Futbol darbeye karşıdır

Paul Breitner, 1978 yılında Arjantin'e gitmeyi reddeder, çünkü bir diktatörlüğün gölgesi altında futbol oynamayı onur kırıcı bulur. O an sevinmiş olsalar bile...
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Paul Breitner, 1978 yılında Arjantin'e gitmeyi reddeder, çünkü bir diktatörlüğün gölgesi altında futbol oynamayı onur kırıcı bulur. O an sevinmiş olsalar bile, 78 Arjantini'nden bir çok futbolcu, mesela Kempes, kazanılan kupayı hep utançla hatırladıklarını ifade etmiştir. Futbolla otoriter ve faşist yönetimler arasında kurulan bağ sahte bir bağdır. Çünkü bu türden yönetimlerin, futboldan daha dolaysız ve etkili araçları olagelmiştir. Futbolu kitlesel sarhoşluğun göstergesi olarak koyan örnekler kadar, hatta onlardan daha çok, futbolun demokrasi ve özgürlük
anıtı olarak somutlaştığı örnekler de vardır.
Kuralara uymak
Futbolla medeniyet arasındaki ilişkinin kaynağı, futbolun keşfedildiği modern dönemlerden itibaren hep kurallara bağlı olarak oynanmış olmasıdır. Kural, medeniyet sürecinin esasını teşkil eder; bu süreci kaotik bir altüst oluştan çıkarıp, düzenli bir oluşumlar dizgesi haline getiren hayatın hemen her alanında istisnayı öne çıkaran bir ayırt edici çizgidir. Kuralların değişmesi, hayatın ritmiyle gerçeklik arasındaki parallelliğin kırılmasıyla gerçekleşebilir. Futbol o kadar köklü ki ve beyefendi bir spor dalıdır ki, onu kuşatan şartların geçirdiği radikal dönüşüme rağmen, kuralları en az değişen bir oyun olarak kalabilmiştir. Futbolseverleri darbeseverlerden ayıran en önemli özellik, onları durumdan vazife çıkarmaya itecek bir dalgalanmaya asla pabuç bırakmamalarında yatar.
Dolayısıyla, şartlar ne kadar aleyhinize olursa olsun, futbol hep kurallara uymaklığınızı emreder. Hava bozuk, hakem rezil, kadronuz eksik olabilir; aklınıza gelen gelmeyen her türlü nedenden ötürü sahaya dezavantajlı çıkabilirsiniz ama size düşen yine de kurala uymanızdır. Rakibi yenmek için penaltı kuralının değiştirilmesine gönül indirmek yerine, penaltı üretmeye çalışan bir performansın sahibi olmayı dilersiniz. Açıktır, kurala uymak, kural ne kadar aleyhinize çalışırsa çalışsın, beyefendilik gereğidir. Futbol beyefendilerin oyunudur.
Kaostan medet ummak
Ve bu nedenle futbol kaostan medet umanların sevebileceği bir oyun değildir. Kaos, alçakların ve üçkâğıtçıların zeminidir. Kaos emek düşmanıdır, eşitlik düşmanıdır. Emeğiyle geçinen sınıfların tarihiyle, futbolun gelişim tarihi arasındaki paralellik bu açıdan daha bir anlam kazanır. Bu sebepten, Sombart'ın sorusu, Amerika için de sorulmuş ve Birleşik Devletler'de, futbolun 19. yüzyılın sonundan itibaren federasyonu olmasına rağmen, tıpkı sosyalizm gibi neden gelişmediği araştırılmıştır. Tekrar etmek gerekirse, futbolu değerli kılan, her insan tekinin futbol oynayabileceği bir donanımla var olmasıdır. Diğer oyunların, sporların hepsinde, o sporu daha iyi yapmanıza elverişli biyolojik ve fizyolojik bir yetersizlik ya da fazlalık sahibi olmanız gerekebilir. Oysa benim gibi bodur bir insanın zorlanırsa sağ bek de oynayabileceği, uzundan stoper, kazmadan önlibero, her türlü sakardan santrafor çıkarabileceğiniz bir oyun futbol.
Bunu mümkün kılan şey, oyunun kuralları olmasıdır. O kurallara saygı göstermek zorundasınızdır. Darbeseverlerle, futbolda sık sık kurallara uymayıp mızıkçılık edenlerin aynı kaptan besleniyor olması bir rastlantı mıdır? Değildir.