Gitti bütün aşklar yüreğinde

Gitti bütün aşklar yüreğinde
Gitti bütün aşklar yüreğinde

Alex De Souza nın Fenerbahçe den ayrıldığını duyurduğu tweet gündemi sarstı. Bu ifadeler 2.5 saatte 38.137 kez retweet edildi.

Ve Fenerbahçe 8 yıldır formasını giyen, heykelini diktiği 'efsane'sini kapının önüne koydu. Kötü gidişin faturası Alex De Souza'ya kesilirken Brezilyalının Türkiye macerası dün itibariyle sona erdi.

İSTANBUL - Spor Toto Süper Lig’de son olarak Kasımpaşa’ya 2-0 yenilen ve son üç resmi maçında galibiyete hasret kalan Fenerbahçe’de fatura Alex De Souza’ya kesildi. Dün sabah Teknik direktör Aykut Kocaman yönetiminde Can Bartu Tesisleri’nde gerçekleştirilen toplantıda ‘Kaptan’a kadro dışı bırakıldığı yönündeki karar tebliğ edildi. Kocaman oyuncularına şu ifadeleri kullandı: “Alex bundan sonra kesinlikle aramızda olmayacak. Kendisine de söyledik ve bugüne kadar olan katkıları için teşekkür edeceğiz. Bunu sizin de bilmenizde fayda var.” Kararlardan bir diğer Brezilyalı Cristian ile Slovak oyuncu Miroslav Stoch da nasibini aldı. İki isme de para cezası verildi.
Bu kararın ardından Alex eşyalarını topladı, arkadaşlarıyla vedalaşarak, tercüman Samet Güzel ile birlikte tesislerden ayrıldı. Brezilyalı futbolcu daha sonra Başkan Aziz Yıldırım’la görüştü. Bu görüşmenin ardından ise ayrılık kararını saat 17.56’da çoğu zaman yaptığı gibi ‘twitter’ üzerinden ulusa seslenerek yaptı: “Kontratımı sonlandırdım. Hayatımın en üzücü imzası oldu. Fenerbahçe bir oyuncu kaybetti ama bir taraftar kazandı. Her şey için teşekkürler.”
Brezilyalı efsanenin bu açıklamasını takip eden dakikalarda saat 18.08’de Fenerbahçe, ayrılığı resmileştirerek Borsa’ya bildirdi: “Futbolcumuz Alexsandro De Souza ile bugün yapılan görüşmede, kendisinin takımımıza bugüne kadar olan katkılarından dolayı teşekkür edilerek, sözleşmemiz karşılıklı mutabakat ile bugün (dün) itibariyle feshedilmiştir.”
Dün akşam alınan kararla 8 yıllık Fenerbahçe-Alex beraberliği de sona ermiş oldu. Sambacı 2004 yılında geldiği Sarı-Lacivertli kulüpten 2012’yi bitirmeden ayrılırken heykeliyle beraber Fenerbahçe formasıyla 344 müsabakada kaydettiği 172 golü bırakarak gitti.
Sarı-Lacivertli kulüp internet sitesine koyduğu açıklamayla da oyuncuya ‘şükran’larını sundu: “2004-2005 sezonundan beri Çubuklu’yu başarıyla taşıyan kaptan Alex de Souza’nın kontratı, kendisinin talebi üzerine karşılıklı fesh edilmiştir. Müzemizdeki formasıyla, Yoğurtçu Parkı’ndaki heykeliyle armamızın bir parçası olan Alex’e ve bizimle bir bütün haline gelen de Souza Ailesi’ne teşekkür ederiz.”

Kiğılı ameliyat oldu
Cumartesi geçirdiği kazada ayağında kırık olduğunu ancak dün fark eden Fenerbahçe Başkanvekili Abdullah Kiğılı, ameliyat oldu. Açıklamada, Kiğılı’nın sol dizinden başarılı bir operasyon geçirdiği kaydedildi.

