Fener, Ankara'dan lider döndü

Fener, Ankara'dan lider döndü
Fener, Ankara'dan lider döndü
Fenerbahçe Ankara deplasmanında Gençlerbirliği'ni Dirk Kuyt'ın attığı golle 1-0 yendi ve liderliğe yükseldi.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Diyelim ki futbolumuza aşina bir yabancı geldi ve “Sizin Valencia’nız kim, Leverkusen rolünü kim oynuyor, Everton kime tekabül eder, Udinese olabilen var mı?” diye sordu. Ne cevap vereceksiniz? Başta Bursaspor diyeceksiniz, sonra Eskişehirspor, Kayserispor, Gaziantepspor ve tabii ki Gençlerbirliği. Bu takımların en dişli, en yırtıcı, en zıpkın hallerini hatırlayacaksınız. Ama ya bu sezon onları izlemeye kalkarsa bu misafir? Ya puan durumuna bakarsa... ‘Başaltı klasmanı bu mu?’ derse... O zaman düşünmez mi insan: Gençlerbirliği- Fenerbahçe maçından bile zevk alamayacaksak neyi öne çıkaracağız ki biz?
Aslında dünkü maçta ‘isteklilik testi’ yapılsa iki taraf da geçer not alırdı. Mümkün olduğunca gol yollarını zorladı takımlar. Ama ellerinden fazlası gelmedi ve birkaç kırılgan, savruk pozisyon hariç pek bir şey izleyemedik. Sanırım, oynanırken yazmaya en müsait lig Süper Lig. Kafayı çevirmeden izlemek zorunluğu olan tek bir pasaj olmuyor.
Kabul edelim, pozisyon üretmeyen bir maç da değildi. Sorsanız 3’te Sow’un dalışı vardı, 15’te Jimmy Durmaz’ın şutu güzeldi, 17’de ve 22’de Meireles denedi şansını. 44’te Gençler kaçırdı bir. İkinci devre daha da iyi niyetliydi. Girişimler arttı. Gol umutları da. Ama kısırlık gitmek bilmedi. İstediğini alan Sarı-Lacivertliler mutlu tabii. Ama futbolseverler için aynı şeyi söylemek zor.
İlk devreyi ‘uyursak donarız’ diye seyrettik. Yeni devre ise bir tık hareketli başladı ve ilk hamle Gençler’den geldi. 49’da Jimmy Durmaz’ın gol girişiminde penaltı tartışması ciddiye alınması gereken cinstendi. Ama Ankara ekibinin de, teknik heyetinin de, taraftarının da meşrebinde bu çok yoktu ve üstünde durmadılar pek. Kayıtlara bir ‘saygı’ anı alarak geçmek lazım. 52’de bu sefer Sow iyi bir fırsatı harcayınca yeni devrenin daha hareketli olması konusunda ümitler arttı. 58’de Hamit-direkler ilişkisinin Fenerbahçe şubesi Topal’ın vuruşu yine direğe takıldı.
60’ta Kuyt’ın golü bir atak sonucu değil karambolden geldi. Ama en azından Sarı-Lacivertliler adına yaratılan hareketliliğin ödülüydü. Bir kez daha Hollandalının kimle çalışırsa çalışsın oynadığını anlamış olduk. 63’te Sow, kaleciyi geçtikten sonra kaleyi bulsa oyun orada kopardı. Son bölüm bu sayede hareketli ve hararetli geçti. O da olabildiğince. Düşünün, bana kalsa bu son bölümün en çekici anı 77’de İsveç pasaportu da bulunan Kürt Mervan’la, Tuncelili ve eski St. Paulili Deniz Naki’nin değişmesiydi. Gerçi 83’te Oktay’ın şutu, ardından Özgür’ün kırmızı kartı, son bölümde Emenike ve Sow’un kontrayla gelen gol girişimleri de vardı ama insanın içi sıkılmış bir kere...
Öyle ya da böyle; kazandı Fenerbahçe. Üst üste beşinci kez hem de. Üstelik Ankara’da bir Eylül akşamında... Bu dönemde hem Ankara’yı hem de Fenerbahçe’yi böyle güneşli bulmak zor.
NOT: Metin Diyadin ve Ersun Yanal’ı aynı karede görünce insanın neler geliyor aklına. İkisi de kariyerlerinin önemli bir bölümünü Gençlerbirliği’ne borçlular. Ve ikisinin de rüyasına Fenerbahçe girmiş. Oturup konuşsalar neler anlatırlar? Ankara’dan kalkan bir araçla İstanbul ’da kalkan bir araç hangi hızla nerede buluşurlar? Dinlemek güzel olurdu doğrusu. Tabii buna kıymet veren bir öykücülüğümüz olsaydı...
Kazandı Fenerbahçe.