Fenerbahçe son nefeste

Fenerbahçe son nefeste
Fenerbahçe son nefeste
Sarı-Lacivertliler, 1-0 geriye düştükleri maçta Mersin İdman Yurdu'nu Cristian Baroni'nin 89. dakikadaki füzesiyle 2-1 mağlup ettiler.
Haber: ONUR SALMAN - onur.salman@radikal.com.tr / Arşivi

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki insanlar nedensiz ölüyor. Ya üstlerine bombalar yağıyor sorgusuz sualsiz ya da ellerinde patlıyor bu bombalar. Her gün onlarca genç hayatını kaybediyor. Sebep ararsanız boşuna. Çünkü ne askeriyesi ne de siyaseti bir cevap verebiliyor. En fazla yürütmenin başı diyor ki “Her şey her yerde konuşulmaz. İlerde yazarız.” Konuşsak olmaz mı? Yok, halkın kafası bunları almaz. Peki evladını yitirenlerin ileride yazılanları okumaya sabrı var mı? Bence yok. 

Peki misak-ı milli sınırlarının tek spor olarak gördüğü ayaktopu hayattan farklı mıdır? Cevap kısa: Hayır. Şike yaptığı gerekçesiyle mahkemeden ceza alan ve süreci temyize taşıyan Aziz Yıldırım, dört buçuk saatini ayırdığı televizyon programında sadece şunu söylüyor: “Çok şey biliyorum. Bir konuşursam...” Engelleyen yok ama konuşan da yok. 

Peki ya bizler? Konuşunca ne yapıyoruz? Selçuk’tan koca bir takım yaratıyoruz. Oynamamasını dünyanın merkezine koyuyoruz. Aklımıza başka soru gelmiyor çünkü. “Neden oynatmadı Avcı onu? Hiç bilmiyor bu işi.” Biz olasılıksız şeyleri konuşmayı seviyoruz hani Selçuk oynasaydı Hollanda’yı ne biçim yapardık kabilinden. Çünkü alış(tırıl)ıyoruz konuşmamaya. Ne yapalım aksi ispatlanamayacak konulara veriyoruz kendimizi. Futbol özelinde konuşmak gerekirse asıl derdini anlatması gerekenin futbolcu, dert anlatma mekanının da saha olduğunu unutuyoruz. 

Bugün bunu hatırlamak için baktık Saracoğlu’nun çimlerine. Bir tarafta Fenerbahçe bir tarafta Mersin İY. Taraftarın ‘efsane’ başkanın ‘değil’ dediği Alex, Aykut Kocaman’ın dün akşamki taktiğinde yerini alırken, transferin son gününde Sarı-Lacivertlilere katılan Meireles de sahadaydı. Ve dün akşam bir kez daha gösterdi ki Alex, sadece taktikte değil Fenerbahçe’nin genlerinde de yerini almış durumda. Brezilyalı, bütün devresini geride götüren takımının her duran topta skora yaklaşmasını sağladı. En sonunda da 45+3’te klasik ön direk oyunuyla Mehmet Topal’ı skorer yaptı.
 
Zaten ev sahibi, Kocaman’ın ilk 20 dakika ‘kusursuz pres’ anlayışıyla maça başlamıştı. Lakin 7’de Ben Yahia’ın frikiği konuk ekibi 1-0 öne geçirip, Fenerbahçe’de karşılık veremeyince 20’den sonra samanalevi fazına geçtik. Kuyt, Alex ve Meireles’in oyun zekaları ve Kaptan’ın kornerleri dışında durağanlaşınca Kadıköy, devre de 1-1’e bağlandı. 

Cezalı maçlar nedeniyle artık iyiden iyiye organize olmayı başaran kadın ve çocukların verdiği büyük destekteğe rağmen tempo sıkıntısı yaşayan Fenerbahçe, 62’de ilk golün kopyadını atabilirdi. Ancak bu kez aşırtmak yerine kafa vurmayı tercih eden Gökhan direğe takıldı. 68’de serbest vuruş, dört dakika sonra da slalomunda Alex, Sehiç’i geçemeyince maç 1-1’e bağlandı sandık ama Baroni’yi unutmuşuz. Brezilyalı, 89’daki füzesiyle hem “Ben buradayım” dedi hem de Marsilya maçı öncesi Fenerbahçe’yi 3 puana taşıdı.