Bursa'ya doğru Alex'i göreceksin, şaşırma

Açıkçası bu maça biraz da Bursa seyircisi için gitmiştim. Ligin ilk yarısındaki Galatasaray maçındaki muhteşem 'nümayişleri' ve her hafta üç otuz saniye seyredebildiğimiz kadarıyla gördüğümüz stat atmosferi seyre değer gözüküyordu.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Açıkçası bu maça biraz da Bursa seyircisi için gitmiştim. Ligin ilk yarısındaki Galatasaray maçındaki muhteşem 'nümayişleri' ve her hafta üç otuz saniye seyredebildiğimiz kadarıyla gördüğümüz stat atmosferi seyre değer gözüküyordu. İlk yarıda harikaydılar. Lakin 0-3'ten sonra çığır mığır dinlemeden kopup gittiler ve küfür vitesine geçtiler. Oysa maçın ilk 45 dakikasında öyle bir tempo vardı ki, onlar sayesinde uyanık kalmayı başarmıştık. Güzelim bahar havasında tepemize çöreklenen 'uyursak donarız' atmosferini, sağ olsunlar, çok güzel kırdılar. Ama kale arkasındaki Teksas ve 'diğer kabilelerin' önce Beşiktaş takıntısı ardından mağlubiyet öfkesi muhteşem tribün şovlarına gölge düşürdü... Fenerbahçe taraftarı ise kendi payına düşeni yine yanlış seçmişti. Rakipleri atkı-bayrak şov yaparken onlar birbirlerine girerek 'nazarı dikkatimizi celbetmeye' çalışıyorlardı. Bir avuçtular ama birbirlerini dövmeye, darp etmeye yetiyorlardı!
Oyun ilk yarıda kilitlenmişti
Oysa maç Roy Makaay ya da Hakan Şükür rekorlarını egale edecek bir hızda başlamıştı. Daha 20 saniye dolmadan Burak'ın topu direkten döndü. Lakin manzaranın hiç de göründüğü gibi olmadığını anlamamız uzun sürmedi. Nitekim karşılaşma 'olduğu gibi görünmek' için hiç zaman kaybetti. El-enseler, ani yoklamalar, refleks kollamalar... Tek varyasyon buydu ve iki takımdan da sıkışmış tempoyu açacak bir kırılma hamlesi uzun süre gelmedi. Belli ki kontrol kulesi fazla mesaiye kalmıştı. Ligin kaleye en fazla şut çeken takımı ile en az pozisyon veren takımı oyunu kilitleme konusunda uzlaşmışlardı. O kadar ki ilk 45 dakika dolarken kayda değer hiçbir şey yoktu. Bu gaflet uykusundan son saniyede bir şeyler aşırmaya çalıştı Fenerbahçeliler. Ama Kezman vaziyete uyanamadı.
İkinci yarı tıpkı ikinci yarı gibi başladı. Önce hedefi tutmayan bir Tuncay kafası, ardından Frasineanu ve Sinan girişimleri... Ama bu sefer somut sonuç da vardı elimizde. Önce 47'de Tuncay'ın koşturduğu Kezman iyi ortaladı ve Alex bu seneki üçüncü kafa golünü attı. 51'de ise aynı golün tersten provası geldi. Bu defa ortalayan Önder, vuran Kezman'dı: 0-2. İlk yarının mızmız tablosu gitmiş, lig lideri 'kafasını' kullanmaya başlamıştı. Dengesi hiç bozulmayacak gibi duran oyun bir anda ters yüz olmuştu. Şipşak fotoyla gelen iki gol maçı kısa kesmişti. Pirincin taşını belki ayıklarım umuduyla Engin Hoca iki değişikliğe gitti. Takımı ağırlaştıran Pancu ve Veli, Eser ve Ömer'le değişmişti. Ama 62'deki Deniz golü fişi çoktan çekmiş oldu. Öfkenin dili tribüne egemendi artık. Levent Kızıl, İstanbul basını, Fenerbahçe başkanı... Gelişine vuruyordu tribünler.
0-3 sonrasında Fenerbahçe kaleci-kontratak antrenmanına geçti. Özellikle Serdar başarıyla geçti imtihanı. 78'deki Alex golü ise sadece istatistiki açıdan bir anlam ifade ediyordu: 0-4.
NOT: Maç hakem protestosu nedeniyle yaklaşık beş dakika geç başladı. Tatil edilen Vestel Manisaspor-Sakaryaspor maçında bu ülkenin en iyi hakemlerinden Cüneyt Çakır'a yapılanlara tepki göstermenin yolunu böyle bulmuştu maçın 'hâkimleri'. Haklıydılar. Bu ülkede futbol şiddetinin ortak düşmanı olmaktan bıkmışlardı.

BURSASPOR: 0
Ö. Çatkıç. 5
Hasan. 5
Egemen. 5
İsmail. 5
Volkan. 5
Veli. 5
(Ö. Aysan 55). 5
Sumulikoski. 5
(Cumhur 69). 5
Frasineanu. 6
Pancu. 5
(Eser 54). 5
Sinan. 6
Burak. 6

FENERBAHÇE: 4
Serdar. 7
Önder. 6
Edu. 6
Lugano. 6
Ümit. 6
Appiah. 6
(Mehmet 61). 5
Deniz. 7
(Kemal 75). 6
Aurelio. 6
Tuncay. 7
Alex. 8
Kezman. 7

GOLLER: Alex (48 ve 77), Kezman (50), Deniz (62)
SARI KARTLAR: Hasan / Alex
Stat: Atatürk Hakemler: K. Abitoğlu, A. Ulusoy, Ö. Çetiner