Disiplinin dayanılmaz cazibesi

Takımın birlik ve beraberliği adına, kulübün hükmû şahsiyetinin şânı uğruna, teknik adam veya yönetimin otoritesi nâmına alınan disiplin önlemlerinden, hele bunların azıcık da fevrî, hafif gözü kara olanlarından...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Takımın birlik ve beraberliği adına, kulübün hükmû şahsiyetinin şânı uğruna, teknik adam veya yönetimin otoritesi nâmına alınan disiplin önlemlerinden, hele bunların azıcık da fevrî, hafif gözü kara olanlarından, futbol romantiklerinin boğazını düğümleyen epik hikâyeler çıkar bazen. Şımarık bir yıldızın hayatî bir maç öncesi kadro dışı bırakılıvermesi, müzeye konulan küçük bir kupa kadar coşkulandırabilir bazen taraftarları. Hele maç bir 'onur şahlanışıyla' koparılırsa. Hele bir de, tart edilen yıldız veya yıldızların yerine sürülen altyapı mahsûlü civcivler horozlandıysa o maçta. Futbol âlemimiz de, hot zotla ve Ömer Seyfettin'le terbiye edilen bir ergenler cemaati olarak, her nevi disiplin kabarmalarına tutkundur. İster yerli yerinde, ister mesnetsiz, manasız olsun.
Galatasaraylıların, galiba biraz özel bir tutkusu da vardır tedip ve tecziye operasyonlarına. Belki yatılı erkek mektebi disiplin ve hiyerarşisini yaşatan Mekteb-i Sultani'nin mayasından... Misal, 1976'daki meşhur Turgan Ece operasyonu: Altı as oyuncunun kadro dışı bırakılıp genç takımdan takviyelerle çıkılan Fener maçının kazanılıp, ardından Türkiye Kupası finalinde Trabzonspor'un alt edilmesinin gururu, o uzun şampiyonluksuz dönemde Galatasaraylılara bir müddet daha dayanma gücü vermiş; Metin Kurt'un taşraya sürgün edilmesi bile kolayca sineye çekilivermiştir o hamâset havası içinde.
Lincoln ve Hakan Şükür'ün maç sabahı kadro dışı bırakılmasının, kimbilir, belki alttan alta bu gelenekle de ilgisi vardır. Feldkamp'ın böyle disiplin 'partileri' düzenlemeye meraklı olduğunu zaten biliyoruz. Boliç'in tek ayak üstünde bekletildiği I. Kalli dönemini hatırlayın. Lincoln'ün başka tür partilere merakını, zaten biliyoruz. Takım ve takımları içinde bir hizip lideri olan Hakan Şükür'ün cezaya bırakılması ise tarihî bir olay. Bakalım devamı nasıl gelecek? Peki, bu moral kazandırıcı galibiyet, Arda'nın restorasyonuna yarayabilecek mi?
Sözüm ona 'objektiflik'
Beşiktaş'ta, Sinan Engin 'disiplin âmiri' çehresiyle gitgide öne çıkıyor. Sözüm ona 'objektiflik' gösterisiyle, bir yandan futbolcularını gıyaplarında (da) azarlarken, bir yandan hakemlere ültimatom üstüne ültimatom yağdırıyor. Bu arada, üç maçtır korner topundan gol yiyor Karakartal.
Roberto Carlos'un ânında bir video klibe dönüştürülen deparının "Hadi oğlum kop da gel" coşkusuyla ayağa kaldırdığı Fenerbahçe tribünü, iki hafta sonra ligde kazanarak biraz neşelendi. Onların disiplin meselesi: Yeteneği kilitlendikçe huysuzlaşan Kezman. Hakemlerle meseleleri: Verilmeyen penaltılarını alacağa yazdırmaya çalışıyorlar. Fener-Ankaragücü maçının fair-play olayı: Tribünden birilerinin Ankaragüçlülerin, özellikle kaleci Serkan'ın gözüne tuttuğu lazer ışığı. Toprak sahada oynanan alt küme maçlarında rakip kalecinin gözünü ayna tutarak kamaştırmanın folklorik bir tadı olabilir ama bu 'düzeyde' ve bu teknolojik nâmertlikle, hiç sevimli değil!
Az zamanda çok puanlar toplayan Ankaragücü, Fenerbahçe'ye hiç zorluk çıkaramadı. Bu mütevazı kadrolu, henüz ham takım; 'büyükleri' zorlayacak bir 'sair' müesseseye olan açlığımızı yatıştıracak gibi görünmüyor. Bu senenin kahraman prensi olmaya aday takım: Sivasspor. Bu hafta da Bursa karşısında iki farklı yenilgiyi 19 dakikada sıraladıkları üç golle galibiyete çevirmeyi başardılar. Tıpkı zamanında Mehmet Yıldız gibi kiraya yollanıp geri gelmiş bir pehlivan, Muhammed Ali, bu sene iyi skor yapıyor 'Yiğidolar'da. Son iki senenin prensi Kayserispor ise Denizli'de leziz baskın ataklarından netice alamayınca üç dakika içinde yediği iki golle yıkıldı. Yine seri goller: İstanbul Belediyesi, beraberliği yakalayan Manisaspor'u Adriano'nun 20 dakikaya sığdırdığı üçlemeyle perişan etti. Bol eksikli Antepspor ve Trabzonspor tek farklı galibiyetlerle, üst salkıma tutundular. Trabzon'un bahtını yazan kâtip bu kez uyanıktı!
Gençler'in inceci oyuncusu
Gençlerbirliği, karşılıklı birer gol ikram ettikleri Kasımpaşa'yı yenerek evinde ilk kez kazandı. Nick Carle'nin şahsında, yıllar sonra nihayet bir 'inceci' oyuncu sahibi olmakla bahtiyarlar. Gençler attığı 10 golün sekizini son yarım saatte attı, Kasımpaşa 11 golün dokuzunu aynı zaman diliminde yedi. Gençlerbirliği OFTAŞ, puandaşı Rize'nın sırtına basarak kendini azıcık yukarı attı. Sterjovski bir 'Balkan/Slav menşeli tek vuruş forveti'nin tipik örneği!
Ankaraspor, Rizespor, Konyaspor dipte azıcık puanlarla kıvranıyorlar. Konyaspor biraz şanssız; diğer ikisi tatsız, hele Çaykur Rize iyice demsiz.