Cim Bom'un huzuru kaçtı

Galatasaray en son 29 Kasım 1992'de geldiği Konya deplasmanında 1-0'lık galibiyetle dönmüştü.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Galatasaray en son 29 Kasım 1992'de geldiği Konya deplasmanında 1-0'lık galibiyetle dönmüştü. 10 yıl 9 ay 15 gün sonra gerçekleşen dünkü randevuda Fatih Terim'in talebeleri, tüm ikinci yarıya 10 kişi oynayan Hüsnü Özkara'nın mütevazı efektifi karşısında büyük hayal kırıklığı yaşattılar. Fatih hoca, maça başlarken sağ kanattaki sıkıntısının sonucunda pek sevmediği 3-5-2 formasyonunu yeğledi.
Özkara ise alışık olduğu 4-4-2'den rota kırmaya gerek görmedi. İkinci yarıda, ilk yarının etkili kramponlarından Abdullah'ın yerine Prates'i savunmanın sağ kanadına alan Galatasaray, 4-4-2'ye dönerek, eksik ev sahibi karşısında ilk 45 dakikaya oranla biraz daha baskılı oynadı. Konuk takımda, her ne kadar orta saha beşli gibi görünse de, Hasan Şaş alışıldığı biçimde, Hakan Şükür-Bratu ikilisine forvette destek verdi.
Sürprizler işe yaramadı
Sürprizlerden hoşlanan Fatih Terim'in, Bratu ile Petre'ye açık çek vererek, ilk onbire alması ilginçti. 'Hagi' lakaplı Petre'den, iki metreye yakın boyuyla nerden baksan üç Hagi çıkardı.
Ama futbolu için aynı şeyi söylemek zor. Yeşil-Beyazlılar, forveti alışılmış Cenk-Zafer Biryol ikilisine bırakırken, oyunun başlarında özelikle Yasin'in sağ kanat bindirmelerinde Avrupa şampiyonu zor anlar yaşadı. 2. dakikada maçın ilk pozisyonunda Yasin, çaresizlikten de olsa kaleyi denedi. Mondragon meşin yuvarlağı kornere atarken, kale direğine de toslayıp kısa bir tedavi gördü. Üç dakika sonra büyük kaptanın Konya'yı öne geçirmesine ramak kaldı. Direkle çarpışmasının şokunu atlatamayan Mondragon, kaptanıyla birlikte bomboş kalenin az üstünden giden topa fos fos baktılar.
Oyunun ilk çeyreğinde Galatasaray tırsık futbolunu sürdürürken, Konyalılar sürekli kontrataklarla gol aradı. Sarı-Kırmızılılar ne hücumda organize
olabildi ne de orta alanda. Ev sahibi takımda Altan maç boyunca oyun kuruculuk görevinin yanı sıra birebir bulduğu pozisyonlarda, tabelayı değiştirmeye çok yaklaştı. Yarım saat sona erdiğinde, Galatasaray'ın bir oyun planından bahsetmek olanaksızdı. Belki vardı da, sahaya yansıtmıyorlardı. Belki yansıtıyorlardı da, basın tribünü, camekanın içinde olduğundan göremedi!
İlk yarının son dakikasında büyük kaptan büyüklüğünü gösterdi. Galatasaray lehine verilen bir frikik sonrasında Hakan Şükür'e yapılan sert hareketi Metin Tokat es geçince kaptan yan hakeme koşarak kibarca ve etkileyici bir biçimde pozisyonu anlattı. Metin Tokat da adaşıyla kurduğu iletişim sonrası Ömer'i kırmızı kartla oyundan attı.
Anahtarı bulamadılar
İkinci yarıya 10 kişi başlayan Yeşil-Beyazlılar, Cenk'in yerine Tayfun'u
alarak Zafer Biryol'u forvette tek başına bıraktılar. Daha önce takımının attığı 7 golden 4'ünü imzalayan Zafer, dün akşam da Konya'yı öne geçiren sayıyı buldu. Eksik Konya karşısında bir türlü aradığı gole ulaşamayan Fatih Terim, Petre ile Baliç'i oyuna sokması sonucunda bu kez 4-2-4'e döndü.
Ne var ki, Konya ceza alanın üstünde ev sahinin kalabalıklarına konuklar da eklenince aşılması çok zor bu etten duvarı Galatasaray nafile şişirme toplarla geçmeye çalıştı. Ama çağdaş futbolda kalabalık savunmaya karşı tabelayı değiştirecek anahtar bu değildi tabi ki... 62'de maçın en önemli gol girişimde Yasin'in pasında Hasan boş kale yerine meşin yuvarlığı tribünlere attı. Maçın kalan bölümünde başka gol çıkmayınca Cim Bom umutla gittiği Konya deplasmanından eli boş döndü.
Sonuçta bu hafta Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk maçında Torino deplasmanında Juventus'a konuk olacak olan Sarı-Kırmızılılar hem o karşılaşma için güven vermediler, ayrıca ligde de büyük bir yara aldılar.