Kritik maça İspanyol hakem
Bu arada Fenerbahçe için artık ‘hayati’ önemi haiz olan deplasmanda oynanacak Borussia Mönchengladbach mücadelesinin hakemi de belli oldu. Avrupa Ligi grup maçını İspanyol Fernando Teixeira Vitienes yönetecek. Borussia Park Stadı’nda perşembe akşamı oynanacak mücadele saat 22.05’te başlayacak.

Taraftar helallik istedi
Alex De Souza’nın Fenerbahçe’den ayrılması nedeniyle en büyük üzüntüyü Fenerbahçe’nin taraftar grupları yaşadı. ‘Genç Fenerbahçeliler’ internet sitelerinden “Sanki bir şakanın içindeyiz. Ne desek bilemedik. Ayrılık bu şekilde olmamalıydı. Felipe’ye iyi bak Kaptan” açıklaması yaparken ‘Antu.com’, “O bir efsane. Bu taraftar seni ve sana yapılanları asla unutmayacak. Yolun açık olsun. Hakkını helal et kral Alex de Souza” ifadelerini kullandı. ‘12numara’ da internet sitesi üzerinden “Hakkını helal et büyük kaptan” sözleriyle Brezilyalı oyuncuya veda etti.
Kararın ardından bir kısım taraftar Alex De Souza’nın yeni dikilen heykelinin etrafında toplanırken bir grup Fenerbahçeli de Brezilyalının evinin önüne gidip ona destek oldu.

HABER ANALİZ / UĞUR VARDAN

Böyle ayrılık olmaz...

Şike süreci boyunca sık sık, “Bizi bitirmek, Fenerbahçe’yi ele geçirmek istiyorlar. Kimin bitireceğini de açıklayacağım” diyen ama bir türlü örtülü biçimde hedef gösterdiği ‘Cemaat’in ismini net bir şekilde telaffuz edemeyen Aziz Yıldırım, takımın bu sezonki başarısızlığındaki düşmanı ise dün ‘Resmen’ ilan etti: Alex De Souza... Evet, bu işler böyledir, birine fatura kesilmeli ama adres doğru mu ve vicdanlar, bu kararla rahat mı, işte burası tartışmalı...
Malum, tribünler sorunun kökenini başka bir isimde telaffuz ediyor ve bu rahatsızlıkları, “Kocaman istifa” şeklindeki tezahüratlarıyla dillendiriyorlar. Bana sorarsanız mesele Sarı-Lacivertli takımın genlerinde yatıyor: Başarı putperestliği. Bakmayın, “Yenilelim ama adam gibi oynayarak yenilelim. Aykut hoca, takımı çok kötü oynatıyor” diyerek eleştiriye soyunanlara. Takım gerçekten oynayarak yenildiğinde de başka kulp bulunacak, yine Kocaman’ın kellesi istenecek. Bu topraklar biliyoruz ki ‘Başarı bağımlısı’ onca insanla dolu. Fenerbahçe sadece bu tür insanlara öncülük eden bir geleneğin ifadesi.

Bir ‘tweet’le başladı

Eskiden 14 yıl şampiyonluk göremediği halde takımlarını seven Galatasaraylı ve Beşiktaşlılar vardı ve sahnede sürekli Fenerbahçe’nin, sonra da Trabzonspor’un olmasına sesini çıkaramazdılar. Ardından “Bir gün ‘gerçekten de’ herkes Fenerbahçeli oldu.” Bütün takımların taraftarları ve yöneticileri başarısızlığa tahammülsüz kişilikleri dönüştü. Löw’ler ve Zico’ların yanında Del Bosque’ler, Rijkaard’lar yendi gitti bu yeni futbol ikliminde.
Geçen sezonu ‘Dayanışma ruhu’ içinde geçiren Fenerbahçe’nin ise birden hafızası yerine geldi! Ligde zirveden dört puan uzaklığında olan, Avrupa’da ise yer aldığı grubun favorisiyle son saniyede berabere kalan takım birden bire sanki ‘Düşme potasındaymış gibi bir ruh durumu içinde hareket edip klasik “Ben ancak kaosla yaşarım” psikolojisine girdi. Önce iki buçuk sezonluk teknik adamlık kariyerini bir şampiyonluk ve bir ikincilikle süsleyen, Türkiye Kupası’nı 29 yıl sonra kulübe kazandıran Aykut Kocaman, giyotinin altına itildi.
Gelelim Alex meselesine. Gerçekten de kötü gidişatta baş suçlu Brezilyalı mı? Evet, her şey pek de masum olmayan bir ‘tweet’le başladı, ‘İlk kan’ı ‘Comandante’ akıttı ama neşter o zaman vurulacak ve kanama, daha o günlerde durdurulacaktı. Sonrasında Alex çıkıp topunu oynamaktan başka ne yaptı ki? Üstelik skorboardlar bile onu haklı çıkarttı; Marsilya maçında oyundan alındığında durum 2-0 Fenerbahçe lehineydi, Kasımpaşa mücadelesinde çıktığında ise skor 0-0’dı.

