Fabio Capello'nun vedası

Madridistalar son hafta gelen şampiyonluğu çoşkuyla kutlasalar bile, Şampiyonlar Ligi ve Kral Kupası'ndaki hezimeti nasıl unutabilirlerdi? Benzeri şekilde Real Madrid yönetimi, takımın çekip çevrilmesinde kendisini tıpkı...
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Madridistalar son hafta gelen şampiyonluğu çoşkuyla kutlasalar bile, Şampiyonlar Ligi ve Kral Kupası'ndaki hezimeti nasıl unutabilirlerdi? Benzeri şekilde Real Madrid yönetimi, takımın çekip çevrilmesinde kendisini tıpkı 10 yıl öncesi gibi sürücü koltuğunda bulmadığında asabileşen Capello'nun üslubunu nasıl sineye çekebilirdi? La Liga şampiyonluğu, yaraya azıcık tuz ekse bile, ortada gerçekler var. Bir kere Real Madrid, ister istemez katıldığı her turnuvada iddiasını sonuna kadar götürmek zorunda; götüremediğinde, hem şandan şöhretten kaybediyor hem de bu çeşitlilik gözetilerek oluşturulmuş geniş kadrodan yeteri kadar ekonomik kâr devşirmemiş oluyor. Özellikle Şampiyonlar Ligi'ndeki erken elenme, kulübün dünyadaki, öncelikle de Uzakdoğu'daki yatırımlarına ve piyasasına büyük bir darbe vurmuş durumda. Bu nedenle, medyada Capello'nun gönderilmesinin takıma oynattığı oyunla ilgili olduğu yolundaki açıklamaların yer alması biraz taraftar aklını ve gönlünü çelmeye yönelik olsa da, bir miktar doğruluk payı da barındırmaktadır.
Capello tıpkı Mourinho gibi, hatta ondan biraz daha klasik bir biçimde Milan, Roma ve Juventus'ta oynattığı kontrollü ve baskılı oyunu oynatarak başarılı olacağına inanıyor. Bunu defalarca örneklemiş durumda zaten. Sezon başında buna yönelik bir kadro oluşturdu. Emerson ve Diarra bu kadronun belkemiği olacaklardı. Real Madrid'in yeterince ofansif gücünün olduğunu düşünmekteydi vs. Ancak lig başladığında açığa çıktı ki, Serie A ve La Liga bütünüyle farklı iki ligdir ve birinde başarılı olan formülün öbüründe de başarılı olacağının bir garantisi yoktur. Milli takımlarına yansımamış bile olsa, İspanyollar futbolu epeydir Capello'nun öngörülerinin ve inançlarının dışında oynuyorlar ve bunda önemli bir başarı da kaydettiler.
Diğerlerinin katkıları
Sonradan bunu söylemek kolaycılık belki; ama işte üç kupada birden koşmaktan ciğerleri iflas eden Sevilla'nın, takımdaki 'ruhu' korumayı başaramayan Barcelona'nın, hatta son adımları atmakta hep zorlanan Valencia'nın 'katkıları' olmaksızın, Real Madrid'in şampiyon olması hayal bile edilemezdi. Yine de, burada bir çelişki var, belirtilmesi gereken. Real'i şampiyonluğa iten esas faktör, Başkan Calderon ve futbol direktörü Predrag Mijatoviç'in şikâyet ettikleri düzendi. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Real yönetimi, sezon ortasında, takımı neredeyse yenileyen bir hamle gerçekleştirmiş, sezon başında Capello'nun tercihlerinin yanlışlığını bir bakıma kabul etmişti. Capello bu operasyonu sessiz sedasız izlemiş, kalbi kırılsa da, elinden geleni yapmaya çalıştı.
Doğru değil
Şampiyonluğu getiren Mallorca maçı da dahil, Real şampiyonluk yarışına asılmaya başladığında, Real'in son dakikalarda şansla kazandığı düşünülen maçların hemen hepsinde önemli taktik tercihlerde bulundu. Hatta sonuca bakılırsa, Capello'nun inanılmaz bir başarı sergilediği bile söylenebilir. Gelgelelim, küme düşen Juve'yi hemen bırakması, ne eski takımına ne şampiyonluklarına sahip çıkma cesaretini göstermesinin yarattığı aşınma, çok fazlaydı. Bütün bunlara, Real Madrid gibi karışanı görüşeni çok takımların yarattığı kaotik ortama fazlaca kibirli gelen mesafeli tutumu da eklenince, kader ona çok yardım etmiş sayılmaz. Yine de bu kadar kariyerli bir teknik direktörün görevine, takımı 'iyi futbol oynatmıyor' diye istiskal ederek, son vermek, doğru değil.