriterleri...
Bu da Galatasaray kriterleri...
Galatasaray, sezonun en iyi futbollarından birini sergilediği maçta Kopenhag'ı 3-1 yenerek ikinci sıraya yükseldi.
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

Müziğin insanlar üzerindeki etkisini inceleyen çok sayıda makale ve araştırma var. Mesela süpermarketlerde çalınan ‘tempolu’ müzikle insanların işini daha hızlı şekilde yaptığı ve tüketimin arttığı tespit edilmiş. Sporcular üzerinde de benzer durum yaşanabiliyor. Bu konuda da aynı şekilde incelemeler muhtelif. Ama bir şarkı, sporcu-seyirci farketmeksizin herkeste aynı etkiyi yaratıyor: Şampiyonlar Ligi resmi şarkısı.

Dünya Galatasaray'ı konuşuyor

Tanıtalım. Bu ‘eser’ besteciler bestecisi Johann Sebastian Bach ile aynı sene doğan -1685- Alman mahsulü İngiliz ‘sahiplenmesi’ besteci Handel’e ait olan ll. George’un taç giyme töreni için bestelenen ‘Zadok the priest’tan ‘kotarılmış’ bir kısım. Tony Britten’ın en bilinen orkestralardan birine -Royal Philharmonic Orchestra- ‘okuttuğu’ bu bölüm 1992’den beri futbol sahalarında ‘coşku’nun müsebbibi. Bunu duyanın duygularında ‘kabarma’ olmaması olanaksız (Bir not, benzer duyguları yine Handel’in ‘Sarabande’ eserinde yaşayabilirsiniz)...

Dün Danimarka ekibi Kopenhag’ı ağırlayan Galatasaray ve taraftarı uzun süre sonra bu bestenin hakkını verircesine oynadı. Son dönemdeki en iyi TT Arena atmosferi ve baskılı oyun vardı. 6. dakikada sağdan Selçuk İnan’ın ortasına Sneijder’in volesinin kaleci Wiland’da kalmasının ardından gol çok beklemedi: Sağ kanatta Drogba ve Dany’nin çabasıyla süren atakta, Dany harika ortaladı, Melo iyi yükseldi ve tabela değişti.
16’da savunmanın arkasına sarkan Drogba kaleciye takılırken, Eboue’nin pasıyla aynı duruma düşen Sneijder ise 37’de hata yapmadı: 2-0.

Son dönemdeki en baskılı oyununu sergileyen Roberto Mancini’nin talebeleri ilk yarıda fişi çekmeye niyetliydi anlaşılan. Soyunma odasına gitmeye hazırlanırken herkes, sıfıra inen Eboue yerden altıpasın ilerisinde boşta kalan Drogba’yı gördü. Fildişili yıldız skoru 3-0 yaptı. Bu iki golde de asist yapana övgü vardı sevinç esnasında. Tribün de alkışlarla uğurladı takımı soyunma odasına.

Aslan'ın muhteşem ikilisi

Çare ‘Golcü sakalı’…Dün gecenin sıradışı -aslında ona olağan- başka bir ismi daha TT Arena’da alkışlandı: Skorbordda diğer maçlardaki goller gösterilirken, Zlatan İbrahimoviç’in Anderlecht’e ilk yarı attığı üç gol, özellikle sonuncusu, Galatasaray golleri kadar alkış aldı statta.

Biraz ‘Yeni Galatasaray’a değinmeli. Futbolculuğu döneminde bu sahnenin merkezinde yer almış ve sonra yedek kulübesinde kariyere başlamış her yıldız gibi, Roberto Mancini de “Sakin olun her şey kontrol altında” özgüveniyle sahadaki futbolcularını izliyor (Hatırlatma: Benzer tablo Zico ve Fenerbahçesinde de vardı). Bu görüntü sahadaki takım da yansıyor. Özellikle Wesley Sneijder’daki değişim kaydadeğer. Ama Burak Yılmaz, bir noktada takılıp kalmış ve ilerleyemiyor. Dün gece 66 ve 72’de gördük ki şanssızlıktan ötesi var o kaçan gollerde. Belki ‘gol orucuna giren forvet sakalı’ çare olabilir. Denenebilir...

Kondüktörünün Roberto Mancini olduğu ‘Galatasaray Filarmoni Orkestrası’ dün en iyi icralarından birisini gerçekleştirip Kopenhag’ı 3-1 yendi -88’de Claudemir’in attığı golde ‘yaylılar’ pardon savunma biraz aksadı, olur o kadar. Sıra İstanbul ’daki prömiyeri Danimarka’da tekrarlamaya geldi... İzleyeceğiz.

Hamit'in futbol hayatı tehlikede