Futbol bir yanılsama mı?

Bende şöyle bir izlenim var son iki senedir. Tamam, ligde kalite yok ama en azından rekabet var... Örnek mi, buyurun ligin sondan ikincisi Ankaraspor, ligin ilk dördünün üçünden puan almış durumda, üstelik Sivas'tan bir de yetmez üç tane kapmış...
Haber: BANU K. YELKOVAN / Arşivi

Bende şöyle bir izlenim var son iki senedir. Tamam, ligde kalite yok ama en azından rekabet var... Örnek mi, buyurun ligin sondan ikincisi Ankaraspor, ligin ilk dördünün üçünden puan almış durumda, üstelik Sivas'tan bir de yetmez üç tane kapmış... Bir örnek yetmez, iddiayı savunmaya kategorisinden ikinci örnek; daha geçen hafta, pireler berber, develer tellal ve Beşiktaş kâğıt üzerinde Porto'yu elemiş iken, iki takımımızın Şampiyonlar Ligi'nde, bir takımımızın UEFA'da devam etme şansı sürüyordu ve ligin lideri, bu üç takımdan biri değildi... Bu da Allah'ın hakkı üçtür kategorisinden son örnek; televizyonda ve statta seyrettiğimiz maçların pek azında üç büyükler favori gibi oynadı, puan ya da üç puanları (madem 'puan veya puanlar' deniyor, o zaman üç puana da 'üç puanlar' dememiz lazım) ya son dakikada attıkları gollerle kazandılar ya da hiç kazanamadılar... Bunlardan aldığım cesaretle konuşuyordum, bizim lig pek bir rekabetli diye işte...
En çekişmeli lig 'ada'da değil
Ama matematik müspet ilim, gerçi birileri gibi 50-60 ligi, 3 bin 870 oyuncuyu takip etmesem de, gerektiğinde tıpkı onlar gibi kullanabiliyorum google'ı... Tek tek çıkardım valla Avrupa'nın beş büyük liginin istatistiklerini... Yani bir internet sitesinden baktım... Ama biraz paranoyak olduğum için sonra üç diğerinden de doğruladım... Ve ne çıksa beğenirsiniz? Hepsi bir yanılsamaymış...
Meğer bizim 'sürprizli' lig, Avrupa'nın en sürprizsiziymiş!.. Maçları diğer liglere oranla 'ezici' sayılabilecek bir oranla (yüzde 51) ev sahipleri kazanıyormuş... İlk golü yüzde 58 ev sahibi atıyormuş. Fransa olmasaymış, gol ortalaması en düşük olan da biz olacakmışız... Aman yeni mi öğrendin diye dudak bükeceğinize söyleyin peki, en heyecanlı, en çekişmeli lig hangisi? "İngiltereeee" diye bağırdı mı herkes, "Herkes herkes herkesi yeniyor canım, çok heyecanlı çok" da dediniz mi?.. Aferin... Ama öyle değil işte... Herkesin herkesi yenmesi heyecan göstergesiyse en heyecanlı lig Fransa olurdu, bilmem anlatabiliyor muyum? Oysa Fransa deyince rekabetten çok, beraberlik geldi di mi aklınıza? Ama birlik-beraberliğin ligi de İtalya işte! Dile kolay, yüzde 37'si berabere bitmiş şu ana kadar oynanan maçların... Günahını aldığınız Fransa'da oran, sadece yüzde 29... Bizimle hemen hemen aynı yani... Gerçi futbola bahis üzerinden bakanlar için hiçbir şaşırtıcı yanı da yoktur bütün bunların ama ben şaşırdım; gözlerime mi inanayım, sayılara mı durumu hasıl oldu bünyede...
Geçen kasım ayının 16'sında geçirdiği kriz sonrası komaya giren Japonya Teknik Direktörü Ivan Ivica Osim, komadan çıkar çıkmaz karısına, "Maç kaç kaç bitti?" diye sormuş... İlk cümle olarak... Karısı, acaba tam kriz geçirmeden önce seyrettiği Premier League maçının sonucunu mu soruyor, yoksa antrenörü olduğu Japonya Milli Takımı'nın maçını mı diye bilemediğinden cevap verememiş... Belki de komada, kendi gençliğinden bambaşka bir maç seyrediyordu, kim bilir?
İnsanın komasına bile işleyen bir şey demek ki futbol... Benim üzüldüğüm, eskiden ne güzel sübjektif sübjektif seyrediyor, işimize geldiği gibi hatırlıyorduk maçları... Kiminin skorunu, kiminin formasını, kiminde yağan yağmuru... Ama futbol artık, yönetmenin seçip sana sunduğu karelerden ve maçın kendisinden çok skorlarından ibaret bi'şey... Sen ne seyrettiğini zannedersen zannet, aslında başka bir şey olduğunu anlaman içinse bir google yetiyor...