Fenerbahçe'nin 'gündüz' düşleri

80'lerin en absürd tezahüratlarından biriydi: "Gece oynansın." Avrupa'ya heveslenen memleket taraftarları, isterdi ki maçlar gece oynansın, atraksiyon olsun, atmosfer yaratılsın.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

80'lerin en absürd tezahüratlarından biriydi: "Gece oynansın." Avrupa'ya heveslenen memleket taraftarları, isterdi ki maçlar gece oynansın, atraksiyon olsun, atmosfer yaratılsın. Bu dilek öyle bir tuttu ki, Misak-ı Milli sınırlarında neredeyse bütün güzel maçlar reyting uğruna gecenin koynuna teslim edildi. Dün yıllar sonra bir gündüz vakti Kadıköy'deydik. Şunu hatırladım birden. Dünya evham şampiyonu olan annem, daha 12 yaşındayken İstanbul'da yalnız gittiğim ilk maça, eğer gece oynansaydı kesin göndermezdi (6-0 bitmiş, rahmetli Kayhan ekranlara sığmayan bir gol atmıştı!). Bu memlekette çocuklar maça -diğer engellerin yanı sıra- bir de bu nedenle zor gider, ne yazık ki!
Serenadı uzattık, direkt maça girelim. Ligimizin pas damarları en açık takımı olan Ankaraspor tam da beklediğimiz gibi başladı maça. Yakın hızlı paslar, sert ve sağlam bir alan paylaşımı. Buna karşın Fenerbahçe ise tam tersine, atak başlatan paslardaki sakarlıkları yüzünden büyük zorluk yaşıyordu. Maçın ilk yarım saati hem oyun hem de skor açısından bu tabloya, dolayısıyla da konuk ekibin isteklerine uygun geçti. Bilal öncesinde yolunu yaptığı arkaya sızışlarından birinde, 21'de girdi ceza sahasına ve penaltıyı kazandırdı. Tartışmalı gözüken pozisyon ve sonrasında gelen Wederson golü nedense kimseye şaşırtıcı gelmedi. Belki de o yüzden isyan edemedi Fenerbahçe seyircisi. Çünkü golün bu şekilde yeneceği neredeyse aşikârdı: 0-1.
Lakin Kadıköy'de kimsenin yenilgiye kolay razı olacak hali de yoktu. İlk ayılan taraftar oldu. Devrenin son 20 dakikasında takımlarını yeniden hayata döndürdüler. Daha fazla basan bir takım vardı artık sahada. Koşuyor, mücadele ediyordu takımları. Tamam itki yarar sağlamıştı ama hâlâ tam anlamıyla fonksiyonel değildiler. 43'te Tuncay'ın dokunamadığı ceza sahası şişirmesi dışında pek pozisyon da çıkmadı zaten. Ta ki son dakikaya kadar. Tuncay-Serkan delişmenliği, Ümit-Aurelio organizasyonu getirdi Alex golünü. Ligin vuruş üstadı topuğuyla zekice gördü köşeyi: 1-1. Şimdi 'ne yapılabilir'i daha rahat düşünecekti evsahibi. Aykut Hoca ise oyunu yeni baştan kurmak durumundaydı.
Takımın 'havai fişeği' Tuncay
İlk hamle Fenerbahçe'den geldi. Daha doğrusu kaldığı yerden devam ediyordu evsahibi. Yozgatlı-Deivid değişikliğiyle daha tutkulu ve baskılı hale gelen bu oyun hem pozisyon getirdi maça hem de heyecan. Kezman, Aurelio, sonra tekrar Kezman sağ çaprazdan şansını denedi, olmadı. Ama sanki, çok geçmeden olacak gibi duruyordu. 60 gibi yeniden sakinleşti ortalık ve Ankaraspor tonu yeniden belirginleşir oldu.
Oyuncu değişiklikleri işte tam bu anda geldi: Tümer, Petrous ve Hacıoğlu oyundaydı. Lakin golün bunlarla hiçbir ilgisi yoktu: 73'te kornere kafa vuran Fenerbahçe'nin 'havai fişeği' Tuncay oldu: 2-1. Artık ritim sazlar devreye girmiş, her iki taraf da maçtaki gol sayısını artıracak fırsatlar yakalamaya başlamıştı. Devamı gelmedi. Sanki sonuç 73'teki golle belirlenmiş gibiydi.
NOT: Aziz Yıldırım 100. yılda 'tek ses' olmayı önerdi dün. Tek ses, tek nefes, tek görüş. Cumhuriyet'in demokrasi anlayışı bu mu yoksa? Acep yakında bir de andıç yayınlar mı muhterem?

FENERBAHÇE: 2
Serdar. 6
Serkan. 6
Edu. 7
Lugano. 6
Ümit. 6
(Uğur 90+1). -
Mehmet. 5
(Deivid 46). 5
Deniz. 6
(Tümer 67). 6
Aurelio. 7
Tuncay. 7
Alex. 7
Kezman. 6

ANKARASPOR: 1
Hakan. 5
M. Hanifi. 5
Ediz. 5
Batak. 6
Wederson. 5
Adem. 5
(Petrous 70). 5
Hürriyet. 6
Özer. 6
Volkan. 5
(Anıl 77). -
Bilal. 7
(M. Hacıoğlu 72). -
Jaba. 5

GOLLER: Alex (45), Tuncay (72) / Wederson (22 pen.)
SARI KARTLAR: Lugano, Ümit, Serdar / Batak, Hürriyet, Ediz, Volkan
Stat: Saracoğlu - Hakemler: Y. Yıldırım, C. Gemici, S. Akarca