Çıkar çıkmaz düşen takım...

Gecesine Fenerbahçe'nin şampiyonluk kutlamalarının patlatıldığı cumartesinin akşamüstü, üç ayrı stat, dört takımın temsili kurtuluş gösterilerine sahne oldu. Antepspor tenha Konya velodromunda 2-0 galip gelerek yüreğini ferahlattı.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Gecesine Fenerbahçe'nin şampiyonluk kutlamalarının patlatıldığı cumartesinin akşamüstü, üç ayrı stat, dört takımın temsili kurtuluş gösterilerine sahne oldu. Antepspor tenha Konya velodromunda 2-0 galip gelerek yüreğini ferahlattı. Rizespor, ciddiyetini ta geçen haftadan anons eden düşük Sakaryaspor karşısında kâh farkı kaçırıp kâh yenilgiden kurtulduğu diri kıyım maçta beraberliğe razı olarak kendini kurtardı. Ege 'derbisinde', musonik bir atmosfer yaratan yaz sağanağı altında zevkli bir 0-0 oynayan Manisaspor'la Denizlispor da kardeş kardeş kurtuldular. Sonra, haftaların gerginliğini boşaltan eğlentiler başladı. Yarı çıplak atletik gençlerle kravatı kaykılmış ense göbekler sarmaş dolaş... Manisalı topçular bağır bağır 'Tarzanlar geldi'yi söylediler. Tıpkı geçen sezon bu günlerde olduğu gibi hafta içinde ihtaren ve ihtiyaten oraya buraya çamurlar atan Denizlispor Başkanı Ali İpek, kibar kibar gülücükler dağıttı. En fazla abartanlarsa, Rizesporlulardı: Taraftarlar sahaya doluştu, muzaffer pozlar takınan başkan ve erkânına bir tezahürat, oh, sanki 'Hamsi vurdu karaya/Okkası beş liraya/Zenginler yağma etti/Kalmadı fukaraya...' türküsü çığırılıyor!
Kurtuluş mansiyonları
Düşme adayı çok, mücadelesi de Ümit Bozkurt'un dediği gibi 'son yıllarda görülmediği kadar da temiz', sürprizlere açık olunca, ligimiz böyle bol 'kurtuluş' mansiyonu dağıttı. Bu sevinçler, Erciyesspor ve Antalyaspor'un sırtından. Erciyesspor, pek az ümit beslediği ikmal imtihanına ana-baba zoruyla giren öğrenci havasında gittiği Sivas'ta, zaten işini görmeyecek olan galibiyeti de 90 ve 90+'da yediği gollerle kaçırdı. (Bu Sivas'ınki de, iş ciddiyeti miydi sadece, yoksa 1967'den kalma Kayseri garezinin de payı var mıydı, nedir?) Böylece, 11 puancağızla başladığı ikinci devrenin klasmanında ilk beşe giren, Galatasaray ve Trabzon'u eleyerek çıktığı Türkiye Kupası finalini hakem kararıyla kaybeden Erciyesspor, lig tarihimizin belki en etkileyici Amok koşucusu olarak, alkışlarla veda etti.
Antalyaspor'unki ise, kötü bir şaka gibiydi. Hafta içinde teknik direktör Mesut Bakkal'la vedalaşan Gençlerbirliği, düşme işindeki takımların tepkisini çekmişti. Tıpkı, 1992/93 sezonunun son haftasına girerken birkaç as oyuncusunu kadro dışı bırakıp maça üçüncü kalecisiyle çıktığında olduğu gibi.
O zaman da Galatasaray'la averaj yarışındaki Beşiktaş'tan fark yiyecekler diye büyük tepki görmüşler ama ilk golü atıp sadece 3-1 yenilmişlerdi. Bu sefer de, Antalyaspor'u mağlup ettiler; üstelik, Antalya'da oynadıkları 12. Birinci Lig maçında ilk kez! (2. Ligde de burada 5 kez yenilip sadece bir kez kazanmışlardı, 1971/72'de.) Başka dallarda değilse de 'karşı karşıya'da ve çizgide mesleğinin iyilerinden olan kaleci Gökhan, Antalya forvetlerini hayata küstürdü. Zaten Antalya'nın temel problemi, intizamlı oyununu golle sonuçlandırmakta peklik çekmesi değil miydi; bir de savunmada konsantrasyon boşlukları? Yılmaz Vural, sezonun parlayan gençlerinden Ali Bilgin'in son gece kampı terk etmesine lanet ediyor; Antalyalı taraftarların bir bölümüyse, Yılmaz Vural'ın medyadaki 'görünürlüğü' ile mesleki becerisi arasında bir oransızlık olduğu kanaatine kapılmış görünüyor.
Fırat Aydınus ve yardımcılarının Erciyesli oyuncuları, Gençlerli futbolcuların Yılmaz Vural'ı teselli edişlerini, insaniyetli kareler olarak kaydettik. Tabii Ümit Özat'ın, emek değeri bilen her futbolseverin göz pınarlarını karıncalandıran uğurlanışını da...
Kendi çapında bir rekor
Sakaryaspor'un beşinci düşüşü. Karşıyaka ve Samsun'un altışar, Kayseri ve Göztepe beşer düşüşle sürüklediği asansör klasmanında sıralamaya giriyor. Antalyaspor'unsa dördüncü düşüşü. 1999/2000 sezonundan bu yana ilk kez, yeni çıkanlardan iki takım birden düştü. Son altı sezonun üçünde ligin yenilerinden yalnızca biri düşmüştü, üçünde ise hiçbiri. Kendi çapında bir rekor: Düşen 'son iki'nin (16. ve 17.'nin) toplam puanı 76. Üç puanlı sistemde en fazla 74 puana çıkabilmişlerdi (1997/98'de Kayseri-Şeker, 2001/02'de Rize-Antalya). 1987/88'de 'son iki' 79 puanı bulmuştu ama 20 takımlı ligde. Bir başka rekor: 33 adet, yani hafta başına 0,97 golsüz biten maç ile, üç puanlı sistemin en fazla 0-0'lı sezonu (bundan önceki rekor: 97/98'de hafta başına 0,73 idi).
Son haftada, uzaktan atılan goller zevkimizi okşadı. Ömer Aysan ve İlyas'ın göbekten füzeleri, Mehmet Topuz'un az çaprazdan, hele Draman'ın iyice çaprazdan kavislileri. Uzaktan golün ustaları (duran toplar hariç): 10 sayıyla Gençler, ikisi bu hafta 7 sayıyla Ankaraspor. Bursaspor dördüncü 'büyüğü' de yenerek floş ruvayal çıkarırken, stat doluydu. Kayserispor ise üç büyükler karşısında tarihinin en farklı galibiyetini tenhada aldı.