Cannavaro, Real Madrid ve La Liga

Daha önce Şevçenko'nun Chelsea'da kendisinden istenilen futbolu oynayamadığını ve bunun, futbolcunun performansı ya da bireysel yetenekleriyle değil, Premiership'te oynanan futbolun özellikleriyle ilgili olduğunu belirtmiştik.
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Daha önce Şevçenko'nun Chelsea'da kendisinden istenilen futbolu oynayamadığını ve bunun, futbolcunun performansı ya da bireysel yetenekleriyle değil, Premiership'te oynanan futbolun özellikleriyle ilgili olduğunu belirtmiştik. Aynı şeyi, bu kez, farklı bir bağlamda da olsa, Fabio Cannavaro için söyleyeceğiz. La Liga'ya verilen kısa aradan sonra, geçtiğimiz pazar günü oynanan ve Real Madrid'in kazanması halinde, bir maç eksiği ve 35 puanla ligin ikincisi Barcelona ile puanını eşitleyecek Deportivo Coruna maçını seyredenler, Cannavaro'nun La Liga için ne kadar elverişli bir savunma oyuncusu olduğu sorusunu sormalılar. Bunun bir sürü nedeni var. Birlikte düşünelim.
Lig farkı
Futbolcuların milli takımlarında gösterdikleri başarı, kendi takımlarında da başarılı olacaklarının garantisi değil. Nesta'yla ya da o olmaksızın, Cannavaro, Juventus ve İtalya'nın belkemiği sayılabilirdi. Nitekim, 2006 Almanya'da şampiyon olan İtalya, yine her zaman olduğu gibi, daha çok savunma kurgusuyla ön plana çıkmıştı. O İtalya'daki Cannavaro'yu seyredenler, sezon başından beri Real Madrid'de hemen her maçta hatalar yapan, zorlanan, Real Madrid ve dünya şampiyonu bir takımın futbolcusu olmasa, herhangi bir maçı 90 dakika oynaması oldukça kuşkulu bu futbolcuyla karşılaştırmakta zorlanabilirler. Cannavaro'nun yeteneklerinde bir azalma, futbolcu sezgilerinde ve oyun anlayışında bir eksilme olmadığına göre, bunu, daha yapısal bir biçimde açıklamak zorundayız.
Bunun için öncelikle La Liga'ya, daha sonra Real Madrid takımına bakmak gerekiyor. La Liga'da oynanan futbol, Serie A ile karşılaştırılamayacak kadar hızlı; takımlar da kadrolarını bu hızla başedebilmek üzere oluşturuyorlar. Bu yüzden ligin en dibindeki takım bile, ligin kollektif zenginliğinden kendi payına düşeni alıyor ve oyunu tempolu oynamaya çalışıyor. La Liga hep böyle değildi belki, ama son yıllarda oldukça görkemli bir lig haline gelmesinde, bu tempo tutkusunun da önemli bir payı var. Bu nedenle İtalya'da her takımı başa güreştirebilecek Diarra-Emerson-Guti üçlüsü Real Madrid'in sorunlarını çözemiyor. Fabio Cannavaro, defansı çizgiye çektiğinde, o amatör eleştiriyi dile getirelim, yavaşlıyor; zaman zaman defansın en gerisine kaçıp toplayıcılığa soyunduğunda da hamle ve zamanlama hataları yapıyor. Üstelik yanında bir vakitler Aitor Karanka'yla bile koskoca Real Madrid defansını toplayabilmiş, Ivan Helguera varken.
Sorun, Real Madrid'de
Fakat esas iğneyi Real Madrid takımına batırmak gerekiyor. Emerson ve Diarra transferlerine rağmen, bu kulüp yatırımlarını henüz kendisini kanıtlamamış Latin Amerikalı futbolculara yapmaya devam ediyor. Hatıralar ve 'taraftar' baskısı nedeniyle takımı yenilemek yerine, az koşanlar için, çok koşan oyuncu istihdam etme alışkanlığı devam ediyor. Deportivo maçını, Raul-Reyes-Nistelrooy gibi bir üçlüyle oynayıp, neredeyse hiç verim alamamaları da ayrıca vurgulanmalı.