Galatasaray'a rahat haram

Galatasaray dün Akçaabat Sebatspor karşısında farklı alabileceği bir maçı, son dakikalarda strese sokarak bin bir güçlükle kazanabildi.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Galatasaray dün Akçaabat Sebatspor karşısında farklı alabileceği bir maçı, son dakikalarda strese sokarak bin bir güçlükle kazanabildi. Sarı-Kırmızlılar hem maddi hem de manevi açıdan büyük ihtiyaç duydukları üç puanın yanı sıra sezon başından bu yana eleştirilen Frank De Boer'i de kazanmış oldu. Akçaabatlılar ilk yarıda özellikle Sedat ve Hamza'nın savunmada Hakan Şükür'ün ensesinde biterek yaptıkları yakın markaj sonucu, Cim Bom'a gol yollarında fazla şans tanımadı. Ne var ki, ligin dibindeki bu acemi ilçe takımı yediği golden sonra ikinci yarıda oyundan düşürek, zirveye kovalayan ev sahibi karşısında etkisiz kaldı.
Olimpiyat Stadı'nın dillere destan rüzgârından dün akşam eser yoktu. Maçı, bisiklet fanilasıyla rahat rahat seyrettik. Hava, şeker gibiydi ama seyircinin aynı lezzette olduğunu söylemek zor. Başlama düdüğünden yarım saat önce açıktakiler tezahüratı daha da güçlendirmek için kapalıya alındı. Seyirci sayısının hesaplanmasının yolunu yordamını bilmiyorum. Ancak sezonluk bilet alanların çoğunun dün olimpik olmadığı aşikardı. Katılımda aşağı düşen çizgelgesinde salt stadın uzaklığı ve hava koşulları rol oynamıyor bence. Rakibi önemsememeyi de bir kenara bırakırsak, Galatasaray taraftarları takımın bu mevsim sahneye koyduğu oyundan
yeterince tat almadı, alması da zorlaşıyor.
36'da gelen açılış golüne kadar konuk ekibi Mondragon'un kalesi civarında göremedik. Ekrem Al 4-5-1 gibi deplasmanda normal sayılacak bir dizilişle takımını sahaya sürdü. Tek forvet oynayan Metin Karaca ikinci yarıda yerini Sumiala'ya bıraktı. Sebat'ın sarışın bombası takımının ilk golünü atarken, etkili bir forvet olduğunu gösterdi.
İlk golden iki dakika önce 32'de, sayı girişimi adına çok bereketli bir dakika yaşandı. Hakan Şükür ardından Cihan sonra da Arif, Akçaabat bloğunu geçmeyi başaramadı. Derken eski günleri anımsatan Frank De Boer sahneye çıktı. Hollanda Milli Takımı'nın kaptanı Ajax ve Barcelona'daki oyununu kramponlarına aktarırken, nefis bir sol kesmeyle, frikikten takımını öne geçidirdi: 1-0. İlk yarının bitimine 5 dakika kala Cim Bom, yine iki gol kazanabileceği bir seriyi ıskaladı. Önce Arif'in arka direğe çıkardığı pasında ilk kez demarke kalan Hakan Şükür, çerçeveyi bulmada geç kaldı ama topu kaybetmedi. Onun çıkardığı pasta Cihan kaleciyi geçti ama direği geçemedi. Son düdüğün çalınmasına ramak kala kaleci Mondragon da ilk rakip atakla karşı karşıya kaldı.
İkinci yarı gevşeyince
49'da Galatasaray'ı iki farka taşıyan gol, Hakan Şükür'ün başlattığı akında topu soldan sıfıra taşıyarak içeri dolduran Cihan'ın katkısı büyüktü.
Arif'e zaten çizgiyi geçmekte olan meşin yuvarlağa dokunmak kaldı. 53'te Hasan'ın yerine giren Bratu idmanda atamayacağı kadar kolay bir golle farkı üçe çıkardı. Fatih Terim resmen üç forvetle oynamanın ilk semeresini alırken, daha sonra gelen gollerde, forveti fazlalaştırmanın tabelayı değiştirmekle paralel olmadığı ortaya çıkıyordu. Ev sahibi ekibin orta alanı, farkın da getirdiği gevşeklikle hata üstüne hata yapınca kulübeden giren Sumiala, ardından da bir başka yedek Orhan, Sebat'ın gol sayısını ikiye çıkardı.
Sonuçta Galatasaray farklı götürdüğü bir maçta, lig sonuncusu önünde galibiyeti zora soktu. Bitime iki dakika kala Arif'in boş kaleye, 'al da at' dercesine yuvarladığı topu Sabri gole çevirdi ama bu gol Terim'i sevindirmeye yetmedi. Çünkü son düdükten önce Orhan kendisinin ikinci, takımının da üçüncü golünü atmayı başardı.