Dikkat yaya çıkabilir!

Motorsporlarında Indy 500, Le Mans 24 gibi klasik yarışlar vardır. Bunların ünü dahil oldukları şampiyonaları da geçmiş, birinciliği başlı başına büyük prestij kazandıran yarışlar haline gelmişlerdir. Bu tür klasiklerden biri de Monaco Grand Prix'sidir.

İSTANBUL - Motorsporlarında Indy 500, Le Mans 24 gibi klasik yarışlar vardır. Bunların ünü dahil oldukları şampiyonaları da geçmiş, birinciliği başlı başına büyük prestij kazandıran yarışlar haline gelmişlerdir. Bu tür klasiklerden biri de Monaco Grand Prix'sidir. Tabii ki yarış kazanmak önemlidir ama Monaco'da kazanmanın keyfi bir başkadır.
Michael Schumacher de başta güvenlik olmak üzere pek çok yönden Formula 1 standartlarına uymayan Monaco'da yarışmaktan memnun olduğunu söylüyor. Burasını 'özel' olarak nitelendiren Alman pilot yarışırken her an bariyerlere çarpma tehlikesinin olmasını tam bir meydan okuma ve motivasyon kaynağı olarak gördüğünü belirtiyor. En küçük bir hatanın ağır cezalandırıldığı Monaco'nun geçmişine baktığımızda, Formula 1 tarihine imzasını atmış ünlü isimlerin başarılarını görüyoruz. Pek çok kişiye göre, Formula 1 tarihinin gelmiş geçmiş en iyi sürücüsü olan Ayrton Senna, burada altı kez birinci oldu. Schumacher'in de beş birinciliği var ve Ferrari pilotu bu haftasonu Senna'yı yakalamayı hedefliyor. Bir başka efsane pilot Alain Prost da Monaco'da dört kez kazanmış. Bu pistin kahramanlarından birisi de İngiliz Graham Hill... 1961 ve 68'de iki kez dünya şampiyonu olan Hill, kariyerindeki 14 birinciliğin beşini Monaco'da yaşamış. Monaco deyince son üç yılın ikisinde buradan birincilikle ayrılan David Coulthard'ı da unutmamak gerek.
Tamamı Monte Carlo sokaklarında koşulan Monaco Grand Prix'si, 3 bin 340 kilometrelik uzunluğuyla Formula 1'deki en kısa yarış. Bu nedenle tur sayısı hayli yüksek; 78... Bu yıl pistte bazı değişiklikler yapıldı. Geçmişte pilotlara zorlu anlar yaşatan Rascasse'daki U dönüşünde yapılan değişiklikle bu yıl parkur 30 metre daha kısaldı. Artık burada daha az kaza bekleniyor. Ayrıca pistin bazı bölümlerindeki zemin de yenilendi.
Monaco'da parkurun çok dar olması burada geçişi zordan da öte imkansız hale getiriyor. İki yıl önce David Coulthard'ın, Arrows pilotu Enrique Bernoldi'yi geçmek için dakikalarca çabalaması, fakat bunu uzun süre başaramaması hala akıllarda... Buna karşın Coulthard geçen sezon Ferrari'nin F2002 otomobilini geçen tek pilot olmayı Monaco'da başarmıştı. Belki Coulthard'ın McLaren'i Schumacher'in Ferrari'sinden daha yavaştı ama İskoç sürücü büyük bir ustalıkla rakibini arkasında tutmayı başarmıştı.
Monaco'da hızdan çok otomobilin yere tutunması daha büyük önem taşıyor. Otomobilin ayarları da bu yönde yapılıyor. Yarış lastikler açısından çok yıpratıcı değil. Aşınma çok az düzeyde olduğu için, takımlar genellikle yumuşak alaşımlı lastikleri kullanmayı tercih ediyor. Burada vites kutularına da çok iş düşüyor. Bir turda bir otomobilin vitesi 40 kez değişiyor. Yarış boyunca vites değişimi sayısı üç bini buluyor. Yani iki saniyede bir vites değişiyor. Eskiden bu vites değişikliklerini pilotlar yapardı ama artık herşey otomatik ve pilotların işi daha kolay. Bu yavaş parkurda otomobiller, en yüksek hıza saatte 290 kilometre ile tünel çıkışında ulaşıyorlar.
Monaco'da genellikle takımlar tek 'pit-stop' yapıyor. Bu pit-stopu da mümkün olduğunca geç yapmayı tercih ediyorlar. Örneğin Coulthard geçen yılki yarışı kazanırken pit-stopunu 51. turda gerçekleştirmişti. Yani yarışın neredeyse üçte ikisi geride kaldığında... İkinci sırayı alan Michael Schumacher ise 44. turda benzin ikmali ve lastik değişimi için pite girmişti. Coulthard, Schumacher'den önce pite girmiş olsaydı muhtemelen Alman rakibine geçilecekti. Bu yıl kurallar farklı ve çok geç pit stop yapmak için otomobile alınacak fazla yakıt, yarışa arkadan veya orta sıralardan başlamak anlamına gelebilir. (Spor Servisi)