Fener gruptan çıkar mı?

Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasında 6 maç oynanıyor. Toplam 18 puan demek. Hepsini alanın maddi kazancı da çok yüksek oluyor. Ne var ki, en azından ilk maçları yaparken fazla puan saymanın anlamı yok.
Haber: İBRAHİM ALTINSAY / Arşivi

Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasında 6 maç oynanıyor. Toplam 18 puan demek. Hepsini alanın maddi kazancı da çok yüksek oluyor. Ne var ki, en azından ilk maçları yaparken fazla puan saymanın anlamı yok. Gruptan 7 puanla çıkan var, 10 puanla çıkamayan da... Sözün özü, eğer Şampiyonlar Ligi'ne girmişseniz puan hesabını bırakıp ayağınızdan gelen en iyi topu oynayacaksınız. Sonunda gruptan çıkarsanız ne iyi. Çıkamazsanız gelecek yıl yine deneyeceksiniz. Her iki durumda da orada oynanan futbol düzeyini yakalamayı ve aşmayı amaçlayacaksınız.
Fenerbahçe, Anderlecht ön elemesinden bu yana her Avrupa maçında futbolunu bir derece yukarı çıkardı. Üstelik Vederson, Gökhan Gönül gibi oyuncular bu üst düzey maçlarda kazanıldı, takıma yerleştirildi. "Futbolda aşama yapmanın, ayrıca oyuncu çıkarıp parlatmanın yeri Şampiyonlar Ligidir" diye hep söylüyorum. Burası, Avrupa'ya ders verilecek, Türk'ün gücünü gösterecek, sonra da "Ah hakemler, vah kale direkleri" diye ağlanacak bir yer değil.
Zico 'ders' veriyor
Fenerbahçe'nin bu yılki Şampiyonlar Ligi öyküsü, bu ligin dilinden yazılıyor. Yazarı da Zico... Başkan Yıldırım, kendi sözünden ve denetiminden çıkmasınlar, başkalarını dinlemesinler diye tamamen yabancılardan oluşan bir takım istiyordu. Zico da yumuşak başlılığıyla tam onun istediği hocaydı. Beyaz Pele, yönetimin hezeyanlarını dizginleyip aklı başında futbol hamleleri yaparak, 'büyük kulüpte nasıl duruma egemen olunur' dersini yazıyor bir yandan da. Tabii Roberto Carlos karizmasının, Güney Amerika yabancı misyonunun ve yabancı kültürde yetişmiş 'Türkiye'de gurbetçi Türkler'in yardımıyla...
Evet grup kuraları ve hatta grup fikstürü hep Kanarya'nın lehineydi ama bu şansı sonuca çevirmek tek bir yolla mümkündü: Futbol oynamaya bakmak. Bu açıdan baktığımızda Fenerbahçe'nin futbol olarak Şampiyonlar Ligi rüştünü ispat etmekte olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle deplasmanlarda gösterdiği yüksek taktik kondisyonla... Israrla oyunun egemenliğini alıyorlar ve takım düzeni içinde korumaya çalışıyorlar. Ortada hakemlere ya da rakibe sallayan yönetici falan kalmıyor haliyle...
Puan hesabı yapmamak lazım
Şimdi sorun Inter'e karşı gösterdikleri performansı Saraçoğlu maçlarında, özellikle de puan açısından en kritik geçit olan PSV maçında gösterip gösteremeyecekleri... Inter maçındaki gibi oyunu rakip sahada oynar ve dalga dalga hızlandırabilirlerse hem PSV'yi hem de grubu geçerler, sonrası için futbolseverlere umut verirler. Yok parmak hesabı yapıp, önce deplasman futbolu oynar sonra da bitime 20 dakika kala sahaya forvet doldurup gol ararlarsa işi zora sokarlar. Belki yine gruptan çıkarlar ama futbola ilişkin kaygıları da yanlarında götürürler.
Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi öyküsüne geniş açıdan baktığımızda gönlümüzü ısıtan bir ders de var. Bakın, futbol oyununun ahlakına saygı gösterildiği ve elden gelen sahaya yansıtıldığı zaman, bir takım ne kadar sevimli oluyor. Milliyetçi çığırtkanlık yapmadan, gencecik insanlarının kanı üzerinden dokunulmazlık aramadan sadece sahaya akıttığı terle bu topraplar üzerinde yaşayan herkesin moralini düzeltiyor.