Güzelliğe bir adım

Michel Platini'nin "Bir futbol takımı bir varoluş biçimini, bir kültürü temsil eder" sözünden hareketle, her toplumun oyun-birey ilişkisi çözümlenebilir.
Haber: İzlenim BARIŞ TUT / Arşivi

İSTANBUL - Michel Platini'nin "Bir futbol takımı bir varoluş biçimini, bir kültürü temsil eder" sözünden hareketle, her toplumun oyun-birey ilişkisi çözümlenebilir. Üzerinde yaşadığımız toprakların insanları, zehirli bir sevgiyle bağlıdır futbola... Kimi zaman kendine, çoğu zaman da karşısındakine dokunur sevgisi. Nefret, kin, şiddet kolayca benimsenir de, tatsızlıkları ortadan kaldırmaya yönelik adımlar bir türlü atılamaz. Kötülük, kanser hücreleri gibi yayılır. Çaresizce izlenir, olup bitenler yıllar boyu... Oyuna aşkla bağlı olanlar, uzaklaşır saflardan birer birer...
Uzunca bir süre sonra bir ezeli rekabette, dün akşam konuk takımın taraftarları yeterli olmasa da makul ölçüde yer alabildiler. Kavgasız-gürültüsüz biçimde Dolmabahçe'ye ulaşılıp, renk zenginliğinin gözler önüne serilmesi sağlandı. Birkaç ay önce belediye otobüslerine doldurularak, küçük ve sevimsiz kafeslere taşınan taraftar görüntülerine son verilmesi, neredeyse güllür açtıracak yüzümüzde.
Kadıköy'deki Beşiktaş iskelesinden başladı maç yolculuğum. Yaklaşık on polis, gişelerin önünde bilet kontrolü yaparak taraftar gruplarının karışmasını önlemeye çalışıyorlar. Fenerbahçeliler motorlarla, Beşiktaşlılar vapurla geçiyor karşıya. Vapurda baştan ayağa sarı-laciverte bürünmüş engelli bir vatandaşın yanına yaklaşıp konuşmaya başlıyorum. 37 yıldır maçlara gittiğini, geçirdiği bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu, şimdi oğlunun yardımıyla saha kenarındaki yerini aldığını anlatıyor. "Önce dostluk kazan-sın" diyor ve soluk almadan ekliyor:
"Onurumuz için oynayacağız."
Çift kaşkollu bir şaka
Beşiktaş'a vardığımızda ayrılıyoruz. Siyah-Beyazlı bir grubun arkasından stada doğru yürüyorum. Karşıdan genç bir çift geliyor. Kızın boynunda hem Fener hem Beşiktaş kaşkolları var. Delikanlı meraklı bakışlarımı yanıtlıyor: "Maçla bir ilgimiz yok. Bir partiye gidiyoruz, şaka bu yani..."
Eski açık girişinde Fenerbahçe tribünün ağır topları, Beşiktaş'ınkilerle kol kola. Birbirlerine başarılar diliyorlar. Fenerli grup, polis çemberinden geçip tribünün yolunu tutarken, aralarından biriyle konuşuyorum. Beşiktaş'a gelip rakip taraftarlarla yemek yediklerini ve stada birlikte geldiklerini söylüyor. Hiçbir sevimsizliğin yaşanmadğını ve çıkışta da yaşanmayacağını vurguluyor. Yanıma bir arkadaşı sokuluyor, emniyet, medya ve Galatasaraylılar'ın olumsuz tutumu sürdükçe, tribünlerin yarı yarıya paylaşımınnı söz konusu olamayacağını belirtiyor. Konuşmayı duyan 15'lik bir Beşiktaşlı, noktayı koyuyor: "Olay çıkmadı ama Beşiktaş kaybederse çıkışta ne olur, bilemem."
Stada giriyorum, tribünler tıklım tıklım... Taraftarlar takımlarını büyük coşkuyla destekliyor... Küçük sataşmalar dışında içeride asayiş berkemal... Belki inanmayacaksınız ama küfürlü şarkılar bile yok. Derbilerde tribünlerin bir daha yalnızca ev sahibi takımın taraftarına terk edilmeyeceğinin umuduyla, eski güzel günlere küçük de olsa bir adım yaklaşıyoruz.