Fenerbahçe de kayıp

Fenerbahçe de kayıp
Fenerbahçe de kayıp
Lider Galatasaray'ın yenildiği haftada Fenerbahçe bu avantajı değerlendiremedi ve deplasmanda Kasımpaşa'ya 2-0 mağlup oldu. Etkisiz bir futbol sergileyen Sarı-Lacivertliler bu sezon üçüncü deplasman maçlarında da galibiyet yüzü göremedi.
Haber: KENAN BAŞARAN - kenan.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

Bir çok çelişkiyi hatıra getirmeye vesile bir mücadale: Beyoğlu Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın büyük bir ‘dönüşüm’ için kazmayı vurmaya hazırlandığı Beyoğlu’nun eteklerindeki Recep Tayyip Erdoğan Stadı, çevresini kendi hesabına ‘dönüştürmek’ yerine, kendisi çevre namına ‘dönüşmüş’. Bu haliyle sıcak bir muhit stadı havasına bürünmüş. Ama onu kullanan de kulüp de artık bir ‘AŞ’! Yani ‘endüstriyel futbol’un ‘gerekler’ini yerine getirmiş! Fakat hiç de ‘gereği’ yokken Türkiye Cumhuriyeti’nden iki yaş büyük kulübün logosu da ‘dönüştürüldü’. Markalaşma’nın gereği olarak elbette! Paşa tribünleri bu durumu kabullenmiş değil. “Yönetim istifa” değil de “Patron istifa” diye bağırmaları sanki daha gerçekçi olur; onlar açısından. Kulübün ismi ‘dönüşmediği’ için de şükür mü etmeliler?.. 

Uzun süre maçtan ziyade protokol tribününü izliyorum. Misbah Bey ile CHP ’li Mehmet Sevigen kafa kafaya vermiş muhabbet ediyor. Belli ki siyaset konuşuyorlar, maç bahane... Aziz Yıldırım ise pür dikkat sahaya odaklanmış. Gözler evsahinin başkanını da arıyor ama yok. Aziz Başkan için bu maçın ayrı bir anlamı var çünkü şike davası nedeniyle çekilen gözaltı fotoğraflarını Kasımpaşa’nın Başkanı olan Turgay Ciner’in sahibi olduğu Habertürk basmıştı. Yıldırım, bundan ötürü hem öfkeli hem de kırgındı. Öyle ki Habertürk’e bir süre Saracoğlu yasağı uygulamıştı. Evet hayata dair bu kadar çelişkiyi de barındırdığı için futbol, oyundan da öte bir mefhum. 

Bir oyun olarak da içinde bir çok çelişki barındırıyor. Kasımpaşa’nın bu maça, kendisini zirveye taşıyan Metin Diyadin’siz çıkması başlı başına bir çelişki. 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçelilerin kahramanlarından biri olan Aykut Kocaman’ın bugün tartışılıyor olması da... Ve tribündeki ‘çifte vatandaş’ Paşa formalı Fenerbahçeliler... 

Lafı bu kadar uzatmamın bir nedeni de sahada kaydadeğer pek birşeyin olmayışı. Koca ilk yarı boyunca anlamlı bir pozisyon yoktu. Sadece evsahinin cezasahası civarında topa vurulmasında gecikildiği için ‘içte ukte’ olan bir kaç girişim vardı, o kadar.
Kocaman, ikinci bölüme Alex’i alıp Kuyt’ı sahaya sürerek başlıyor. Eskiden olsa ‘radikal’ bir hamle olarak yorumlanırdı. Ama malum, artık Alex’siz de oyuna başlanıyor. Kocaman Stoch’un yerine de Caner’i alıyor. 

52’de stat ilk kez ayağa kalktı. Uche, ayağının altından sadece bir topu değil, bir golü de kaçırıyordu muhtemelen. 57’de Topal’ın şutunu Isaksson güçlükle kornere çelerken, 60’ta Paşa yine gole yaklaşan taraftı. Adem’in mükemmel plasesi direkten dönüyor Özer de pozisyonu golle tamamlayamıyor. 

73’te beklenen son: Hüseyin Kala ortalıyor, bomboş pozisyondaki Kalu Uche de şık bir vuruşla ağları buluyor: 1-0. Kanarya golün şokunu atlamadan bu kez 77’de Uche’nin Fener yarısahasına attığı uzun topu Adem, kafayla indiriyor. Hüseyin Kala da cezasahasına taşıdığı bu topu kaleye bırakıyor: 2-0. 

Maç, baştan sona Paşa’nın hakkıydı. Pozisyon dahi bulamayan Fenerbahçe’nin iştahsızlığının nedeni galiba Volkan Demirel’in de işaret ettiği üzere ‘takımiçi arkadaşlık’ta aranmalı...