Heykeli kaldı yadigâr

Peki ya bundan sonrası? Yıldırım-Kocaman ikilisinin Fenerbahçesi içeride dışarıda her maçını kazanmak zorunda (Başta Mönchengladbach mücadelesi olmak üzere)... Her yenilgide, her kaybedilen puanda tribünler Alex’i anacak, alınan başarısız sonuçlar da Kocaman’ı daha da kötü bir noktaya itecek. Bu durumda Yıldırım da, verdiği üç yıl Kocaman’la çalışma sözünü yeniden gözden geçirecek, kaos giderek çok çok derinleşecek vs. İş Yıldırım’ın da Fenerbahçe serüveninin bitmesine kadar uzanabilir. Tabii bütün bunlar kötü senaryonun sonuçları. Takım galip geldikçe de bu kararın haklı olduğunun altı çizilecek.
Ama şurası bir gerçek ki ne Fenerbahçe seyircisi, ne de bu coğrafyanın gerçek futbol erbabı Alex’i unutmayacak. Kötü olan bir şey daha var; bu durumda paranoyanın da ötesinde ‘deli saçması’ gibi duran “Kocaman kendisini geçeceğim için beni kıskanıyordu” iddiası kimilerine göre gerçeklik kazanmış olacak... Ve bir başka kötü şey; 1 Ekim 2012 Fenerbahçe tarihine ‘Kara pazartesi’ olarak geçecek. Çünkü, ‘Böyle ayrılık olmaz’. Hele hele Alex gibi bir değer, böyle kapı önüne konulmaz...

HABER YORUM / BAĞIŞ ERTEN

Santillana dedik Sakaryalı oldu

1.5 sezon önce “Alex’ten Giggs olur mu” diye sormuştum, bu sezon da “Alex’ten bir Santillana yaratılabilir mi” diye... Oysa bu memlekette aslolan olumsuzluktur, geriye gidiştir, kaostur. Rüştü de kös kös gider, Arda da Alex de. Stadyumun önüne heykelini dikersiniz, ama ona bile uzun ömür biçemezsiniz. Ne Giggs, ne de Santillana oldu Alex. Sakaryalılar’dan biri oldu. İlham perisi artık mikser muamelesi görüyor. Aslında bu toplumsal kültürümüzün bir parçası. Biz en otoritere oy veririz, Padişah dizileri severiz, diktatörlere kol kanat gereriz! İsyana karşı da tek çaremiz vardır: Kafa kopartmak. Oysa insan neler hayal ediyordu? Any Given Sunday filminde Al Pacino’yu hatırlayın. Kaprisli, egolu oyuncusuyla diyalog kurmak için evinde ağırladığı o sahneyi. Restleşmeleri... Ama sonra da kader ortaklığını... Olmuyor bu topraklarda. Fenerbahçe’de ise hiç olmuyor. O kulüpte zaten bir başrol oyuncusu var. En iyi yardımcı oyuncu da belli. Daha fazla rol kesme işini kimse kaldıramıyor. Zaten futbolcu dediğin nedir ki? Gelir geçer, aslolan başkanlardan ve yöneticilerden oluşan camiadır... Değil mi?