Gol sesi çıkmadı

Gol sesi çıkmadı
Gol sesi çıkmadı
İlk devrenin son haftasında Karadeniz'de oynanan maçta Trabzonspor'la lider Galatasaray 0-0 berabere kalırken iki taraf da tatsız tuzsuz bir oyun ortaya koydu.
Haber: KENAN BAŞARAN - kenan.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

‘Futbol şehri Trabzon’da düşük yoğunluk bir derbi havası vardı. “Niye böyle” diye sorduğum taraftarlar, takımın bu sezon heves kırdığını söylüyor. Elbette bir diğer neden de ‘3 Temmuz’un yarattığı yılgınlık ve hayalkırıklığı. Yine de ‘eylem koymak’tan geri durmuyor taraftar.

Saat 15.00’te şehir meydanında ‘Temiz Futbol Eylemi’ gerçekleştirildi. Ne var ki eylemi organize edenler sitemkâr; katılımın düşük olmasından ötürü. 20-30 kişi ancak toplanabilmiş pankartın ardında. Fenerbahçelilerin birlikteliğine gıpta ediyorlar ki eylemi izlemekle yetinen bir kaç kişiye “?” diye sorunca “Biz bunlarla eylem yapmayız” cevabını alıyorum. Yani herkes kendi telinden çalıyor. Kimle konuştuysam ‘kupa’yı alma umudunun kalmadığını söylüyor. Ve onlar da Fenerbahçeliler gibi medyadan şikâyetçi!

“Maç ne olur” soruma ise Trabzonlular şu cevapta birleşti: “Yenersek Aykut Kocaman dönmez, yenilirsek döner.”

Özel bir protesto var

Çisil çisil yağmurun altında şehir meydanından stada yürüyerek gidiyorum; ‘futbol folkloru’ namına kayda değer pek bir şeye rastlayamadan. Avni Aker’de pankartlarla yapılan 3 Temmuz protestolarına de ‘özel protesto’ eşlik ediyor maç boyu. Merkezinde Burak Yılmaz var ama ara ara Selçuk İnan’a dokunduruluyor.

Müsabakaya gelince... Güneş, oyunu kendi yarıalanında kabul etmiş görünüyordu. 18’de nihayet maça ısındıran bir pozisyon gelişti. Ceza yayı üstünden Olcan nefis vurdu, Muslera aynı güzellikte 90’a giden topu kornere çeldi. 21’de Olcan’a faul beklentisi karşılanmayan üst katımızdaki tribünden bir taraftar, bütün çekirdeklerini başımıza döktü. Neyseki viski içmiyordu!...

23, Trabzonluların çok iyi bildiği ilk ‘Burak pozisyonu’nun dakikasıydı. Amrabat’ın kaçırdığı Burak, protestolar arasında vurdu ama top direği sıyırıp çıktı.

Tamam Güneş, kontralarla Aslan’ı avlamak istiyordu ancak ‘Henrique bir Burak değil’di! ki devrenin sonunda sinirle yedek kulübesine ikinci yarı onu sahaya sürmeyeceğinin işareti verdi. Sağda da Halil, topu ayağında gevelediği için bir iki önemli atağı kadükleştirdi. Topu ayağından eksik etmeyen Aslan ise net pozisyon üretmekte sıkıntılıydı.

Adrian zoru başardı

İkinci devre iki tarafın da oyun farmatı benzeşti: Kalabalık hücumlar. Ancak bu hücumlar yoğun top kayıplarıyla olgunlaşamıyordu bir türlü. Dün gece ancak mahir bir topçunun bir anlık meziyeti bir tarafı ‘atan galip’ kılabilirdi ama bu role iki takımdan da soyunan olmadı. Buna karşın 81’deki pozisyonda Adrian’ın mahir bir topçu olmasına gerek yoktu. ‘Vasat’ bir futbolcu da altıpastan o topu ağlara yolardı.

İki takım devreyi, gol pozisyonunun çok az, top kayıplarının ise ‘bol kepçe’ olduğu ve nihayetinde pek de keyifli olmayan bir oyunla kapattılar. ‘Noel’ öncesi sıkıntısı vardı futbolcularda sanki. Klişe tabirle maçın hakkı beraberlikti. Puan tablosuna bakıldığında bu beraberlik elbette Galatasaray ’a yaradı. Ha bir de bu sezonu yeniden yapılanma yılı olarak kurgulayan Beşiktaş ’a... Gerçi bunun yararlı olup olmayacağı konusunda şüphelerim var. Çünkü uzun vadede Beşiktaş’ın bu sezon şampiyonluğa oynamaktan ziyade geleceğe oynaması sanki daha iyi olur gibime geliyor...