Drogba'ya jübile maçı

Drogba'ya jübile maçı
Drogba'ya jübile maçı
Galatasaray'ın Avrupa macerası Londra'da bitti. Sarı-Kırmızılılar Chelsea'ye 2-0 yenilip çeyrek finalin kapısında kaldı. 675 gün sonra Stamford Bridge'e çıkan Drogba ise maç boyunca bilindik halinden çok uzaktı.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Ne erken gelen gol , ne yürek hoplatan Chelsea atakları, ne Hazard’ın hızı, ne Chelsea’nin önde presi, ne de devre biterken saçma sapan bir kornerle gelen ikinci gol... Bunların hiçbiri o kadar da moral bozucu olmayabilirdi; eğer Galatarasay biraz olsun kendi futbolunu gösterebilmiş olsaydı... Düşünün maç boyunca Selçuk her topu ezdi, Sneijder kafayı kaldıramadı, Yekta’nın neredeyse yok hükmündeydi, Drogba Chelsea karşısında kaleyi bulan şutu olmadan maçı bitirdi. Burak silikti, Telles ve Eboue rakip yarı alana pasaportla girdi. Burak topa değebilmek için kendi yarı alanına yaklaştı durdu. Melo erken sarı kart gördü ve vites küçülttü.

Tüm bunları söylüyoruz, ama rakip de Chelsea’ydi. Nefeslenip bir kez daha ve farklı şekilde söyleyelim: Premier League’in lideri, kurt hoca Mourinho’nun takımı. Bunu unutmadan yazmalı ne yazıyorsak... Sonuçta favori onlardı.

Çok hızlı oynadı İngiliz temsilcisi. Sadece topla değil topsuz da... Galatasaray defanstayken öyle bir çullanıyorlardı ki şaşkınla izledik. Goller netti. 4’te 30 bilmem kaç yaşında değil, gencecik zıpkın delikanlı gibi vurdu Eto’o. Hazard eksiltti. O çoğalttı. Diğeri de bir duran top kazası, alan savunması faciası... İlber Hocam’ı sinirlendirecek bir acemilik ve Cahill golü!
Sonuçta ilk yarı hiç ışık vermedi. İkinci devre de ondan halliceydi. Mancini’den ilk hamle 54’te geldi. Gelmeliydi de. Çünkü Chelsea ikinci devrede de aynı hırs ve hızla akın akın yükleniyordu. Umut girdi oyuna. İsmiyle müsemma olmak adına! Buraksız, daha mücadeleci bir ön hat sahadaki yerini almıştı. Ardından Yekta’yı oyundan aldı İtalyan teknik adam. Telles öne çıksın, Sneijder daha çok topla buluşsun isteniyordu. Ardından da Hajrovic’i gördük. Ama işlemedi hiçbiri. Rakibin oyununa bir türlü ayak uyduramadı Cim Bom. Maçın neredeyse hiçbir anında etkili gözükmediler.

Kaybetti temsilcimiz. Favori değildi, rakip güçlüydü, bahisçilerin beklediği oldu... Bütün bunlar doğru olmasına doğru da, insan gene de bir hamle görmek isterdi. Bir ışıltı en azından. İşte asıl o hiç yoktu ve yüzümüzü düşüren de buydu.