Derbide kazanan İstanbul United olsun!

Derbide kazanan İstanbul United olsun!
Derbide kazanan İstanbul United olsun!
Bugün eğer deplasman yasağı uygulanmasaydı Beşiktaş taraftarı kendi takımını Kadıköy'de izlemenin mutluluğunu tadacaktı. Muhtemeldir ki '34. dakika'da Saracoğlu'ndaki her maçta olduğu gibi tribünlerden yükselen 'Her yer Taksim, her yer direniş' tezahüratına eşlik edecek, bütün stat belki de ilk kez 'İstiklal Marşı'nın dışında aynı besteyi ve sözleri haykıracaktı.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

İSTANBUL - Bugün günlerden derbi. Futbolumuzun kalbi saat 20.00’den itibaren Kadıköy’de daha bir farklı atacak. Ev sahibi Fenerbahçe ’nin derdi yakın takipçilerinden biri olan rakibini mağlup ederek aradaki makası daha bir açmak ve puan farkını yediden 10’a çıkarmak. Konuk Beşiktaş ise olası bir galibiyetle makası daraltacak ve farkı dört puana indirecek. Aslına bakarsanız bu niyetler ve hedefler, enikonu her derbi için geçerli olanların bildik türevleri. Geçmişte de derbiler bu tür oluşumlar çerçevesinde oynanırdı. Shakespeare’yen bir dille söylersek, ‘Arayı açmak ya da kapamak, işte bütün mesele bu’nun etrafında birleşirdi hedefler…

Derbide yok, düğünde var!


Bu derbiyi farklı kılacak bir fırsat ya da özellik vardı aslında. Bu yaz yaşanan ve siyasal tarihimizin belki de en anlamlı sayfalarından birine dönüşen ‘Gezi direnişi’ sayesinde kendiliğinden vücut bulan ‘İstanbul United’ oluşumunun izlerini tribünlerde görmek mümkün olacaktı. Ne var ki uzun süredir halledilemeyen bir mesele bunu engelledi. Malum, ‘Dört büyükler’imizin maçlarında ‘Konuk ekibin taraftarlarına deplasman yasağı’ var. İlgili güvenlik birimleri ve kulüp yönetimleri, “Okullar olmasa maarifi ne güzel yönetirdim” misali sorunu çözmek yerine toptancı bir zihniyetin yansıması olan ‘Yassah kardeşim’le halletmeyi ya da geçiştirmeyi yeğliyorlar. Çünkü böylesi işlerine daha çok geliyor. Bu tavır, bu sezon itibariyle aslında iktidarın da istediği bir yaklaşıma dönüştü. Çünkü iktidar tribünlerde siyaset daha doğrusu muhalefet istemiyor. “Siyaseti ben yaparım, başta futbol olmak üzere her türlü spora karışır, yeri geldiğinde milli takım teknik direktöründen kulüp yönetimlerine, başkanlarına kadar her şeyi ben belirlemek isterim ama tribünlerde bana gösterilecek tepkiye de tahammül edemem. Bu yüzden de hele hele iki farklı takım taraftarının birleştikleri en önemli nokta olan bana muhalefete asla ve asla izin vermem.”

Kadıköy'de 600 milyon liralık derbi


Malum Gezi’de Beşiktaş’ın Çarşı grubu direnişin bayrağını en ön saflarda taşıyanlardandı. Ama orada sadece Çarşı yoktu, Fenerlisi, Galatasaraylısı, Trabzonsyorlusu, Adana Demirsporlusu, Göztepelisi, Karşıyakalısı, Eskişehirsporlusu da vardı. Neyse, bu birliktelik İstanbul düzleminde yeni bir oluşumun kapısını araladı: ‘İstanbul United.’ Üç büyük takımın taraftarları üzerlerindeki formalarla direnişin saflarında yer aldılar ve yıllarca özlenen, yaratılmak istenen tabloyu kendiliğinde oluşturdular. Lakin bu ideal tablo, ‘Muhalefet’ tadını da beraberinde taşıyınca kâğıt üzerinde bu birlikteliği savunan siyasi erk, “İyi ama biz böyle birleşin, kardeşliğinizi bize karşı oluşturun demedik”e soyundu.

Oğuzhan yanlış vapura bindi!


Neyse bütün bunlar çıkan kısmın özetinden pasajlar... Bugün eğer deplasman yasağı uygulanmasaydı Beşiktaş taraftarı kendi takımını Kadıköy’de izlemenin mutluluğunu tadacak, ‘İyi günde kötü günde onların yanında olma’ işlevlerini yerine getirecekti. Ve en önemlisi muhtemeldir ki ‘34. dakika’da Saracoğlu’ndaki hemen her maçta olduğu gibi tribünlerden yükselen ‘Her yer Taksim, her yer direniş’ tezahüratına eşlik edecek, bütün stat belki de ilk kez ‘İstiklal Marşı’nın dışında aynı besteyi ve sözleri haykıracaktı. Ama olsun, bu engellemelere nereye kadar? ‘Şenlik ateşi’ yakıldı bir kez, onu söndürmek ne mümkün… Evet, size bütün bu söylediklerim gereksiz bir romantizm, gereksiz bir hamaset gelebilir ama federasyonun bu korku yüzünden Süper Kupa finalini İstanbul’dan uzaklaştırıp özellikle iktidar için en uygun gördüğü kentlerden biri olan Kayseri’ye vermesi bile bu refleksin ifadesiydi.

Kuyt'tan taraftara çağrı


Neyse, sorun yok, biliyorum ki bu gece Beşiktaş taraftarı da ‘34. dakika’ hassasiyetini ekran karşısında gösterecektir. Lig ve futbol maceramız uzun bir maraton, önümüzdeki derbilere bakalım ve ‘İstanbul United’ oluşumunun uzun bir süre daha bu topraklar üzerinde yaşayacağı, filiz verip geniş dallara ulaşacağını bilelim.

Maça gelince sonuç belli; ya biri kazanacak ya da berabere bitecek!..

Cüneyt Çakır'ın 15. derbisi