Ha bakkal yönetmişsin ha futbol kulübü...

Ha bakkal yönetmişsin ha futbol kulübü...
Ha bakkal yönetmişsin ha futbol kulübü...

Fotoğraf: EMRE BAYLAN/DHA

TSYD Sporun Zirvesi'nde konuşan Fikret Orman, yöneticilerin kulüpleri borçlandırdığını belirterek selefi Demirören'e taş attı.
Haber: ONUR SALMAN - onur.salman@radikal.com.tr / Arşivi

ANTALYA - “Kulüpler aslında halktan para toplayan şirketler gibidir. Bilet paraları, lisanslı ürünler, naklen yayın gelirleri... Hepsi halkın cebinden çıkan paralardır. Bu sebeple bu paraların hiçbir kriter olmadan harcanması doğru değildir.” Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) 50. yıl kutlaması anlamına gelen ‘Sporun Zirvesi Eğitim Semineri’nin ilk günü Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın bu sözleriyle açıldı. Tabii ki yarım saati aşkın bir gecikme ve resmi ağızların ‘açılması’yla asıl demini bulduğunu saymazsak. Orman’ın yanısıra, MP Antalyaspor Başkanı Hasan Akıncıoğlu ve Orduspor Başkanı Nedim Türkmen’in katıldığı ‘Har vurup harman savurma dönemi sona eriyor mu?’ üstbaşlıklı UEFA Kriterleri ve kulüpleri bekleyen tehlikeler adı altındaki sohbete Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’in de gelmesi bekleniyordu. Lakin ‘bir karışıklık ve yanlış anlama’ nedeniyle gelmemişti. Sanıyorum Sayın Şener, konuyu ‘Şike ve Süper Lig’de 2010-11 sezonu kupa mücadelesi’ olduğunu sanıyordu. Sabah saatlerinde asıl konuyu öğrenince herhalde gelmekten vazgeçti. Halbuki tam da Bordo-Mavililerin konusuydu. Zira Türkiye’de UEFA’nın finansal kriterlerine en uygun takım Trabzonspor. Nedim Türkmen’in de altını çizdiği üzere şu an memleket sathında oyuncu ve personel ödemelerinde UEFA’nın koyduğu ‘Toplam gelirin yüzde 70’ini geçemez’ kuralına tek uyan takımın başkanıydı Sadri Şener. Fakat aramızda yoktu.
Şener’in yokluğunda kademeye giren TFF 1. Başkanvekili Ufuk Özerten açılış konuşmacılarından biriydi aynı zamanda. Özerten, “Sağlıklı bir bakkal ya da sağlıklı bir şirket yönetmekle futbolu yönetmek arasında fark yoktur. Kulübü yönetenlerin bu işin ehli olması gerekiyor” dedi.

‘Tek kaybeden kulüpler’
Finansal fair-play nedeniyle Avrupa kupalarından atılan Beşiktaş Başkanı Orman, “Onlara ‘Hem federasyonlar hem oyuncular hem de menajerler çok iyi paralar kazanıyor. Bu sistemde tek kaybeden kulüpler. Bu nasıl iş?’ dedim. Onlar da bana hak verdi. Popülarizm kaygısıyla, taraftara sempatik görünmek için yöneticiler kulüpleri borçlandırıyor. Kulüpler Yasası’na sonuna kadar destek oluyorum. Bence borçlanmadan kulüp yöneticileri de sorumlu olmalı” diyerek bir anlamda Yıldırım Demirören’e de göndermede bulunmuş oldu.
Finansal fair-play’in Anadolu kulüpleri için çok yararlı olduğunu söyleyen Hasan Akıncıoğlu ise, bu kurallar sayesinde Anadolu kulüplerinin belediyelerin himayesinden çıkıp profesyonel yöneticiler yordamıyla yönetilmek zorunda kaldığını kaydetti. Kriterlerin sadece finansal olmadığını anlatan Nedim Türkmen de “UEFA, PSG, Manchester City, Chelsea gibi kulüpler yordamıyla futbola giren futbol dışı kuvvetlerin ortadan kaldırdığı rekabeti yeniden sağlamak gayesiyle bu kriterleri getirdi. Asıl amaç futbolun eşit ekonomik şartlarda oynanması isteğidir. 2014 yılından itibaren yürürlüğe girecek kriterlerle artık kulüpler gelirlerinden fazla harcama yapamayacak” diye konuştu.

Yayın geliri soğuk savaşı

Antalya’da ilk günün akılda kalan konuşmalarından biri de Fikret Orman’la Nedim Türkmen arasında yaşandı. Türkiye’de naklen yayın gelirleri konusunda ciddi bir adaletsizlik olduğunu savunan Türkmen’e, Beşiktaş Başkanı “Dünyanın her yerinde yayın gelirleri farklı dağıtılır. Örneğin İspanya’da Real Madrid’in aldığı para ile Atletico Madrid’in aldığı para arasında büyük bir fark var” cevabını verdi. Karşılıklı değil basının soruları üzerinden yürüyen yayın geliri soğuk savaşında Türkmen son sözü şöyle söyledi: “İspanya bu konuda kötü örnek. Orada ikili bir lig var. Barcelona ve Real Madrid. Biz ise İngiltere Ligi’ni örnek alıyor ve öneriyoruz. İngiltere’de yayın gelirlerinin yarısı bütün takımlara ortak bölünür. Geri kalanı ise tanınırlık ve başarı kriterleriyle belli yüzdelerle paylaştırılır. Eğer siz ekonomik olarak rekabeti yaratamazsanız ülkede şike de olur, teşvik de.”

‘Hz. Ömer gelse kaçardı’

Seminerin ilk gününün sabah seansında TFF 1. Başkanvekili Ufuk Özerten, Yıldırım Demirören yönetimi olarak şike soruşturması gibi zorlu bir süreçte bu önemli görevi üstlendiklerini vurgulayıp “Hz. Ömer’i sabah namaza kaldırıp çöz desen, öğle namazında beni yerime koyun derdi. Ama biz bu işi hallettik” dedi.