'Dış politika' artık ondan soruluyor


Fenerbahçe ikinci tura çok yakın

Şampiyonlar Ligi'nde bu yıl her maçında puan kazanan Fenerbahçe dün de Kadıköy'de PSV Eindhoven'ı 2-0 mağlup etti. Sarı Lacivertliler, ikinci tura çıkmak için grubunda büyük avantaj kazandı.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Bu fırsat kaçmazdı. İstatistik de, tarih de, kimya da, hatta coğrafya bile Fenerbahçe diyordu maç öncesi. Evinizdesiniz, aktif, dinamik, heyecanlı ama bir o kadar da serinkanlısınız. Rakip zorda. Antrenörü çalınmış ve başıboş, üstelik geleceği de puslu. Şampiyonlar Ligi'nde hiçbir maç öncesi ikinci turun kapısı bu kadar açılmaz. Artık ayağı araya koyar, içeri girer dedik Sarı Lacivertliler. Öyle de oldu. Dere göründü, bir sonraki maçta paçalar da sıvanır herhalde.
Gerçi maç hiç de öyle başlamadı. 8'de Roberto Carlos'un yarattığı frikiği biz heyecandan pozisyon zannettik. Çünkü maçın ilk 15 dakikası, adeta Süper Lig edasında temposuz ve bol faullü/hatalı geçti. Karşıdakinin hamle etmesini bekleyen eskrimciler gibi ürkektiler. 20'de taçtan Alex'i ceza sahasına soktu Roberto Carlos. 22'de Kazım'ın ortası Semih'e yetişmedi. Tamam dedik, hareketleniyor maç. 24'teki Roberto Carlos'un uzun menzili hipotenüs kadar düzgün vuruşu bunun ilk emaresiydi. 27'de Gökhan'la maçın kaleyi bulan ilk şutu geldi. Ardından da 28'de gol. Yavaş yavaş artan istim sonuç vermişti. Vites yükselir yükselmez gol ikram edilmişti. Alex sola çıkardı, Kazım Kazım ise zaten kaleyi görmek için ölüm ölüm ölüyordu ve gümbür gümbür vurdu, Marcellis'in eli ayağı dolaşmıştı çoktan: 1-0. Daha golün nekaheti geçmeden, baktılar attıkça atılıyor, gittikçe gidiliyor; bu sefer bir de Semih'e attırdı Alex.
Ama Semih'in de hakkını verelim, idari pratik haline gelen spesiyal vuruşlarından birini yaptı: 2-0. Ama ben en çok 34'teki
Alex'in aşırması girsin istedim. Futbol zekâsının nasıl bir şey olduğunu göstersin diye.
'Pres Bey' sahanın her yerinde
O dakikadan sonra öyle bir havaya girdi ki herkes; Liverpool'a nazire olur mu diyenler bile vardı. Simons'u arka direğe göndermekten başka hiçbir şey yapamaz olmuştu PSV. Abandone olmuşlardı ve sağlı sollu yumruklarla bütün gardları düşmüştü. İki topu bir arada göremeden bitirdiler devreyi. İlk 25 dakikadan sonra hafiften esmeye başlayan Kadıköy rüzgârı (tek şut), devre kapanırken tufana dönmüştü (6 şut, iki gol). PSV adeta fırtınaya karşı oynuyordu. 44'te Kazım'ın kavisli İngiliz ortasının ribaundunu da içeri
iten biri olsa 3-0'la bağlanacaktı ilk yarı.
İkinci yarı hiç oynanmasa Kadıköy'de kimse üzülmez, keyifle evine giderdi. Ama hiç değilse vukuatsız geçilmesi gereken bir 45 dakika daha vardı. Soğutma panellerini devreye sokarak başladı ev sahibi. Yine de ilk pozisyonda yine sarı lacivert tonlar vardı. 55'te tıkır tıkır paslaşmaların sonunda Kazım yine iyi vurdu, Gomes iyi yatmasa bu da goldü. Takım, Gökhan ve Yasin de dahil kusursuz işliyordu ve pres mengene gibi boğuyordu rakibi. Bu sayede hâlâ pozisyon bulan taraf Fenerbahçe'ydi. Misal 67'de Semih, 75'te Vederson, 85'te Roberto çapraz atışa yatmıştı. Bu sırada PSV yalancı meme misali topla oynuyordu. Boşa kürekti bunlar. Bir işe de yaramadı zaten. Düşünün ilk ve tek tehlike 83'te Koevermans'tan geldi.
Şampiyonlar Ligi'nin mağlup olmayan sekiz takımından biri olarak çıktı sahaya Sarı Kanaryalar, 90 dakika sonunda Batı cephesinde değişen bir şey yoktu. Bu sene Avrupa'da evlerinde gol bile yememişlerdi. Bu bile her şeyi açıklamaya yetmez mi?

FENERBAHÇE: 2
Volkan 7
Gökhan 8
(Önder 88) -
Yasin 7
Edu 7
R. Carlos 8
Kazım 8
(Appiah 86) -
Deniz 7
Aurelio 7
Vederson 7
Alex 8
(Ali 71) 6
Semih 7

PSV: 0
Gomes 5
Kromkamp 4
(Zonneveld 46) 5
Alcides 4
Marcellis 4
Salcido 5
Mendez 4
Simons 4
V. d. Leegte 4
(Bakkal 81) -
Perez 4
(Koevermans 63) 5
Farfan 4
Lazoviç 3

GOLLER: Marcellis (28 kk), Semih (30)
SARI KART: Salcido
Stat: Şükrü Saracoğlu - Hakemler: A. Hamer, F. Crelo, C. Holtgen