Hatice mi, netice mi, işimize gelen mi?

Geçen sene hatırlarsanız, bu zamanlarda Fenerbahçe yerden yere vuruluyordu...
Haber: BANU K. YELKOVAN / Arşivi

Geçen sene hatırlarsanız, bu zamanlarda Fenerbahçe yerden yere vuruluyordu... Zico'yu göndermek isteyenler cemiyet kurmuş, tek ağızdan kamuoyu açıklamaları yapıyorlardı... Aldıkları puanlar, takım iyi olduğu için değil, rakipler kötü olduğu için alınıyordu... Zico hangi takımda ne başarı elde etmişti de Fenerbahçe'yi çalıştırabiliyordu? Çok şükür, bu sezon işler tamamıyla tersine döndü... Takım bu yıl çok iyi... Şiir gibi futbol oynuyorlar... Karşısındaki Inter'miş, PSV'ymiş, Galatasaray'mış fark etmiyor... "Zico zaten futbolu biliyordu, tek ihtiyacı olan tecrübeydi, onu da kazandı" diyorlar cemiyetlerinin adını 'Zicoperver Terakki Fırkası'na çevirenler...
Peki geçen seneyle bu sene arasında somut olarak ne fark var?
Geçen senenin 'çok kötü' Fenerbahçesi, 15. hafta sonunda 9 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet sonucu aldığı 31 puan ve attığı 32 gole karşılık yediği 14 golle liderlik koltuğunda oturuyordu.
Bu sene 15 hafta sonra aldığı 9 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet sonucu aldığı 31 puan ve attığı 25 gole karşılık yediği 14 golle dördüncü!... Yorum yok, çünkü göreceli işler bunlar...
* * *
Tuncay Şanlı'yı tanımadan önce ona sinir olanlardandım... Kendi kendine gayet güzel galeyana gelebilen bir kitleyi, ellerle kollarla ayaklandırmaya çalışmasına, yanından biri hızlıca koşarak geçse, rüzgârından yere düşüp, yüzyılın faulüne maruz kalmışçasına kıvranmasına falan çok bozulurdum... Sonra Tuncay'la tanıştım... Ailenin hasbelkader futbolcu olmuş ama saygısından, efendiliğinden hiçbir şey yitirmemiş küçük oğlu tadında biri olduğunu, inatla sevmemeye çalışsanız bile bunu başaramayacağınızı gördüm...
İyi insan olmadan, hiçbir şeyde 'iyi' olunamayacağına inananlardan biri olarak, onun İngiltere'de başarılı olmasını canı gönülden isteyenler arasındaydım.
Bu yüzden Fenerbahçe Avrupa'da iyi giderken, onun takımı kötü gittiğinde,
için için oh olsun diyenleri, devre arasında tıpış tıpış döneceğini savunanları, yedek kalmasını, İngiltere'de yılın en kötü transferi denmesini, saçlarını kestirmesini, ki biz kadınlar biliriz saçların durup dururken neden kestirildiğini, endişeyle izledim... Onun arkasından atıp tutanlar, beş günlüğüne tatile gidince insanın memleketine nasıl koşarak döndüğünü bilmez gibi eleştirdiler onu. Üç yabancı dil bilsen de, havaalanına iner inmez hayata karışsan da zordur yurtdışında yaşamak... Ama biz ondan hiç yabancı dil bilmeden bunu becermesini istedik...
85. dakikada rakip kaleye depar atabilmesi, taraftarların adını bağırması yedek kalması kadar önemli değildi bizim için ama şimdi utanmadan,
"Bak..." diyoruz, "Tuncay'a bak..." Sadece gol atarak var olabilmek mi zor bu dünyada, sadece haklı olduğun zaman mı 'bak bak'lamak... İnanın bilemiyorum, çünkü göreceli işler bunlar...
* * *
Avrupa maçları başladı başlayalı, genel hava neydi? Fenerbahçe aldı başını gidiyor, Beşiktaş sürünüyor... Ligde? Beşiktaş çoktan havlu attı, Galatasaray şampiyon oldu... Elimizdeki somut gerçek: Avrupa'da hem Fenerbahçe'nin hem Beşiktaş'ın devam edip etmeyeceği son maça bağlı, ligde Galatasaray'la Fenerbahçe arasındaki puan farkı 1, Beşiktaş'la 4...
Valla billa yorum yok... Çünkü bir kez daha, bu sefer organize işler şarkısının melodisiyle, göreceli işler bunlaaaar...