Galatasaray'dan dev adım

Galatasaray'dan dev adım
Galatasaray'dan dev adım
Galatasaray, Devler Ligi'nde yıldızlarını evde bırakan Manchester United'ı affetmedi ve Burak'ın golüyle 1-0 yendi. Aslan'ın son maçı hiç bir şansı kalmayan Braga deplasmanında.

BAĞIŞ ERTEN

Yok yedekmiş, yok ciddiye almıyorlarmış, yok oymuş, yok buymuş. İki şeyi akılda hep tutmak lazım. Söz konusu olan Manchester United’sa o takımın sadece bir tane yedeği vardır: Ryan Giggs. O da rolü gereği. İkincisi, Şampiyonlar Ligi dediğiniz şey Cluj, Braga falan değildir. Manchester United’la oynadığınızda, o çapta takımları evinizde ağırladığınızda çıkar o müziğin, o oyunun tadı, tuzu. Dün bu yüzden doldu o tribünler. Bu yüzden TT Arena gelin gibi süslendi. Bu yüzden zıpkın gibi oynadı genç Kırmızı Şeytanlar. Bu yüzden herkes dili dışarıdaydı. Düşler Sahnesi’ne asıl şimdi hoşgeldiniz.

Düş demişken, hakikaten kolay iş değil bir Alex Ferguson takımıyla başa çıkmak. Welbeck’in fiziği (daha güçlü), Cleverley’nin atikliği (daha hızlı), Carrick’in oyun görüşü (daha yükseğe) derken lise sonlarla oynayan ortaokul takımı gibi başladı maç. Citius’u da onlar beceriyordu, altius’u da fortius’u da... İlk on dakikada iki uzaktan şutla oyalandık. Ama şunu herkes görüyordu. Manchester ekibi gaza bastığında hepimiz arkamıza yaslanıyorduk endişeyle. 18. dakikada Hamit’le başlayan atak bir pozisyon yaratmasa da stratejik anlamda önemli bir dayanak oldu. Rakibin, tribünlerin o en ateşli halini bile dindirecek fiziki meydan okumasına karşı direniş için en azından bir kıvılcım lazımdı. Nitekim ardından birkaç yumruk salladı Galatasaray . Aynısı 34’te bir kez daha oldu. Gene Godzilla gibi yüklenen Welbeck’li ataklardan bir nefes aldık, Semih iki United’lının arasından çıktı ve kontrayı başlattı.

Devamında Hamit’in vuruşu biraz köşeye gitse gol gelecekti. Koca devrenin muhasebesinde iki önemli an buydu Sarı-Kırmızılar için. Yine de gol yemeden devreyi kapatmak, ikinci yarı için ‘Fatih Terim’in şapkasından bir şeyler çıkar’ umudunu canlı tutuyordu. Nitekim İkinci yarıya öyle bir başladı ki, sınıflar da değişti, roller de. Müthiş bir Galatasaray vardı sahada. Önce Riera vurdu, olmadı. Sonra Melo kafayı uzattı. Gene olmadı. Ama 54’teki kornerde Burak sinsici yükseldi ve ağları buldu: 1-0. Golün zamanlaması, onu getiren baskı tam zamanında kurgulanmıştı ve böylece darbe en iyi anda inmiş oldu.

‘Şimdi onlar düşünsün’ moduna girildi topluca. Ama çabuk düşündüler ve hızla reaksiyon verdiler. 60 dönerken akın akın geliyordu Kırmızı Şeytanlar. O yüzden Fatih Hoca hızla orta sahayı kalabalıklaştırdı ve Engin-Elmander değişikliği yaptı. Bu sayede oyun biraz olsun soğudu ve kontrol kalemi çalışmaya başladı. Son 15’e girerken Sarı Kırmızılı tribünler için skorbord sürrealist bir Picasso tablosu gibiydi. Hamit’in çatalda patlayan şutu girse aşırı dozdan giderdi tribünler. Olmadı. Ama takatten düşmüştü rakip ve her şey iyi gidiyordu.

Kazandı Galatasaray ve tarihe bir kayıt daha düştü. Yedek takım falan hikaye. Avrupa ’da son 17 maçta tek yenilgi almış, son 20 maçın hepsinde gol bulmuş bir takımı gol yemeden devirmek, hele de o ilk yarıdan sonra, ayakta alkışlanmalı. Sarı-Kırmızılıların tarih yazdığı zamanlarda bile yapamadığı bir işti bu. Üstelik bir üst tur da kapıya geldi. Bundan daha iyisi olamazdı.