Galatasaray daha Avrupalı

Kral geri dönerken, attığı gol ve etkili futbolunun yanısıra estetik hareketleriyle de tribünleri aşka getirdi dün akşam Olimpiyat Stadı'nda... Olimpik ruha sahip olabilmek için sadece Olimpiyat Stadı'nda maç seyretmek yetmiyor.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Kral geri dönerken, attığı gol ve etkili futbolunun yanısıra estetik hareketleriyle de tribünleri aşka getirdi dün akşam Olimpiyat Stadı'nda... Olimpik ruha sahip olabilmek için sadece Olimpiyat Stadı'nda maç seyretmek yetmiyor. Başlama vuruşundan önce yapılan saygı duruşunda konuk ekibe yağdırılan küfürler, işte bu 'anti-olimpik' davranış biçiminin alabildiğince sürdüğünün en utanç verici göstergesiydi.
Maçın ilk çeyreğinde Ersun Yanal'ın talebeleri göreceli üstünlük kurdu. Sonucunda ilk tehlike 13'te ev sahibinin kalesinde yaşanırken, korner sonrasında gelen bombeli kafa vuruşunda Mondragon topu çataldan tokatladı. Ardından Cim Bom oyunu önce dengeye getirdi, sonra Hakan-Arif verkaçlarıyla sayıya gidecek kombinasyonlar yaratmaya başladı.
Büyük kaptan Galatasaray formasıyla çıktığı 400'üncü maçtan önce sahada 400 metrelik bir rekor turu attı. Attıktan sonra da hızlı savunmasını maç boyunca ortaya koyarak Ankaralıların gol silahları Youla ile Mustafa'ya fazla şans tanımadı Frank De Boer ile gerçekleştirdiği savunma kombinasyonunda. Fatih hocanın Ersun hocadan geçen sezondan kalan bir hesabı vardı. Ankara'da yenilgi yetmezmiş gibi Ali Sami Yen'de de berabere kalarak beş puan birden kaybetmişti Gençler'e. Dün akşamki karşılaşma mazide kalan bu rövanşı almanın ötesinde haftayı galibiyetle kapayan rakiplerle araya açmama mücadelesiydi.
Gözler Süreyya'nın koşusundaydı
Maçın 20. dakikasında Süreyya Ayhan koşmaya başladı. 4 dakika boyunca bir gözümüz sahada diğeri de ekrandaydı. Süreyya'nın gümüş madalyasından iki dakika sonra Cim Bom, son maçların parlayan genç yıldızı Sabri'yle öne geçti: 1-0. Gençlerbirliği eşitliği bulma formülleri aramaya başladığı sıralarda, Hakan Şükür verkaç sonrasında Arif'in perdelemesiyle buluştuğu topu, takımın ikinci sayısı olarak rakip filelere yolladı. Yollayınca da 28'de fark ikiye çıktı: 2-0. Boğazın Boğası'nın etkili futbolu devam ederken, 37'de onu durdurmak isteyen Baki'nin ayağından çıkan top kendi kalesinde gol olmaktan kılpayı döndü. İlk yarının son dakikasında yaşanan ilginç görüntüler vardı. Galatasaray kulübesine gelen topa, eski günlerinden kalma alışkanlıkla vole atmayan kalkışan Terim'in papuçu kendini yeşil sahada buldu. Hakem İsmet Arzuman bu kural dışı vuruşu için Terim'i uyarırken, İmparator da ayakkabısını gösterip, suçu mokasenlerine üstüne attı.
İkinci yarıda aslında Galatasaray'ın oyun anlayaşında değişen fazla birşey yoktu. Ne var ki, başarılı geçen sezonun ardından bu mevsime kötü başlayan Ankaralılar devre arasında yenilgiyle motive olmuş gibilerdi. 47'de Youla altı pası da geçip, Mondragon'un burnunun dibine kadar sokuldu. Gevşek Galatasaray savunması son anda tehlikeyi uzaklaştırdı. 51'de kornerde Mondi kaleci alanında kendisine yapılan hafif müdahelede topu elinden kaçırınca, Deniz dokundu: 2-1. Faul de sayılabilecek bu kaleciye temasta sadece kendi alanında bulunduğu için dokunulmazlığını böylesine hovardaca kullanması Kolombiyalı eldivene yakışmadı doğrusu.
Prates'in gollük pasları
55'te Aslan'ın kenar toplardan niçin daha fazla skor üretemediğini görüntülerini izledik. Prates üst üste sağlı-sollu iki pozisyonda kanatlardan arka direğe gollük paslar çıkardı. Ne var ki, ev sahibinin forvetleri bu öndirek-arkadirek paylaşmasını bir türlü yapmadıkları ya da yapamadıkları için boş denilebilecek rakip kalede sayı üretme şansını teptiler.
Saat dolduğunda Ergün'ün tek oynamaktan hoşlanmamasının toleransına Fatih Terim 60 dakika dayanabildi. Abdullah, Ergün'ün yerine sola geçerken bu değişiklik Arif'in kulübeye çekilmesine yol açtı. Sol tarafını taze kanla güçlendiren Galatasaray bu kez sağ tarafta gedikler vermeye başladı. Başta Tamas olmak üzere savunmanın sorumsuzluğu yüzünden peşpeşe yaratılan pozisyonlarda Mondragon gole izin vermedi. İlerleyen dakikalarda Galatasaray kontrataklarda Sabri'yle farkı artırmaya çalıştı. Bu girişime Hakan Şükür'ün kaleci Gökhan'la karşı karşıya kaldığı fırsat da eklendi. Sonuçta Cim Bom Olimpiyat Stadı'ndaki üçüncü maçını da fire vermeden kapattı ama seyircilerinin de sık sık yüreği ağzına geldi.