Grubun yeni 'Egemen'i oldular!

Grubun yeni 'Egemen'i oldular!
Grubun yeni 'Egemen'i oldular!
AEL Limasol'ü Egemen'in golüyle 1-0 yenen Fenerbahçe, Marsilya'nın Mönchengladbach'a mağlup olmasıyla Avrupa Ligi C Grubu'nda üçüncü maçlar sonunda 7 puanla zirveye yükseldi.
Haber: KENAN BAŞARAN - kenan.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

Stada Türk bayrağı ile girilecek mi girilmeyecek mi?

Kürt sorunu dahil, kronikleşmiş tüm sorunlarımızı daha ne kadar ‘semboller’ üzerinden halletmeye çalışacağız bilmiyorum. Larnaka’dan Lefkoşa’ya geldiğimiz gece taksicinin uyarısıyla Beşparmak Dağları’nda yanan Türk bayrağını gördük!. Bu ışıklı bayrak kah Türk, kah KKTC bayrağına dönüşüyordu yanıp sönerek. Bu bayrak, maçtan bir gün önce Fenerbahçe antrenmanını izlemek için gittiğimiz GSP Stadı’nın basın tribününden daha çarpıcı şekilde görünüyordu. Tam da Fenerbahçeli taraftarların yer aldığı kale arkasındaydı bu görüntü. Hani içeri bayrak sokmasalardı da olurdu. Elbette adeta Şamil Tayyar ile militarizm yarışına giren Erman Hoca’yı bu da tatmin etmezdi! Ne gariptir ki maçın oynandığı gece Beşparmak’taki ışıklı bayrağın fişi çekilmişti! Bu işin sorumlusu acaba bayram tatiline mi çıkmıştı yoksa Türk bayrağı Rum tarafına sokulunca bu ışıklı bayrak söndürülüyor muydu? İşin sırrını çözemedim. Belki de Fenerbahçe’ye çok nazik davranan Rumlara bir jest yapıldı dün akşam ...

Oysa bu maçın çok daha güzel bir öyküsü vardı: AEL Limasol, renklerini Rum Lefter’in Fenerbahçe’sinden almıştı. Buna vesile olan ise Türk Sevim Ebeoğlu’ydu. Lefter Fenerbahçe için neyse Sevim de Limasol için odur. Milliyetçi söylemin en sökmeyeceği takımlardan biriydi Fenerbahçe’nin rakibi. Kelime oyunlarını severiz ya, bu rakibin adı Lima’SOL’du. Ama sadece harfen değil, fıtraten de ‘sol’du ki aralarına karışan milliyetçi Apoel’cilerin Yunanistan bayrağı açmalarına dahi müsade etmediler. Böyle birşey bizde mümkün mü, sonra Erman Hoca ne der(!)... Neyseki bunca ‘ayırıcı’ çaba, Fenerbahçe’nin kalbi solda atan rakibinin sağlam defansını geçemedi...

Tamamı Sarı-Lacivert tribünlerin önünde cereyan eden müsabakaya gelince. Gole ilk yaklaşan evsahibiydi ama 25’te Monteiro, vuruş yerine bir adım fazla atıp penaltıya yattı. 35’te Miguel’in ağları bulması muhtemel şutu ise defansa çarpıp kornere gitti. 39’da yine Miguel, maçta çerçeveyi bulan ilk şutu çıkardı, Volkan da ‘artistik’ bir şekilde kontrol etti. Bir Miguel bir Monterio... 41’de o da çerçeviyi gördü Volkan, bu defa zorlukla topu defetti. Hücumda çok top kaybeden Fenerbahçe’yi kaleyi bulamadan ilk yarıyı tamamladı.

51’de Miguel altı pas civarından abandı Volkan, bir kez daha müthişti. Kanarya ise, ilk ciddi pozisyonun 61’de Kuyt ile buldu. Hollandalının sol çaprazdan vuruşu direk dibinden dışarı gitti. 67’de de köşe vuruşundan gelen ve Egemen’in arka direğe indirdiği topa Sow, son anda ayak koyamadı. 72’de Egemen, gol işini kendisi halletti. Cristian’ın kornerden gönderdiği topa tipik bir defansçı kafa golüne dönüştürtü: 0-1.

80’de Sa, kendi vurmasa ve kendisinden daha müsait olan Monteiro’yu görse beraberlik gelebilirdi. Yok gelmezmiş çünkü 87’de Monteiro, karşı karşıyada da Volkan’ı geçemedi. Bu arada maçın adamı kesinlikle Volkan’dı.
Nihayetinde bu ‘ Futbol asla sadece futbol değildir’ maçını Fenerbahçe, pek futbol oynamadan kazanıp gruptan çıkma işini kolayladı. Vatana millete hayırlı olsun!...