Futbol: 'Milli zihniyet'in aynası

Kayserispor'un üç sezondur başaltında rekabet ettiği Trabzonspor'u alt etmesini sağlayan galibiyet golü, ıslıklar ve Tolunay Kafkas'ın istifasını isteyen tezahüratlarla karşılanıyor.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Kayserispor'un üç sezondur başaltında rekabet ettiği Trabzonspor'u alt etmesini sağlayan galibiyet golü, ıslıklar ve Tolunay Kafkas'ın istifasını isteyen tezahüratlarla karşılanıyor. Yasaklı Bursa seyircisi, boş stadın dışında, ilk maçına çıkan Samet Aybaba'yı istifaya davet ediyor. Sezon arifesinden beri şöhretlisinden acemisine takribî bir düzine meslek adamıyla 'görüşüp' duran Gençlerbirliği, 10. haftada ikinci teknik direktör değişikliğine hazırlanıyor.
Günah keçisi sendromu. Yapısal ve nesnel sorunlara bakmamak, hele meseledeki kendi sorumluluğunu asla görmek istememek, derhal bir 'dış faktör' ve bir 'sorumlu' tespit edip kabahati onun sırtına yıkmak. Nöbetçi dış faktör: Hakem. Nöbetçi sorumlu: Hoca. Mümkünse, 'duygulara' oynayarak, hamâset eşliğinde yapmak bunu: Ankaragücü'nün, 'açığını kolladığı' Briegel'i, yönetim yükümlülüklerini yerine getirmiyor diye yakınan oyunculara tepki gösterdiğinde, 'Futbolculara hakaret etti' gerekçesiyle göndermesi gibi.
Kupaya farklı, lige farklı
Evet, futbol fena halde hayata benzer. Tribünlerin militarizmde yarıştığı şu linççi ortamla, teknik direktör doldur-boşaltının ardındaki zihniyetin şuur dibindeki ortaklığını düşünmeden edemiyor insan. Tıpkı Manisa'nın hocası Giray Bulak'ın "Pozitif oyun işe yaramıyor. Önümüzdeki kupa maçında da keyif veren futbol sergileyeceğiz ama ligde farklı oynayacağız" sözleri ile, "Artık insan hakları ve hukuku falan bir kenara bırakalım" diye tepinen 'kanaat önderlerinin' zihniyet ortaklığı gibi... 'Pozitif' ve 'güzel' futbol ile etkinlik-etkililik ve 'çözüm' arasındaki bu karşıtlık, nasıl sorgusuz sualsiz benimseniyor, değil mi?
Oysa Abdullah Avcı'nın İstanbul Belediyesi takımı, aksini kanıtlamıyor mu? En sapa topu kesin talimat almış insafsız bir zabıta gibi kovalayan, homur homur manevra yapan körüklü otobüs gibi alan daraltan, sert, koşturgan, basit, gösterişsiz, netice alıcı bir oyun. Hem de pekâlâ güzel: 5-6 kişinin iştirak ettiği tek pas zincirleriyle, kalabalığın içinden cüretkâr sıyrılışlarla, dikine hızlı çıkışlarla...
Beşiktaş-Belediye, sezonun şimdiye kadarki belki en doyurucu maçını oynadılar. Varsın gol eksik kalsın. Belediye ilk beraberliğini ve
Olimpiyat Stadı dışındaki ilk puanını aldı. Toplumsal haletiruhiyeye son bir ayna: Bazı Beşiktaşlı futbolcuların uzatılan eli tutmayan, rakiplerinin suratına bakmayan halleri, ortalıktaki medeniyet kaybıyla pek 'uyumlu' değil mi? Halbuki Roberto Carlos, arkadaşlarına her topun hesabını veriyor, rakiplerinin her biriyle de eyvallahı var.
İstanbul'da büyükler-küçükler derbileştiler. Kasımpaşa-Fener buluşması Beşiktaş-Belediye'ninki gibi zevkli değildi. Fener, Saracoğlu dışında ilk kez kazandı. Attıkları 15 golün 12'si ilk yarıda. Çabuk bıktıkları buradan da belli. Sivasspor'un liderliği altı gün sürdü. Konya'da 89'da yenilmekle kalmayıp, nazara gelmişçesine dört sakatlığa uğradı. Galatasaray, enayice bir penaltıyla kaptırdığı 2 puanı 90'da enayice bir penaltıyla geri
alıp yine tepeye kuruldu.
Yeni hoca, takımı alıcı gözle süzme aşamasında bile, 'motivasyon' sağlıyor. Kimi yönetimler, sırf o üç- beş haftalık 'yeni hava' uğruna değiştirmiyorlar mı zaten hocayı? Ersun Yanal tribünden bakarken bile Trabzonspor'a hücum azgınlığı vermişti. Ergenliğinden beri Ankaragücü'nde duran Hakan Kutlu'nun teknik direktörlüğü, takımda ve tribünde heyecan yarattı, galibiyet getirdi. Ankaraspor Hikmet Karaman'la, iki sezondur dört maçta tek puan alabildiği Gençler'i yenerek sezonun ilk üç puanını kazandı.
'Pilot takım'ın yükselişi
Gençler, kabızlık bir yana, Beşiktaş maçındaki gibi, Isaac'ın kaleciyle burun buruna atamadığı sayıların da narına yanıyor. Beş sezon önce yerleştirildiği 3. ligden sınıflarını geçe geçe Süperlig'e kadar gelen 'pilot takım' OFTAŞ ise dört haftadır 10 puan toplayarak sekizinciliğe yükseldi! İlk onbirinde iki veya üç yabancı oynatan, tamamen 2. lig bazlı kadro, zorunlu olmadıkça topa talip olmadan, bıktırıcı biçimde kapanıp bitirici hızlı ataklar yapıyor. Üç haftadır tek puan alabilen Bursa'yla üç haftadır yenilen Antep, berabere. Antep üçüncü frikik golünü yedi, Bursa penaltıdan 4. (kategorilerinde birinciler).
Haftanın sahneleri: Ümit Karan'ın kaleciden kapıp dar açıdan kaleye yöneldiği topu uzak direk dibinden dışarı atışı... Disk atmada Süleymanou'ya rakip çıkan OFTAŞ kalecisi Recep'in el degajıyla asisti... OFTAŞ'lı Tozo'nun nefis kontratakta kaleciyle karşı karşıya kaldığı anda durup dururken boylu boyunca yere düşüşü...
Skor levhalarında sadece sportoto rakamları var (0-1-2), 17 golle şimdiye kadarki en golsüz hafta.