Feldkamp: Hayır mı yoksa şer mi?

Galatasaray, Sivas'ı bu seneki spesiyalitesi olan geç gollerle devirdi (attıkları 29 golün 12'sini son çeyrek saatte kaydettiler). Genç oyuncular (Uğur, Barış ve tövbe estağfurullah, Topal, Balta) itimat telkin ediyorlar.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Galatasaray, Sivas'ı bu seneki spesiyalitesi olan geç gollerle devirdi (attıkları 29 golün 12'sini son çeyrek saatte kaydettiler). Genç oyuncular (Uğur, Barış ve tövbe estağfurullah, Topal, Balta) itimat telkin ediyorlar. Buna mukabil, gençlik ilahı Arda duraklama döneminden çıkamıyor, çıkamadıkça asabileşiyor. Galatasaray'da futbolcular arasındaki perde arkası çekişmelere şimdi canlı canlı izlenebilenler de eklendi. Feldkamp'ın oyuncu politikalarına ne demeli? Bir yandan genç oyunculara sorumluluk verirken (ama mesela Topal'ın işlevselliğinden tam da Fener maçında vazgeçerken) bir yandan da dört-beş transfer istemesine; Sabri'nin orta yapmaktaki kabiliyetsizliğiyle alenen alay etmesine? Peki, gazetecilerin çoğu sorusunu sarakaya alması? Futbol medyasının hinliklerine direnen bir külyutmaz mı, yoksa nereye baksa hep 'Şark insanı'nın çiğliklerini ve madrabazlıklarını gören bir futbol oryantalisti mi?
'Kalli'yle eğlenirdik'
İhtiyar Feldkamp'ın, öteden beri, kendine mahsus bir hikmet sahibi olduğu kesin. 11 Freunde dergisinin temmuz/ağustos sayısında, eski talebelerinden, şimdinin Hansa Rostock teknik direktörü Frank Pagelsdorf, onun ta 1980'lerdeki antrenmanlarını şöyle anlatıyordu: "Kalli'yle çok eğlenirdik, çünkü antrenman bilimiyle hiç alakası yoktu. Bir defasında antrenmana geldi ve dedi ki: Şu ilerideki ağacı görüyor musunuz? Oraya koşup geri gelin. Son kalan bir tur daha atar." Alın size, iyi idman vermediği 'rivayetlerine' bir katkı daha (yine, Galatasaray'ın maç sonlarında hababam gol attığını unutmadan!). Yine Pagelsdorf'tan, önemli bir tespit: "Gerilimi, heyecanı, motivasyonu yüksek tutmak için hep takımın içine el atar." Sarı-kırmızı itiş kakışa bakarken, bunu da yazın bir kenara!
Gençlerbirliği, bir zamanlar belalısı olduğu Fenerbahçe'ye uzun bir aradan sonra ilk kez müşkülat çıkarmayı başardı, öne de geçti. (Burhan Eşer'in kuvveti biraz eksik ama zekice oyununa dikkat.) Fakat ikinci gol fırsatlarını değerlendiremeyince, koltukları kabarık Fenerbahçe'nin ekstralarına mağlup oldu. Semih için artık 'Cin kulübeden çıktı' diyebiliriz.
İki haftadır hasımlarıyla karşılaşan Beşiktaş (bu hafta da İnönü Stadı'nda Ankaragüçlü seyirci yoktu), tırıs tırıs takibini sürdürürken, sevenlerini Delgado'yla eğliyor.
Kayseri infilak etti
İnce ince yağan kar, iki yüce dağın takımları arasındaki maça yakışmadı mı? Üç haftadır ıkınan Kayserispor, Bursaspor karşısında dört golle infilak etti. Cangele tam tavına gelmişken kırmızılık oldu. Oftaş'ı dört maçtan sonra ilk deplasman yenilgisine uğratan Denizlispor, başaltına tutunmayı sürdürüyor. Kongre burgacındaki Trabzonspor, Avni Aker'de İstanbul Belediyespor karşısında bir 10 dakikalık deli horonla kopardığı maçla, dört basamak yukarı çıktı.
Küme düşme hattının hemen üzerindeki Gaziantepspor ve Çaykur Rizespor, kritik galibiyetlerle kendilerini birer boy yukarı attılar. Antepspor, teknik direktörsüz çıktığı maçta Konya'yı yenerek yedi hafta sonra galip geldi. Rize ilk deplasman galibiyetini, kazanırsa kendisiyle puan puana gelecek olan Ankaraspor'a karşı elde etti. Yeşil-Mavililer, Latinler Amerikalılara emanet. Bütün yabancılar oradan; kalede Gonzales örtebildiğince ayıp örtüyor, gollerinin yarısını da dört ayrı Latin attı. Victoria Müslüman da oluyormuş (Zafer mi diyecekler?).
Kasımpaşa iki haftadır galibiyeti koruyamıyor. Bu sefer de Manisa'yı kaçırdılar. Kasımpaşa bu puanla, 1. Ligin ebedi sıralamasında bir başka bitirim semti takımını, Karagümrük'ü geçerek 40.'lığa yükseldi!
Uzaktan goller sebil gibi
Tam beş maç 2-1 bitti. Beş skortmen, geriye düşen takımları adına ikişer sayıyla puan ve puanlar kopardı. Gökdeniz, Semih ve Denizlili Caner Celep (23 yaşında; Bolu'dan geldi, yine Kartalspor çıkışlı bir topçu!) takımlarını 1-0 yenilgiden 2-1'e eriştirdiler. Kasımpaşalı Jonathan Tehoue de aynısını yaptı ama netice 2-2. Gökhan Ünal, 1-0 yenik duruma düşen takımının 4-1'lik galibiyetine iki sayıyla katkıda bulundu. Golcü yarışında Gökdeniz 10 golde, Semih 9.
Uzaktan goller, sebil gibi: Gökhan Ünal'ın yayın solundan uzak direk dibine falso plasesi zanaatkârca, Caner'in yayın üzerinden gelişine soluyla çakışı ve Gökdeniz'in aynı yerden sağ doksana gümlettiği şutlar, gaddarca. Semih'in soluyla vuruverdiği de öyle ama Gençler kalecisi Gökhan lüzumsuz öne çıkmıştı; tıpkı Antepli Murat'ın yayın üzerinden üst direğin altına mıhladığı şutta Konyalı Oğuzhan gibi. Sivaslı Akın göğsünden sektirerek, Ankaragüçlü Serkan ise erken devrildiklerinden yediler uzak menzillileri.