Hayırlı bir iş için futbol

Kolombiyalı sosyal hizmet uzmanları, 'sokak futbolu'yla gençleri uyuşturucu bataklığından kurtarma savaşı veriyor.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Yiğiter Uluğ, geçenlerde 'Pazar Yürüyüşü'nde, genç erkek milletinin yaz aylaklığından bahsediyordu. Gün boyu merdivende, duvar üstünde pineklemelerinden, arada 'yalandan maç edip' yine pineklemelerinden.
O 'yalandan maç etmek' var ya... Çok ciddi bir şey olabilir aslına bakılırsa! Ki zaten birçok velet için öyledir. Daha doğrusu öyleydi. Arsada 'bile' değil, sokakta oynanan kara düzen futbol... Henüz mahalleler varken, insanlar-yayalar sokaklarda daha fazla hükümranken, trafik bu kadar vahşi değilken... Hâlâ da ölmüş değildir sokak futbolu. Bilhassa kibar muhitlerden uzaklaştıkça hâlâ görebilirsiniz, taşlar ve giysilerle yapılmış kalelerle, çoğu günlük kıyafetlerle, araba geçerken sinir içinde mola vererek top peşinde debelenenleri.
Sokak futbolu, epeydir, bir nostalji konusu. İdmanla, eğitimle kazandırılamayacak, ancak sokak karambolünde öğrenilebilecek becerilerin, reflekslerin artık yıkılıp gitmiş okulu gibi tahayyül ediliyor... Bir kayıp futbol cenneti gibi...
Lâkin o cenneti baştan kurmaya çalışanlar da var dünya üzerinde. Hatta sokak futbolunu ihya etme hedefi, dünya çapında bir projeye dönüşme istidadı bile gösteriyor. İyi çalımcılar ve top cambazları yetiştirme maksadıyla değil, 'sosyal barış' ve muhabbet maksadıyla...
Fikir Medellin'de doğdu
Bu fikir yaklaşık beş yıl önce Kolombiya'nın Medellin kentinde doğdu. Bir grup sosyal hizmet uzmanı, gençleri uyuşturucu mafyasının etki alanından kurtarmak, birbirleriyle ölümüne rekabet içindeki mahalle çetelerindeki delikanlılar arasında dostluk kurmak amacıyla, sokak futbolundan yararlanmaya karar verdiler. 'Sokak savaşı yerine sokak futbolu' şiarıyla, 'Futbol para la paz' (Barış için futbol) projesi oluştu.
Projeyi başlatanlar, sokak futbolunun, kendini ve başkalarını tanıma, ilişki kurma, sorun çözme gibi 'hayatta lazım olan becerileri, oynaya oynaya öğrenmeye' yardımcı olabileceği kanısındaydılar. Düzenledikleri organizasyonlarda, sokak futbolunun 'kurallarını', insanları birbirleriyle ilişkiye geçmeye mecbur bırakacak şekilde koydular: Kız-erkek karışık oynanıyor. Kuralları her maçtan önce iki takım birlikte saptıyor. Zaten sokak futbolunun doğasında vardır ya bu: 'sahanın' koşullarına, büyüklüğüne göre hayalî çizgiler saptanır, taç ve kornerin olup olmayacağına karar verilir, hangi mesafeden şut çekmenin caiz olduğu, kalenin üst direk hizasının 'nere' olacağı, 'duruma göre' tayin edilir. İşte Medellin projesini yürütenler, sokak futbolunun bu değişken kurallılığını, katılımcıları birlikte kral koymaya, bunun için
'müzakereye' teşvik etmek için kullandılar. Hakem de yoktu. İhtilaflı pozisyonlarda takımlar konuşup anlaşarak bir karara varmak durumundaydı. Projeciler, başlangıçta her takıma, bu tartışmalarda 'yardım eden' bir akil abi ya da ablayı 'takım büyüğü' olarak atamışlardı. Bu arada, rakibin gollerini de alkışlamak gibi töreler icat edildi.
Medellin projesi çok başarılı ve popüler oldu. Şimdi her haftasonu kentte yaklaşık 300 takım sokaklara dökülüyor bu organizasyon çerçevesinde maç yapmak için! Sahiden, birçok mahalle arasında barış sağlandı. Futbol oynarken tanıştığı 'düşman' mahalleden kızlarla-oğlanlarla evlenenlerin bile olduğu anlatılıyor!
Almanlar da etkilendi
Alman Parlamentosu İkinci Başkanı Antje Vollmer, bir Kolombiya ziyaretinde haberdar olduğu Medellin projesinden çok etkilendi ve bunu Almanya'nın Doğu eyaletlerine uyarlamayı düşündü. Geçen sene Brandenburg'da, ırkçılığı ve yabancı düşmanlığına karşı, 'Hoşgörü İçin Sokak Futbolu' projesi başlatıldı. Federal Gençlik Bakanlığı'ndan 1.2 milyon euro, eyaletinin bakanlığından 1 milyon euro ayrıldı bu işe. Ekim'de, 200 çocuğun katıldığı eğlenceli bir turnuva düzenlendi.
Antje Vollmer bu işten çok heveslenmiş. Albert Camus'nun ünlü 'Medeniyet üzerine ne biliyorsam futboldan öğrendim' sözünü anıyor. Yeni hedefi, örgütlenmeyi genişletip, 2006 Dünya Kupasına refakat edecek bir 'Sokak Futbolu Dünya Şampiyonası' düzenlemek. Bu projeyi destekleyen bildik bir isim var: Jürgen Klinsmann! Almanya'nın bir dizi kentinin sokaklarında, avlularında oynanacak bu turnuvaya, bütün dünyadan, ülkeleri, şehirleri, kasabaları, köyleri temsilen sokak futbolu girişimlerini çağırmayı düşünüyorlar.
'Evcilleştirme' teşebbüsleri olarak da görülebilir elbette bunlar. Sokak futbolunun 'vahşî doğasını' kafese kapatan, onu yapay bir 'projeye' dönüştüren girişimler. Evet, var böyle bir yanı. Ama sadece o yanı mı var? 'Başka' bir futbol neşesinin yaratılmasını sağlayabilir, sağlıyor bu 'projeler.' 'İnsanlık namına' bir fayda sağladığına, sağlayabileceğine de itiraz edilmeyecektir herhalde. Hele bir de arada sırada şurada burada birkaç sokağı trafiğe kapatmaya yarasa!
Son bir not: İstanbul'da da Kadıköy Gençlik Merkezi'nin benzer ilgileri olduğunu duydum.